E-KİTAP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
E-KİTAP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

E-KİTAP: AK PARTİ VE FETÖ: NE İSTENİLDİ DE VERİLMEDİ?

 

https://archive.org/details/ak-parti-ve-feto-ne-istenildi-de-verilmedi


AK PARTİ VE FETÖ:

NE İSTENİLDİ DE VERİLMEDİ?

 

Dr. Seyfi SAY

 

 

İÇİNDEKİLER

 

BİRİNCİ BÖLÜM: FETÖ’DEN (FETHULLAHÇI TAKİYYE ÖRGÜTÜ’NDEN) İSTENEN

FETHULLAH GÜLEN’İN MASUMİYETİ 6

DERİN DEVLET VE FETÖ 16

LAİK (SİYASAL DİNSİZ, SİYASAL İSLAMSIZ) KEMALİST DÜZEN VE FETÖ (FETHULLAHÇI TAKİYYE ÖRGÜTÜ) 20

FETÖ VE MİT 24

“TSK’YA KUMPAS” SÖYLEMİNİN ZAAFLARI 31

YABANCI AĞA, YERLİ-MİLLİ KÂHYA VE PARALEL MARABA 43

FETHULLAH’IN VEBALİ 48

FETHULLAHÇI TAKİYYE ÖRGÜTÜ (FETÖ) VE ATATÜRKİZM 50

AK PARTİ - FETÖ KARDEŞLİĞİ SÜRERKEN YAZILMIŞ SATIRLAR 59

“DERİN HÜSEYİN”İN MISIR’DAKİ SİNSİ SİSİ DARBESİ İÇİN FETHULLAHÇILAR ADINA YAZDIKLARI 62

MÜMTAZ’ER TÜRKÖNE’NİN DÜDÜKLÜ TENCERESİ (YA DA SOSYOLOJİZMİ) 69

FETHULLAHÇI TAKİYYE KAFASINDAN LAİK ZULÜM TAVSİYESİ 75

KASETLERİN HESABI NİÇİN SORULMUYOR? 78

15 TEMMUZ’A DAİR ÜÇ SENARYO 79

 

