FETÖ'NÜN TAHRİP GÜCÜ YÜKSEK "AŞK VE SEX BOMBASI" TELEKIZLARI

 








Evet, konumuz, Sabah gazetesinin Yeni Akit gazetesini kaynak göstererek yayınladığı FETÖ haberi.

Haberde “A planı”, “B planı”, “İnternet” ve “KKTC yapılanma” başlıklı dosyalardan ve powerpoint sunum materyallerinden söz ediliyor.

Bunlar, “telekızların askerlere nasıl ulaşacağının adım adım gösterildiği” dosyalarmış. 

A ve B planlarını aktarmıştık.. Sırada “internet” başlıklı dosya var. O da, telekızların askerlere nasıl ulaşacaklarını adım adım gösteriyormuş.

Okuyalım:

İNTERNET

Kritik personel tespit edilecek.

Personelin zaafları iyi belirlenecek; aşk isteyene aşk, sex isteyene sex ile yaklaşılacak.

Personelin mailleri, face’i ve netteki ilgileri tespit edilecek.

Resimler mail ile yollanarak arkadaş arıyor formatında msn adreslerimiz bırakılabilir.

Arkadaşlık sitelerine güzel resimlerle üye olarak üye subay astsubaylara mesaj bırakılacak.

Kısa sürede soyunulacak.

Karşıdaki mastürbasyona yönlendirilip, kamera görüntüsü alınacak.

Daha sonra Marmaris ilgilenecek. (Telefon-mail-tehdit)

İnternette tanışılan ve görüntüsü alınanla kesinlikle yüz yüze tanışılmayacak.

Bir kez tanışılıp görüntüsü alınan kişiyle bir daha nette görüşülmeyecek.

Eğer açık görüntüye evet derse, fotoğraf makinesine alınacak, sexten sonra birlikte tekrar izlenecek.

Görüntüler kendisine kesinlikle verilmeyecek, fotoğraf makinesinden hemen silinecek, daha sonra geri çağırma programları ile tekrar elde edilecek..

Eğer açık görüntüye evet demez ise gizli kameralı ortam ayarlanacak.

Belge ve bilgi getirmenin yaşam tarzı olduğu kabul ettirilecek.

Başlangıçta çok gizli belgelerden çok basit önemsiz herkesin bulabileceği belgeler istenerek belge bilgi getirmesi alışkanlık haline getirilecek

(http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/11/14/feto-tskya-telekizlarla-sizmis)

*

Bu müstesna “belge”ye göre, İzmir’deki FETÖ’cü polisler gündemlerine ilk hedef olarak, TSK’daki “kritik” personelin tespitini almışlar.

Evet, bütün personeli değil, “kritik” personeli.

Kritik personelden ne anlaşılacağı, duruma göre değişir. “Kritik”ler bazen “karar” mercîleridir, bazen de, “kiritik” önem taşıyan görev ya da lokasyonlarda olanlardır.

Mesela, bazen bir general “kritik” personeldir, bazen de (generalin zaaflarının tespitinde ya da ona yönelik zehirleme vs. gibi bir suikastte kullanılabilmesi bakımından) onun emir eri, çaycısı, şoförü vs. ..

“Belge”ye göre, “kritik” personelin tespitinden sonra sıra onların kritik zaaflarına geliyor.

Evet, “belge”ye inanacak olursak, İzmir’in FETÖ’cü polisleri, polisliği bırakmış, bir istihbarat teşkilatı gibi çalışmaya başlamışlar, üstlerine vazife olmayan, hatta suç demek olan işlere bulaşmışlar.

Çünkü, kurumlarda kimlerin “kritik” konumlarda olduğu da, hangi “kritik” personelin ne tür zaaflarının bulunduğu da polisi ilgilendirmez. 

Bu, polisin yetki ve sorumluluk alanına girmez. 

Onun görevi suç işlenmesini engellemek ve suçluları mahkemelere sevketmekten ibarettir.

*

Polislerin istihbarat faaliyeti yaptıkları da olur, fakat bu, bir suçlunun yakalanması ya da bir suç örgütünün üyelerinin tespiti ve bağlantılarının ortaya çıkarılması gibi durumlarda yaşanır.

