Balkonlar seyrimize baktı:
Kimimiz ateşleyip yaktı,
Gözler önünde yandı kimimiz!
Gücü yeterdi şerri yenmeye:
Benziyordu erkeğe,
Kalıbı yerinde pehlivandı kimimiz!
Sanırdık gerçekten cesareti var:
Cepheye gelinceye kadar
Kahramandı kimimiz!
Yurdumuz yiğitlerle yurttu:
Hani kimimiz kurttu,
Arslandı kimimiz!
Bir can pazarı gününde:
Kaçanlar oldu tehdit önünde;
Dayandı kimimiz!
Hürriyete sığamıyan,
Hürriyeti haydutluk anlayan
Yabandı kimimiz!
“Gerçi sol, arsızdır” dediler
“Fakat yarım sol zararsızdır” dediler;
Bu iblisce yalana kandı kimimiz!
Gide gide, vara vara
Sürüyle canavara
Ziyafet çekecek çobandı kimimiz!
Kimimizin cübbesi altındaki, oraktı,
Kelle hasadı yapacaktı;
Onun karşısında tırpandı kimimiz!
O hâle geldi ki durum,
Kızı için “Kızım”, oğlu için “Oğlum”
Demeye utandı kimimiz!
Mikrofonda atıp tutarken
“Yaparım ben, ederim ben”
Diye öten çandı kimimiz!
Bu muydu merd, bu muydu iyi:
Bozdu millete verdiği
Andı kimimiz!
Hayrın oymağı kaldı bakımsız
Yardımcısız, yardımsız
Karşı koymaya davrandı kimimiz!
Olmadı diye şerden yana
Bir kahpe kurşunla kana
Boyandı kimimiz!
Bakıp ardından yola,
Çukurundaki kaatili ağıtla
Andı kimimiz!
Vurandı kimimiz
Kırandı kimimiz…
Kumandanına –alçakca- pusu kurandı kimimiz!
“Sonu iyi olur” diye diye
Çoğumuz uyumuştuk… Bıçak kemiğe
Dayanınca uyandı kimimiz!
Silah denemek için kıyıp canımıza
Ekmeğini kanımıza
Bandı kimimiz!
Bodrumlara kapatılan mı dersin
Percerelerden fırlatılan mı istersin:
Kimimiz şehit oldu, kurbandı kimimiz!
Dayanmadı sahipsizliğe, barbarlığa, canavarlığa;
“Burda yaşanmaz!” diyerek mezarlığa
Ayağı ile gidip uzandı kimimiz!
(Töre, Sayı: 16, Eylül 1972, s. 16-7.)