İKİNCİ BÖLÜM: FETÖ’NÜN İSTEDİĞİ

DIRAHŞAN KOMEDYA 84

FETHULLAH’I DOĞRU ANLAMAK VE ADİL YARGILAMAK 92

FETHULLAH GÜLEN’İN “ELEŞTİREL BİR TAHLİL” (KRİTİK-ANALİTİK DÜŞÜNME) DEVRİMİ 121

BAZI FETÖ'CÜLERDEKİ (HÜKMÜ KÜFÜR OLAN) İTİKADÎ SAPMA 131

ABANT PLATFORMU’NUN DİNDE REFORMU: TECDİD 134

ABANT ZIRVALARI: ALLAH’IN HAKİMİYETİ - MİLLETİN HAKİMİYETİ TAKSİMİ 138

ABANT PLATFORMU FACİASI: EVET, AKLINIZI KULLANIN! 142

İBRAHİMÎ DİNLER ÇELİŞKİSİ 146

DİNLER YA DA HİNLER ARASI DİYALOG 152

FETHULLAH GÜLEN YİNE ÇARPITIYOR (CEMAATİ TERK MESELESİ) 158

CEMAATİN RÜYASI (YA DA GÜLEN FIKIH USULÜNÜ NE KADAR BİLİYOR?) 164

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: FETHULLAHÇI AK PARTİLİLİK YA DA AK PARTİLİ FETHULLAHÇILIK

FETHULLAHÇILIKLA ERDOĞANCILIK ARASINDA 173

İKTİDAR SAHİPLERİNİ AKLAMAK İÇİN DİNÎ HAKİKATLERİ SULANDIRMAK 178

ALDANMAYANLAR DA VARDI! 191

LAİK (SİYASAL DİNSİZ) DEVLETİ BIRAKIP İSLAM DEVLETİNİ SORGULAMAK 197

DEVLETİ YIKMAK 218

GÜZEL AHLÂKI VE İRFANI KENDİSİNDEN MENKUL 229

FARUK BEŞER’İN AKREDİTE ŞEHİTLİK YORUMU 237

 “FETHULLAH GÜLEN FIKHI”NDAN KURTULAN FARUK BEŞER, “RECEP TAYYİP ERDOĞAN FIKHI”NDAN NE ZAMAN KURTULACAK? 260

FARUK BEŞER VE İSLAMCILIK 265

MEVCUT MİLLETVEKİLİ YEMİNİ ANAYASA’YA AYKIRIDIR, DEĞİŞTİRİLMELİDİR! 279

FARUK BEŞER, BEŞER ŞAŞAR 292

İLAHİYATÇILARIN “SAVAŞ”I 296

DOĞRUYU EKSİK VE YANLIŞ ANLAŞILMAYA AÇIK BİÇİMDE SÖYLEMEK 304

FARUK BEŞER’İN HAYALİNDEKİ CİHATSIZ HİLAFET 309

15 TEMMUZ’U SORGULAMAK 311

ÜMMET, CEMAAT, FIRKA, İSLAM BİRLİĞİ VE LAİK (SİYASAL DİNSİZ) DEVLET 317

İBLİS’İN HİLELERİ, FARUK BEŞER VE ERDOĞAN 323

GEÇMİŞİ KURCALAMAK 330

“FETHULLAH GÜLEN FIKHI”NIN PEŞİNİ BIRAKTI, “FARUK BEŞER FIKHI”NI İNŞA YOLUNDA 336

FARUK BEŞERGİLLER, HİKMET VE İRFAN 343

DERİN DEVLETİN ( DERİN İHANETİN) SURET-İ HAKTAN GELME OYUNLARI 347

DÜŞENE VURAN ÇOK OLUR 352

FETÖ’CÜ “HOŞGÖRÜ VE SEVGİ DİSTRİBÜTÖRLÜĞÜ”NE KARŞI AK PARTİ TİPİ “AHLÂK VE İRFAN PAZARLAMACILIĞI” 356

 

BİRİNCİ BÖLÜM

FETÖ’DEN (FETHULLAHÇI TAKİYYE ÖRGÜTÜ’NDEN) İSTENEN

 

FETHULLAH GÜLEN’İN MASUMİYETİ

 

Sene 2012’ydi.

Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Arena stadında düzenlenen görkemli ve kalabalık Türkçe Olimpiyatları etkinliğine katılıp Pensilvanya’daki Fethullah “Hocaefendi”ye “Yurda dön, bitsin bu hasret!” çağrısı yaptığı yıldı.

Fethullah Türkiye’ye dönmeyecekti, fakat Haziran’da yapılan bu çağrının üzerinden üç ay geçtikten sonra Financial Times’te, o günlerin tartışılan bir filmine ilişkin bir yazı kaleme alacaktı.

Konu edindiği film, yahudi asıllı Amerikan film yapımcısı Sam Bacile’nin ‘Müslümanların Masumiyeti’ adlı filmiydi..

Filmin yapımcısı Bacile, Amerikan Wall Street Journal gazetesine verdiği demeçte, “İslam kanserdir, Müslümanlar da yok edilmesi gereken böceklerdir. Bu film ile İslam’ın nefret içerikli bir din olduğunu göstereceğim” ifadelerini kullanmış bulunuyordu

Film, Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’i ve İslam dinini küçük düşürüyor gerekçesiyle Mısır, Libya, Tunus ve Gazze’de protesto edilmişti.

Ancak, Türkiye’den ya da Türkler’den herhangi bir tepki gelmemişti. Bu tepkisizliğin bir istisnası vardı: Fethullah Gülen.

O, tepki vermişti.

*

Ancak, Fethullah’ın tepkisi filme değildi, filme tepki gösterenlereydi.

Bunun üzerine biz de Fethullah’a tepki olarak konuyla ilgili düşüncelerimizi internet ortamında paylaşmıştık.

Aşağıda okuyacağınız satırlar o zaman kaleme alındı.

Fethullah’ın yazısı için “Yanlış bir zeminde yayınlanmış, yanlış akıl yürütüşlere dayalı bir yazı” değerlendirmesini yapmıştık.

*

Vikipedi, söz konusu film hakkında şu bilgileri veriyor:

“Müslümanların Masumiyeti, Sam Bacile takma adıyla Nakoula Basseley Nakoula tarafından yazılan ve yönetilen 2012 yapımı İslam karşıtı kısa bir 14 dakikalık videonun iki versiyonu, Temmuz 2012'de YouTube’a "Muhammed'in Gerçek Hayatı" ve "Muhammed Film Fragmanı" başlıkları altında yüklendi. Arapça dublajlı videolarEylül 2012'nin başlarında yüklendi. Oyuncuların bilgisi olmadan, post-prodüksiyon aşamasında dublaj yoluylaİslam karşıtı içerik eklendi.