Polis, kimin hangi suçlara meyilli olduğu ya da hangi zaaflarının bulunduğuyla ilgilenmez, ilgilenemez. Buna vakti de olmaz zaten, işi başından aşkındır.

İstihbarat teşkilatları ise öyle değildir. Her tarafı takip etmeye, her yerden ajan, eleman ve muhbir temin etmeye uğraşırlar. Kullanacakları kişilerin eğilimlerini, hobilerini, alışkanlıklarını ve zaaflarını bilmek isterler.

Aynı şekilde, kendi personellerinin bile yetenek ve zaaflarının çetelesini tutarlar.

Bu, hem bilgi toplama (casusluk), hem de casusluğa karşı koyma (kontr-espiyonaj) bakımından önem taşır.

Evet, istihbarat teşkilatları, her tarafı tarassut altında tutarlar. Odatv.com’da yayınlanan şu satırlar meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir:

Bilinir ki Mülkiye-MİT ilişkisi kadimdir ve yine her daim MİT’in tüm partilerde örtülü kontenjanı vardır!

Çok detaya girmeyeyim şimdi şunu yazayım; ne zamanki inişli çıkışlı dönemler olur bu “vekiller” devreye girer deyip geçeyim...”

(https://www.odatv.com/guncel/kilicdaroglu-mit-iliskisi-amca-yegen-istihbaratcilar-120003444)

(Mülkiye'den kasıt Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi.. Vekillerden kasıt da milletvekilleri.)

İstihbarat teşkilatlarının, devletin güvenliği açısından önem taşıyan “kritik” kurumların “kritik” noktalarında görev yapan "kritik" personelin zaaflarını bilmeye ihtiyacı vardır.

Şunu demek istiyoruz: Böyle bir belge, bu üslupta, bir polis değil, ancak bir istihbaratçı tarafından kaleme alınabilir.

*

Belge genel olarak zaaflardan bahsediyor, fakat pratikte, zaaf olarak sadece “aşk ve sex”in görüldüğünü ortaya koyuyor.

Bu da gösteriyor ki, belge sonradan, olayın cereyan şekline göre dizayn edilmiş. Çalınan minareye kılıf uydurulmaya çalışılmış.

Yani ortaya çıkan olay “aşk ve seks” eksenli olduğu için, ona göre bir zaaf haritası çıkarılmış.

Eğer olay yaşanmadan önce böyle bir eylem planı hazırlanmış olsaydı, zaaf yelpazesi geniş olurdu. Mesela para zaafı, değerli eşya tutkusu, falanca türden değerli nesnelerin koleksiyonerliği, gezip tozma ve de yiyip içme tutkusu, alkol bağımlılığı, çocuklarını özel kolej ve üniversitelerde okutma telaşı, lüks ev ve araba merakı vs. gibi zaaf olarak değerlendirilebilecek çeşitli türden takıntılar ve hassasiyetlerden söz edilirdi.

*

Daha derine inildiğinde, insanların bazı karakter özellikleri de (özellikle “kritik” mevkilerde olmaları durumunda) birer önemli zaaf olarak kendisini gösterir. 

Mesela övgüye, meth ü senaya düşkünlük, eleştiriler ve tepkilerden çok ve çabuk etkilenip sarsılmak, sabırsızlık ve acelecilik, boşboğazlık ve övünme merakı, yağcılık ve dalkavukluk, ikiyüzlülük, ölçüsüz kindarlık ve intikam takıntısı.

(Daha iyi anlaşılması için bir örnek verelim: 

İttihatçı Enver Paşa, Selanikli Mustafa Kemal için "Biliniz ki, Mustafa Kemal’i paşa yapsanız padişah, padişah yapsanız haşa Allah olmak ister" demişti. 

İngilizler bunu farkettikleri için bu yükselme tutkusunu kullanarak onu satın aldılar. 