“Videonun bazı bölümlerinin İslam peygamberi Muhammed’e hakaret olarak algılanması, 11 Eylül'de Mısır'da videoya karşı gösterilere ve şiddet olaylarına yol açtı ve bu olaylar diğer Arap ve Müslüman ülkelerin yanı sıra bazı batı ülkelerine de yayıldı. Protestolar yüzlerce yaralanmaya ve 50'den fazla ölüme neden oldu. Videonun katılımcılarının cezalandırılmasını isteyen fetvalar yayınlandı ve Pakistan hükümeti bakanı Gulam Ahmed Bilour, yapımcı Nakoula'nın öldürülmesi için ödül teklif etti.  Film, ifade özgürlüğü ve internet sansürü hakkında tartışmalara yol açtı.”

(https://en.wikipedia.org/wiki/Innocence_of_Muslims)

Fethullah’ın yazısı şu cümlelerle başlıyordu:

“Müslümanlar her gün şöyle dua eder: Allah’ım, bizi doğru yolda tut. Bu dua bizim aşırı uçlardan uzaklaşmamıza ve hayatlarımızda bir denge tutturmamıza yardım eder.”

Doğal olarak burada, Fatiha Suresi’ndeki “Bizi doğru yola ilet” duası aktarılmaktadır.

Duanın Fatiha’daki devamı, hadîslerde belirtildiği şekilde, “aşırı uçların” Yahudiler [gadap olunanlar] ile Hristiyanlar [dalalete düşenler] olduğunu ortaya koymaktadır.

Ancak, Fethullah Gülen’in burada gördüğü “denge”, Fatiha Suresi’nde anlatılan denge değil, çok farklı birşeydi. Bir tür pasifizmdi.

Ayrıca, dengesizler olarak hedef aldığı kitle de Yahudiler ile Hristiyanlar değildi, dinlerinin hakarete uğramasını içlerine sindiremeyen Müslümanlardı.

*

Fethullah şunu diyordu:

“Tepkisel içgüdülerimizin rehinesi olmamalıyız ama aynı zamanda değerlerimizin ve inançlarımızın sistematik bir şekilde aşağılanmasının karşısında tamamen sessiz de kalmamalıyız. Bu iki uç arasındaki denge, Peygamberimiz Hazreti Muhammed’in (sas) mirasına karşı gösterilen hakaretlere verilen şiddet dolu tepkilerle bozuldu. Bu şiddet içeren tepkiler yanlıştı ve bizi doğru yoldan saptırdı. Müslümanlar, Peygamber’e (sas) karşı yapılan bu saldırılara tepkisiz kalmamalılar. Aksine en büyük hassasiyeti göstermeliler ve temkinli olmalılar. İslam’ı aşağılayanlar Müslümanları olumsuz bir şekilde tanıtmaya çalışıyor olabilirler, böylece Müslümanların ayrımcılığa uğramalarını, izole edilmelerini, kovuşturulmalarını ve sınır dışı edilmelerini meşru göstermek isteyebilirler. Müslüman dünyasında kasıtlı bir şekilde karmaşa başlatmak yeni bir husus değildir. Geçmişte kutsal değerlerimize karikatürlerle saldırılmıştı. Bugün bir film ve yine bir Fransız dergisindeki karikatürlerle saldırılıyor. Yarın başka araçlar kullanılabilir. Müslümanlar aldanmamalı ve bu kandırmacaya inanmamalılar. Aksine şiddete başvurmak noktasında kolay kışkırtılanları engellemek ve durdurmak için açıklamalarda bulunmalılar.”

Kabul etmek gerekiyor ki, Fethullah usta bir hatip, usta bir yazar.. İşi, tereyağından kıl çeker gibi, “hakaretçiler”in şiddet eylemlerine maruz kalmamaları için yine Müslümanlar’ı istihdam etme noktasına getirip bağlıyor.

Bize düşen görev şuymuş, “kolay kışkırtılanları engellemek ve durdurmak için açıklamalarda bulunmak”.