İsmet İnönü’nün açıkladığı gibi onun “Anadolu ihtilali”ni desteklediler ve ona istediği “Türkiye Cumhuriyeti padişahlığı”nı verdiler. 

Fakat o, Enver’in ifade ettiği şekilde Türk milletine tanrılık taslamaya da kalkıştı, ulufeleriyle beslediği yağcı yazar çizer ve şair taifesine kendisini ilahlaştıran metinler ve şiirler yazdırdı. Bütün insanî zaafları tek başına şahsında toplamayı başarmış kıyamet alâmeti bir tuhaf adamdı.)

*

Zaaf demişken, SWOT Analizi diye adlandırılan stratejik planlama yönteminden de söz etmek uygun olur.

SWOT kısaltması, dört İngilizce kelimenin ilk harflerinden oluşuyor: Strengths (güçlü yönler), Weaknesses (zayıflıklar/zafiyetler), Opportunities (fırsatlar), Threats (tehlikeler).

Zaaf kelimesi burada zayıflık olarak karşımıza çıkmış durumda. Bunlar, Arapça kökenli ve aynı kökten türemiş iki kelime.

SWOT Analizi, kamu yönetimi ve işletme disiplinleri için vazgeçilmez önemde bir konu başlığı olarak görülür. Fakat aslında, siyasal ve toplumsal etkinliklerin her alanında insanlar bu analizi çoğu kez insiyakî/içgüdüsel bir biçimde yaparlar.

Mesela bir ticarî projeyi hayata geçirmeyi tasarladığınızı düşünelim, güçlü yanlarınızı (sermaye vs. gibi), zayıflıkları (tecrübe eksikliği gibi), fırsatları (piyasa talebinin fazla olması gibi) ve tehditleri/tehlikeleri (mesela rakiplerin fazlalığını ve gücünü), SWOT analizi diye bir tabiri hayatınız boyunca hiç duymamış olsanız bile, kendi kendinize düşünür ve kafanızda tartarsınız.

Aynı durum, haberdeki olayımız için de geçerlidir. FETÖ’cü polisler diyelim ki tam da “belge”de geçtiği türden bir “pezevenklik projesi” hazırladılar, ister istemez güçlü ve zayıf yönlerini, fırsatları ve tehditleri kafalarında ölçüp biçeceklerdir.

!

Karınızdaki kurum sonuçta TSK’dır. Bırak senin gibi sinek sıklet bir il emniyet kadrosunu, hükümetleri bile devirmiş, darbeler yapmış, başbakan asmış bir kurum.

Dahası, nasırına basacağınız TSK’lıların birçoğunun siyasî partilerde, MİT’te, parlamentoda, yargıda, hükümette ve ülkedeki diğer güç odakları içinde mutlaka bağlantıları ve “dayı”ları bulunacaktır. Onların da karşınıza dikilmesi riski var.

Siz ise sayıca bir elin parmaklarını bulmayan bir avuç polis memurusunuz (Nitekim olayda yargılananların sayısı fazla olmakla birlikte ceza alanların sayısı az, özel hayatın ihlalinin yanı sıra FETÖ'cülükle suçlananların sayısı ise daha da az).. 

Bir polis olarak FETÖ üyesi olman bazen bir avantaj olsa bile, aidiyet hissettiğin grubun sonuçta cemaatlerden bir cemaat ve de bir sürü düşmanı var.. Bunlara, grubunu kıskanan ya da ondan zarar gören diğer cemaatler de dahil (Mesela rakip Nurcu gruplar, Haydar Baş belası gibi sahte şeyhler, “Siyasal İslam” ve “İslamcılık” eleştirinden dolayı grubundan yaka silken İslamcılar).

Fakat söz konusu belgeye bakıyoruz, karşımızda, kendisi için hiçbir tehdit ve tehlike görmeyen, hayatı tümden fırsatlar okyanusu olarak tahayyül eden, gücünü sonsuz ve sınırsız farzeden, kendisinde hiçbir zafiyet görmeyen hayalperest, burnu havalarda bir “yapı” buluyoruz. Habere konu olan belgeye göre durum bu.