Böylece iş, dönüp dolaşıp, filme tepki göstermekten, tepki gösterenlere tepki göstermeye gelip dayanıyor.

Bu arada Fethullah Gülen, Batı ülkelerinde yaşayan Müslümanlar’a “korku vermekten” de geri kalmıyor:

“İslam’ı aşağılayanlar Müslümanları olumsuz bir şekilde tanıtmaya çalışıyor olabilirler, böylece Müslümanların ayrımcılığa uğramalarını, izole edilmelerini, kovuşturulmalarını ve sınır dışı edilmelerini meşru göstermek isteyebilirler.”

Sanki zaten ayrımcılığa uğramıyor, izole edilmiyorlarmış gibi..

Kaldı ki, Batı ülkelerinde yaşayan Müslümanlar, İslâm ülkelerinde yaşayan Müslümanların tepkilerinden niçin sorumlu olsunlar ki?!..

Fakat mesele sadece bu da değil, ortada bir hakaret varsa, bunun kendi cinsinden bir bedeli olmalıdır. Ceza, amelin cinsinden olmalıdır.

Ancak, bir müslüman tutup, haşa Hz. İsa’ya dil uzatamaz. Onların papa’sına vs. dil uzatmak da, Himalaya ile foseptik çukurunu eşdeğer görmeye benzer.

*

Diyelim ki Fethullah Gülen’e birisi sövdü, yapacağı en doğal şey, mahkemelerde hakaret davası açmak, kendisine söven kimsenin maddî ve manevî tazminat cezasına mahkum edilmesini istemektir. Bu onun, en doğal kişilik hakkıdır.

Bu iş için mahkemeye başvurduğunda, şayet hakim ona, “İyi de kardeşim, fikir özgürlüğü var” diyorsa, onunla alay ediyor demektir.

Eğer buna bir de, “Sen kendini iyi anlatamamışsın, kendini iyi tanıt” lafını eklerse, iki kere alay ediyor demektir.

İşte Batılılar bize tam da bunu diyorlar.

Bir başka örnek: Namuslu bir kadına yakışıksız ithamda bulunan kişiye verilecek “adil” ceza, ona herkesin içinde 80 sopa vurulması ve şahitliğinin artık ebediyen kabul edilmemesidir.

Burada yapılması gereken şey, söz konusu namuslu kadına, “Sakin ol, tepkiselliğinin rehinesi olma, namuslu olduğunu iyi anlat, hatta bu konuda gazetelere yazı yaz. Sen kendini iyi anlatamamışsın” demek olamaz.

*

Bir cinayete, bir günaha razı olan, ona ortak oluyor demektir. Hele sebep oluyor, ona zemin hazırlıyorsa, zaten ortaktır.

Şu çok açık: Söz konusu film dolayısıyla Amerikan devleti ve hükümeti kesinlikle sorumludur. Buna izin verdiği, engel olmadığı, cezalandırmadığı için o rezalete ortaktır.

Burada, “İyi ama Obama’ya da hakaret ediliyor” denilemez. Bir insanın bir kimseye, kendisine hakaret etme iznini vermesi, başkaları için, aynı şekilde hakarete katlanma yükümlülüğü üretmez.

Bir insanın kendi kişilik haklarını korumaması, başkalarından da aynı şeyi yapmalarını isteme hakkını ona vermez.

Ancak, Fethullah Gülen böyle düşünmüyor. Tutup, “ortak akıl bilgeliği” edebiyatı yapıyor:

“Peygamber’le ilgili olumsuz bir yorum -bu ne olursa olsun- bir Müslüman’ın derin bir üzüntü hissetmesine neden olur. Bu üzüntünün nasıl ifade edildiği ise bir başka konudur. Bireylerin sorumsuz davranışları İslam’ın imajına zarar verir ve savundukları bu geleneğin yıkılmasına sebep olur. Böyle bir durumda tüm Müslümanların hakları, Allah, Kur’an ve Peygamber söz konusu olacağı için, kimse sorumsuzca davranamaz. İnsan, her bir hareketinin muhtemel sonuçlarını çok iyi değerlendirmeli ve ortak aklın bilgeliğine başvurmalıdır.”