Belgedeki üslup, bütün darbelerde, muhtıralarda, sosyal çaltantılarda zeytinyağı gibi hep suyun üstüne çıkan, hiç hesap vermeyen, milletin kalbine korku salan MİT’in üstün zekâlı personeline yakışıyor, fakat (ne kadar güç zehirlenmesi yaşarsa yaşasın) bir FETÖ’cünün üzerinde sakil duruyor.

*

Evet, haberde geçen metinde zaaflardan (zaaftan değil, zaaflardan) söz edilmiş ve ortada sadece “aşk-sex” var.

Neden böyle?

Sebebi, patlak veren olayın, patlayan skandalın telekız eksenli bir organize fuhuş festivali görüntüsü veriyor olması.. Dolayısıyla, FETÖ’cü polisleri suçlamaya dönük olarak sahte belge üreten istihbaratçımız, bu spesifik zaafa endeksli bir “belge” hazırlamış. İstim arkadan gelmiş..

Blegeye göre, polisliği bırakıp istihbaratçılığa soyunan FETÖ’cü polisler, “Elinde sadece çekiç olan, herşeyi çivi olarak görür” diyen psikolog Maslow’u haklı çıkaracak şekilde, ellerindeki telekızlar ziyan olmasın diye herkesi aşk ve seks manyağı kabul etmişler, yola öyle çıkmışlar.

Mesela, “para”ya zaafı olanın cebine harçlık koyalım diye düşünmüyorlar. “İlla da araya telekız koyalım, parayı telekıza verelim, o da o parayla araba kiralasın, kahraman askerimizi yazın denize, kışın otel havuzuna götürsün, yiyip içip yatsınlar” diyorlar.

*

Ancak, devreye internet girdiğinde “aşk ve sex”in daha masrafsız ve kestirme biçimleri söz konusu oluyormuş.

Sözde, FETÖ'cü polisler önce “kritik” personelin “zaaflar”ının belirlenmesini hedeflemişler ve bunun için önce askerî personelin “mailleri, face’i ve netteki ilgileri” mercek altına alınmış.

Demek oluyor ki, “belge”ye inanacak olursak, FETÖ’cü polislerin elinde sadece sadık, itaatkâr, saat gibi kusursuz çalışan bir profesyonel telekız ordusu yok, aynı zamanda (bir istihbarat teşkilatında olan türden) tam zamanlı çalışan bir bilgisayar korsanları ya da hacker’lar şebekesi var. Ve bunlar, hedef isimlerin bilgisayarlarını ve cep telefonlarını yol geçen hanına çevirmişler.

Paraları bol ya, FETÖ’cü polisler bu hacker’ları da finanse ediyorlar.

FETÖ’cü hain polisler, TSK’daki “kritik” personeli tespit etmişler, sonra da bunların kimlerle ne tür e-posta alışverişi yaptıklarını, facebook’daki hareketlerini, internette ne tür sayfaları ziyaret ettiklerini tek tek tespit edip analiz etmişler, bunlardan hareketle bir zaaf tablosu çıkarmışlar.

Ve de ortaya şöyle bir tablo çıkmış: TSK’nın “kritik” personelinin tek ve biricik zaafının dizginlenemez bir karı-kız düşkünlüğü olduğu anlaşılmış.

*

Bu kadarı hazırlık safhası..

Ardından hücum borusu çalıyor ve telekızlar interneti savaş meydanına çeviriyorlar.

“Aşk ve sex” savaşı için önce subay ve astsubaylara arkadaşlık teklif ediliyor, süslü püslü resimler gönderiliyor, mesaj bırakılıyor, kanca takılıyor.

Ancak, FETÖ’cü polislerin, internet meydan muharebesini biraz aceleye getirmek istedikleri görülüyor. Aşk faslı çabuk geçiştirilecek, sex faslı için “Kısa sürede soyunulacak”mış. Telekızlar hemen doğal silahlarına sarılacaklarmış.