İyi güzel de, İslâm’ın imajı böyle mi korunur! Hz. Peygamber s.a.s.’e hakaret ediliyor, sen hâlâ tutmuş imajdan bahsediyorsun! Ortada imaj mı kalmış! Şu çok açık ki sen, gerçekte kendi imajının derdindesin..

Neymiş, biz Hz. Peygamber s.a.s.’i “dünyaya hakkıyla tanıtamamışız”:

 “Müslümanlar olarak kendimize sormamız gereken soru şudur: Biz İslam’ı ve Peygamber’i dünyaya hakkıyla tanıtabildik mi? Peygamber’in örneğine uyup onu hayranlık uyandırıcı bir şekilde tanıtabildik mi? Sadece sözlerimizle değil, hareketlerimizle de bunu amaçlamalıyız.”

Senin elini tutan mı var, bunu niye yapmıyorsun? Niye tutup Financial Times’te masal okuyacağına Hz. Peygamber s.a.s.’i anlatmıyorsun?!

Vatandaş Financial Times’ta Hz. Peygamber s.a.s.’i anlatmak yerine, başka birşeyi anlatıyor:

“Eğer İslam denildiğinde insanların aklına ilk gelen intihar bombacılarıysa, onlarda nasıl İslam’la ilgili olumlu fikirler oluşabilir? Masum sivilleri öldürmek tarih boyunca Müslümanların maruz kaldığı barbarlıktan farklı mı gerçekten? Bu rezil filmle hiçbir alakaları olmayan Libya’daki Amerikan elçiliğine saldırmanın, elçiyi ve elçilik görevlilerini öldürmenin ne gibi bir mantığı olabilir? Eğer bu saldırıların arkasında Müslümanlar varsa, bu Müslümanlar İslam’ın ne olduğundan tamamen habersiz olmalılar ve İslam adına en büyük suçu işliyorlar.”

Aferin, senden de bu beklenirdi! İntihar bombacılarını hatırlatmak… Tabiî Batılılar’ın ve İsrail’in intihar bombacılarına ihtiyacı yok. Onların sadece bombaları var.. Daha fazlasına ihtiyaç duymuyorlar.

Bombalar, ona eşlik eden “intiharcılar” bulunmadığında, masum hale mi geliyorlar?..

Sen neden ABD’nin ve İsrail’in yağdırdığı bombaları hiç diline dolamıyorsun?..

*

Bitti mi?.. Hayır, Fethullah Gülen bir de “tutarlılık” dersi veriyor ki, ne yenilir, ne yutulur:

“Bir Müslüman, her zaman hilesiz olmalıdır ve hareketlerinde ve sözlerinde tutarlı olmalıdır. Hıristiyanların, Yahudilerin, Budistlerin ve diğerlerinin kutsal değerlerine kendi dinine ve değerlerine karşı gösterilmesini beklediği saygıyı göstermelidir.”

Bu halinle sana bir de “hocaefendi” diyorlar, kendine hocaefendi dedirtiyorsun. Söylediğin lafı, daha doğrusu gafı ise, Yozgat’ın bilmem hangi köyündeki Çoban Feyzullah’tan bile duyamazsın.

Daha şunu bile anlayamamışsın ki, farklı bir din mensubundan kendi kutsal değerlerimize saygıyı değil, sadece hakaret etmemesini bekleyebiliriz. Mesela, Müslümanlar olarak, gâvurdan Hz. Peygamber s.a.s.’e salavat getirmesini isteyemeyiz, saygı göstermesini de bekleyemeyiz. Ancak, hakaret etmeme yükümlülüğü vardır.

Aynı şekilde biz de, Hristiyan’ın, Yahudi’nin, ya da Budist’in her “kutsal değer”ine saygı göstermek zorunda değiliz. Hakaret etmeyiz; o başka birşey. Onların putlarına sövmeyiz, ama saygı da göstermeyiz.

Tam aksine, onların putlarına saygı göstermek küfürdür.

Daha neyin iman, neyin küfür olduğunu bile ayırabilmekten aciz değilsen, nedir bu sözler?..

*

Ve bu Fethullah Gülen, bu haliyle çıkıp güya Müslümanlar’ı temsilen Financial Times’te yazı yayınlatıyor.