Maksat, askerî personelin de aşka gelip soyunmasını sağlamak. Muhtemelen telekızlar “Şuranı da göreyim, buranı da göreyim, şuranla şöyle yap, bak ben de öyle yapıyorum” filan diyerek (internet üzerinden ekran başında muhabbet ettikleri) kahraman askerlerimizi gaza getirecekler.

Ve tabiî o arada müstehcen görüntüler kayda alınmış olacak. 

*

Telekızın internetteki rolü buraya kadar.. Belgeye bakılırsa, böyle buyurmuş FETÖ’cü polis berduşlar.

Bu görüntüler alındıktan sonra artık bir daha internet üzerinden görüşme yapılmayacakmış. Yüzyüze de görüşülmeyek, tanışılmayacakmış.

Çünkü artık devreye, B Planı’nda da adı geçen Marmaris kod girecekmiş.

Maşallah bu Marmaris kod, Süpermen gibi aktif, her yere yetişiyor. Kurbana telefon edecekmiş, e-mail gönderecekmiş, kahraman askerimizi “Elimizde sünnet çocuğu kıvamında görüntülerin var, yayınlamamızı ister misin?” diyerek tehditte bulunacakmış.

Peki ya hedef personel internette soyunmaya ikna edilemezse?..

O zaman internetin B planı devreye giriyor..

İnternetteki tanışıklık yüzyüze görüşme ile sürdürülüyor ve telekız, biraraya geldiği kahraman askerimizin kaslı vücudunun merak ettiği kısımlarını görmek istiyor. Hayranlığının nişanesi olarak da fotoğraflama teklifinde bulunuyor.

“Aşk ve sex” atmosferinin yüksek basıncı altında terleyen ve sersemleyen kahramanımızın, köprüden önceki son çıkışı da aştığı bu geri dönülmez noktada cıvatalarının gevşememesi ve hayır diyebilmesi zor.

Çok zor.

Üstelik telekız da soyunmuş, “sex” silahının namlusunu kahramanımızın kalbine dayamıştır.

*

FETÖ’cü “pezevenk” polislerin talimatı açık:

Eğer açık görüntüye evet derse, fotoğraf makinesine alınacak, sexten sonra birlikte tekrar izlenecek.”

Tekrar izlenmesi önemli.. Kahramanımız, ne kadar rezil bir görüntü verdiğini sonradan capcanlı hatırlayabilmeli.

Görüntüler tekrar izlendikten sonra telekız, kahramanımızın gönlü rahat olsun diye görüntüleri silecekmiş..

Talimat şöyle:

“Görüntüler kendisine kesinlikle verilmeyecek, fotoğraf makinesinden hemen silinecek, daha sonra geri çağırma programları ile tekrar elde edilecek..”

Diyelim ki kahraman askerimiz “Aşk ve sekse evet, fakat görüntü almayalım, ne lüzumu var, zaten birbirimizi canlı olarak görmüyor muyuz, nemize yetmiyor?!” dedi, o takdirde operasyon bir sonraki randevuya kalıyor.

Bu defa “gizli kamera”lı ortam hazırlanıyor. FETÖ'cülerde telekız da bol, para da, gizli kamera da, cep telefonu da, ortam da.. 

Belge öyle diyor.

*

E, adamların (subay ve astsubayların) müstehcen görüntülerini aldınız, tamam da, bu görüntüler neye yarayacak?

Söz konusu gazetelerin yayınladığı “belge”ye göre, FETÖ’cü polisler bu görüntüler vasıtasıyla askerî personele şantaj yapacak, onların askerî sırlar içeren bilgi ve belgeler getirmelerini isteyeceklermiş.

Onlar hakkında soruşturma açmak, suçları hakkında bilgi ve belge toplamak, bir dosya haline getirip işi savcılığa havale etmek, haklarında mahkemede dava açılmasını sağlamak gibi (polislik mesleğine has) şeyler akıllarından asla geçmiyor.

Peki ne geçiyor?

Şunlar:

“Belge ve bilgi getirmenin yaşam tarzı olduğu kabul ettirilecek.