Daha makul görünen şu son ifadeleri, boş bir temenni ile Müslümanlar’ı oyalamaya çalışmaktan ibaret:

“Müslüman, tepkisini gösterirken doğru olan “orta yoldan” ayrılmamalıdır. Toplumun kolektif vicdanına ve uluslararası topluma seslenerek birçok doğru tepki biçimi bulunabilir. Şiddeti kışkırtmayı amaçlayan nefret konuşmaları, ifade özgürlüğü ilkesini suiistimal etmektedir. Başkalarının haklarını, onurunu ve özgürlüğünü çiğnerken bir yandan da korkunç silahlarla dolu bir çağda insanlığı çatışmaya doğru itmektedir. Bu tür kışkırtmalara kanmaktansa, İslam İşbirliği Teşkilatı ya da Birleşmiş Milletler gibi ilgili uluslararası kurumlara seslenilmeli, onlardan bu tür nefret konuşmaları vakalarında müdahale etmeleri ve kınamaları istenmeli. Sadece Hazreti Muhammed’e (sas) değil, tüm saygıdeğer dinî önderlere karşı gösterilen saygısızlıkları engellemek için gereken her şeyi yasalar çerçevesinde yapabiliriz. Peygamber’e yöneltilmiş bu saldırılar kınanmalıdır fakat doğru cevap şiddet değildir. Şiddet göstermek yerine tüm dinlerin kutsal değerlerine saygı gösterilmesi için sürekli bir çaba içinde olmalıyız.”

Sonunda fatura yine biz Müslümanlar’a çıkıyor: Tüm dinlerin kutsal değerlerine saygı gösterilmesi için sürekli bir çaba içinde olma borcu..

Bu borcu da nerden çıkarıyorsun ki?..

Neden, “Bir müslüman zaten başkalarının putlarına sövmez” demiyorsun da, sanki bu yetmiyormuş gibi, ayrıca bir de “saygı” yükümlülüğü icat ediyorsun?!..

Başkasının putuna neden saygı gösterecekmişim?.. Saygı gösterilmesi için neden uğraşacakmışım?..

Biz Müslümanlar, gâvurlardan Peygamber Efendimiz s.a.s.’e saygı göstermelerini beklemiyoruz, onlardan istediğimiz şey sadece hakaret etmemeleri.

Fakat onlar, bunu fikir özgürlüğü kabul ediyorlar. Öyle ki, Fethullah Gülen’in hatırı için bu “özgürlüklerinden” taviz verecekleri de yok.

Ama, Fethullah Gülen gibi isimlere gazetelerinde yazı yazdırıp bize ayrıca bir de kendi “kutsal değerlerine saygı” vazifesi yüklemeyi de ihmal etmiyorlar.

Hem de, sanki bu, bizim dinimizin bir gereğiymiş gibi göstererek..

Yazık ki, “Dinime dahleden bari müselman olsa” diyen şeyhülislâmlarımız artık yok.

Financial Times‘te yazan “hocaefendi”ler var..


E-KİTAP: ERBAKAN’DAN ERDOĞAN’A: ‘MİLLÎ GÖRÜŞ’ÜN TASFİYESİ VE İSLAM-KEMALİZM SENTEZİ

 

https://archive.org/details/erbakandan-erdogana-milli-gorusun-tasfiyesi-ve-islam-kemalizm-sentezi


ERBAKAN’DAN ERDOĞAN’A:

‘MİLLÎ GÖRÜŞ’ÜN TASFİYESİ

VE İSLAM-KEMALİZM SENTEZİ

 

 




Dr. Seyfi SAY

 

İÇİNDEKİLER

 

28 ŞUBATÇI İÇ SİYASET 6

BÜYÜK OYUN 10

FİTNE ZAMANI, DÜŞMAN OKLARI VE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ 13

İSLÂMCILARI LAİKLEŞTİRME PROJESİ VE AKPARTİ’NİN MİSYONU 19

ERDOĞAN, ÜMMET VE DİN MİLLİYETÇİLİĞİ 34

SUYUN ÜÇ, KORKAKLIĞIN SAYISIZ HALİ VAR 39

TÜRK MÜNAFIKLIĞINA TÜRK MÜSLÜMANLIĞI ADINI VERMEK 51

TÜRK MÜSLÜMANLIĞI MI, TÜRK HARİCÎLİĞİ Mİ? 56

“YARIM PORSİYON İSLAM”LI TÜRK MÜSLÜMANLIĞI 61

“BİR YUSUF MASALI” 66

YERLİLİK/MİLLÎLİK EDEBİYATININ TÜKENİŞİ 70

“MİLLİ GÖRÜŞ”, MİLLİ PİYANGO KADAR MİLLÎ HALE GELİRKEN 72

“İMANLI ÇILGIN TÜRKLER”MİŞ 75

28 ŞUBAT’TA SUSAN, ERGENEKON DAVASI’NDA KAHRAMANCA GÜRLEYEN ADAM: OĞUZHAN ASİLTÜRK 79

SİNSİ KEMALİZM ÖLÜMLE TEHDİT EDİYOR 87

28 ŞUBAT'TAN 15 TEMMUZ’A FETÖ, PERİNÇEK, VE ÇILGIN TÜRK KEMALİSTLER: "KASA HER ZAMAN KAZANIR" 97

GAYRİMİLLÎ MİLLÎCİ VE ULUSALCILAR 117

ÇÖKEN SİYASAL İSLAM DEĞİL, SİZSİNİZ 122

SİYASAL PARTİLER, CEMAATLER VE ŞİRK 128

 ŞAHSİYETLİ İÇ POLİTİKA 133

“MÜSLÜMANLIK BUYSA BEN MÜSLÜMAN DEĞİLİM”MİŞ 139

ÇANLAR HRİSTİYANLAR İÇİN ÇALAR 142

SEN BU TARLAYA ARPA EKTİN, BUĞDAY BİÇEMEZSİN 147

AK PARTİ LAİKÇİLİĞİNİN VE “MÜSLÜMANLARI LAİKLEŞTİRME” “HİZMET”İNİN TARİHİNDEN BİR KESİT 150

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN KADROLU VE SÖZLEŞMELİ AVUKATLARI 156

AK PARTİ YANDAŞLARI LAİKLİĞİN HATIRINA HAYRETTİN KARAMAN’I DA MECZUP İLAN ETTİ 160

BUDALALAR KUMPANYASININ BREMEN TİPİ MIZIKACILARI 168

AK PARTİ’NİN SİYASAL DİNSİZ (LAİK) DİNCİLİĞİ 170

BAZI AK PARTİ YANDAŞLARININ İSLAMCI OLMAYAN FAKAT LAİK OLABİLEN MÜSLÜMANLIĞI 174

İSLAM, YÖNETİCİLERE YALAN SÖYLEME İMTİYAZI YA DA AYRICALIĞI VEREN MAKYAVELİST BİR İDEOLOJİ DEĞİLDİR 178

ATATÜRK’Ü FAŞİSTE KOMÜNİSTE BIRAKMAMAYI BİLİYORSUNUZ DA, İSLAM’I NEDEN IŞİD VS.’YE BIRAKMAMA YÖNÜNDE BİR ADIMINIZ YOK? 183

ŞABAN ALİ DÜZGÜN, CÜBBELİ AHMET, HAYRETTİN KARAMAN VE RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN ORTAK ÖZELLİĞİ 192

DİN MİLLİYETÇİLİĞİNE KARŞI OLMAK 200

ROLLER DEĞİŞİYOR, OYUN DEĞİŞMİYOR 205

“İSLAM-CI/DİN-Cİ” DEĞİLMİŞ, “MİLLÎ GÖRÜŞ-ÇÜ”YMÜŞ 208

GELENEKLE HESAPLAŞMAK 211

AK PARTİ KEMALİZMİ 217

SAADET NEREYE KOŞUYOR? 221

DEVLETİN TEFECİLİĞİ 276

AK PARTİ: BU GİDİŞ NEREYE? 231

LAİKLEŞEN İSLÂMCILAR 240

DAVUTOĞLU: DİNÎ “DEĞER”DEN LAİK (SİYASAL DİNSİZ) DEĞERSİZLİĞE 250

SAADET PARTİSİ’NİN ESKİ LİDERİ KARAMOLLAOĞLU’NUN İKİ BÜYÜK HATASI 258

STRATEJİK ÇUKURLUK VE “ZAMANIN RUHU” 263

 

CÜBBELİ MARKA “HİKMET PAZARLAMA”

  Cübbeli Ahmet, pazarlamacılıkta  Fadıl Akgündüz ‘e nal toplatır. Görünüşe göre o, insanları  Fadıl  ile birlikte dolandırmamış, sadece...