“Başlangıçta, çok gizli belgelerden çok, basit, önemsiz, herkesin bulabileceği belgeler istenerek, belge-bilgi getirmesi alışkanlık haline getirilecek”

Bu ifadeler, müstesna “belge”nin aynı zamanda son iki cümlesi.. Bütün faaliyetin nihaî hedefini gösteren kilit sözler.

FETÖ'cü polisler, yabancı devletlere çalışan birer casus gibi askerî sır istiyorlarmış.

Sorun şuradaki, aynı FETÖ'cü polislerin yargılandığı davada ne savcı onlara "askerî sırları çalma" suçlaması yöneltmiş durumda, ne de bundan dolayı ceza almış bulunuyorlar.

Aşk ve zina tipi seks düşkünü kahraman askerlerimizin özel hayatını ihlal gibi "kritik" bir suç işlemişler. 

Fakat ne hikmetse davada telekızların izi tozu yok.. Biri de çıkıp "Bizi polisler, TSK'ya sızmak için kullandılar" diye ifade vermemişler.

*

Belge ve bilgi getirmenin “yaşam tarzı” olması, ajanlık anlamına geliyor.

Böyle bir yaşam tarzı olanlar, istihbaratçılardır, ajanlardır, casuslardır..

Genel anlamda düşünüldüğünde, bir yerlerden başka yerlere “izinsiz” bilgi ve belge taşımak, ahlâksızlığa karşılık gelir. Toplum geneli olayı böyle algılar ve değerlendirir.

Polislik mantığı ve bakış açısı ise bunu, hırsızlık ve dolandırıcılık suçu olarak tanımlar.

Böyle birşeyi “yaşam tarzı” olarak görme ise, istihbarat örgütlerinin “personel”ine özgü bir “bilinç” halidir.

Yani şunu demek istiyoruz: Belgedeki o satırları bir polis yazmış olamaz.. 

Olamaz! 

Ancak bir istihbaratçı yazabilir. 

Her kap, içindekini sızdırır.

*

Belgeyi kaleme alan istihbaratçının, psikoloji disiplininin verileri ışığında şekillendirilmiş olan istihbaratçılık okulları ya da kurslarında ezberlediği şablonları bu olaya da uyarladığı, o yüzden ajanlaştırma faaliyetinde “kolaydan zora, basitten karmaşığa” uzanan bir “tedricîliği” esas aldığı görülüyor.

Burada bilgi ve tecrübe konuşuyor. 

Alışkanlığın” dinamiklerinden ve büyülü etkisinden faydalanmak, birilerini birşeylere ufaktan ufaktan alıştırmak, onların teknikleri arasında yer alıyor.

Evet, bu metni bir polis yazmış olamaz.. FETÖ’cü olsun olmasın, hiçbir polis böyle bir metin yazamaz. Polislik “alışkanlıkları” devreye girer ve polis mantığını yansıtan cümleler kurar. (Zaten, polislerin FETÖ’cülükle ve askerlerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmekle suçlanıp cezaya çarptırıldıkları davanın seyri, bu müstesna “belge”nin baştan sona uydurma bir metin olduğunu ortaya koymuş durumda.)

Bu metin, “istihbaratçı alışkanlığı”nın algoritmasından ve dinamiklerinden haber veriyor. “Ben istihbaratçı kaleminden çıktım” diye bangır bangır bağırıyor.

O satırları yazan üstün zekâlı istihbaratçının bunun “bilinc”inde olmaması doğal karşılanabilir, çünkü “meslek körlüğü” diye birşey var. 

Mazurdur diyeceğiz de, bu kadar da kör kütük kör, dikkatsiz ve pervasız olunmaz ki!.. Fazla açık vermiş.

*

Bir sonraki yazıda inşallah belgenin "KKTC Yapılanma" başlıklı son sölümü üzerinde duracak ve bu bahsi kapatacağız.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

FETÖ'NÜN TAHRİP GÜCÜ YÜKSEK "AŞK VE SEX BOMBASI" TELEKIZLARI

  Evet, konumuz, Sabah  gazetesinin  Yeni Akit  gazetesini kaynak göstererek yayınladığı FETÖ haberi. Haberde “A planı”, “B planı”, “İntern...