ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ramazan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

GÜN'DEN, HAFTADAN, AYDAN, ZAMANDAN, ÇAĞDAN HABERSİZ AHMAK CÜHELA TAİFESİNE "ŞOK TEDAVİ" KABİLİNDEN "ZAMAN" VE TAKVİM DERSİ

 

RAMAZAN AYI HANGİ GÜN BAŞLIYOR? 



Önce şunu söyleyelim: 

Müslümanlar'ın Güneş takvimi çerçevesinde "birlikte oruca başlamaları"ndan, "birlikte bayram etmeleri"nden söz edenlerin ne Dünya'nın yuvarlaklığının ne anlama geldiğinden haberleri vardır, ne "gün" kavramının hakikatine dair bir idrak sahibidirler, ne "zaman" kavramı hakkında bir fikirleri bulunmaktadır, ne de takvimin ne olduğunu anlayabilmişlerdir.

Güneş takvimi ile kamerî takvim arasındaki farktan bile haberleri bulunmamaktadır.

Söz konusu olan oruca 1 Ramazan'da başlamaktır, 11 Mart veya 12 Mart'ta değil.

Güneş takvimine göre Japonya'nın 11 Mart'ı ile Türkiye'ninki, Türkiye'nin 11 Mart'ı ile ABD'ninki örtüşmez.

Aynı an içinde Japonya'da takvimler 12 Mart'ı gösterirken ABD'de 11 Mart'ı gösterebilir. 

Bu, dünya milletlerinin "11 Mart'ı birlikte yaşayamamaları" değildir. 

Dünya yuvarlak olduğu için 11 Mart'ı ancak bu şekilde idrak edebilirler.

*

Aynı durum 1 Ramazan için de geçerlidir.

Mesele Müslümanlar'ın 1 Ramazan'da oruca başlamalarıdır. 

Bu 1 Ramazan farklı beldelerde farklı zaman dilimlerine karşılık gelir. İmsak ve iftar saatlerinin farklı oluşunun sebebi budur.

Mesela 1 Ramazan günü akşam Vanlılar iftar ettiğinde orada artık takvim 2 Ramazan'ı gösterir. Çünkü kamerî takvimde gün akşam ezanıyla yani Güneş'in batışıyla başlar. 

O sırada Güneş takvimine göre gün aynı olmaya devam eder.

Vanlılar iftar vakti 2 Ramazan'ı yaşadıkları sırada İstanbul'da hâlâ takvim 1 Ramazan'ı göstermektedir. Çünkü orada Güneş batmamıştır. 

İşte aynı anda (ve Güneş takvimine göre aynı günde) memleketin doğusu 2 Ramazan'ı yaşarken batısı 1 Ramazan'ı yaşamaya devam eder. 

Bu iki beldenin kamerî günlerini Güneş takvimi çerçevesinde aynı güne denk getirmeye çalışmak ya da "Niye böyle oldu ki?" diye dertlenmek tabiî ki tam budalalıktır. 

*

Üstelik Güneş takviminde gün, gece yarısı saat 12 gibi kafadan atma, uydurma bir anda başlar, kamerî takvimdeki gibi "doğal" bir olaya dayanmaz.

Dolayısıyla bir beldenin 1 Ramazan'ı Güneş takvimi çerçevesinde farklı günlere tekabül edebilir.

Doğal bir olayla belirlenen günü kafadan atma bir kritere göre belirlenen güne uydurmaya çalışması için insanın geri zekâlılık katsayısının kaç olması gerekir?

Daha buna bile kafası basmayan ilahiyatçı taifesine, kendisini allâme-i cihan zanneden akademik budalalara, entel dantel düşünür havalarında aleme nizamat veren boş beleş ukala kalem sahiplerine bakıp üzülmemek mümkün değil.

Kelimenin tam anlamıyla som ve saf cahil olmanın yanı sıra düşüncesizliği meziyet ve fazilet, hatta entellik zannetmek gibi tuhaf bir arızaları var.

Kafalarının içinde beyin mi var yoksa saman mı, belli değil.

Bir beyinleri varsa (Ki olması lazım), bunlara hiçbir şey öğretmeyi başaramayan Türk eğitim sisteminin insanları kafalarını kullanamaz hale getirdiğini kabul etmek gerekiyor. 

Çok yazık..

*

Mepa News'un aşağıya aldığımız haberi doğruysa, Ramazan ayının 12 Mart Salı günü başlaması gerekiyor.

Çünkü, Ramazan hilali ancak 11 Mart'ta görülebiliyor. 

Burada astronomik durum değil, fiilen (çıplak gözle) görülme önemlidir.

Mesela sabah Güneş ufuk çizgisinin üstüne gelmiş olduğu halde biz ancak sekiz dakika sonra görmeye başlarız. Bu sekiz dakika içinde Güneş doğmamış kabul edilir ve sabah namazı kılınabilir, çünkü Güneş'i o sırada görmüyoruz, çünkü onun yeni konumunu gösteren ışık bize ulaşmadı. 

Aynı şekilde akşam da Güneş ufuk çizgisinin altına indiği halde biz daha sekiz dakika görmeye devam ederiz. "Gerçekte Güneş battı, o halde akşam namazını (ikindi değil) kılabiliriz" denilemez. 

(Normal bir akıl yürütüşle olayın böyle olması gerekiyor da, denildiğine göre, sabah Güneş, ufuk çizgisinin altında olduğu halde, atmosferin/havanın su gibi ışığı kırması yüzünden doğmuş gibi görüyormuşuz. Akşam da görülmemesi gereken zamanda bile, aynı kırılma yüzünden görmeye devam ediyormuşuz. İşte burada da yine "konum"u değil "görme"yi esas almak durumundayız.)

*

Kamerî ayların durumu da böyledir.

Nasıl her beldenin sabah namazı vakti farklıysa, bir belde sabah namazını kılarken diğeri öğle namazını kılma durumunda olabiliyorsa, Ramazan ayının başlaması da farklı beldelerde farklı olabilir.

İstanbul'dakinin, "Şu kadar saat sonra Pasifik'te hilal görülebilecekmiş" diyerek oruca başlaması, kendisi için akşam namazının vaktini Pasifik'te batan Güneş'e göre belirlemesi gibi abes birşeydir. 

Japonya'daki adam, hava kapalı olsa ve hilali göremese bile, "Hesaba göre hilal şu kadar saat önce Pasifik'te görülmeye başlandı, hava açık olsaydı biz de görecektik, dolayısıyla hilali gördüğümüzü varsayabiliriz" diyebilir, fakat İstanbul'daki, görmediği, göremeyeceği hilal için Pasifik'teki görülmeyi baz alamaz. 

Bu meselenin "mezhepler" çerçevesindeki durumunu ve ihtilaf-ı metali' konusunu "Ru'yet-i Hilâl Risalesi" başlıklı kitapçığımızda anlatmaya çalıştık. İhtilaf-ı metali' dikkate alınmaz diyenlerin bu fetvayı verdikleri sırada ulaşım ve iletişim bugünkü gibi değildi, çok kısa mesafeler söz konusuydu. Günümüzde ihtilaf-ı metali' dikkate alınmadığında, bazı yerler için, imsak vakti geçtikten sonra Ramazan'ın girmesi söz konusu olmaktadır. Bu, mesela öğle namazını vaktinden önce, farz hale gelmeden önce kılmak gibi birşeydir. Bayramda durum daha kötüdür, çünkü Ramazan'ın farz olan son gün orucunu tutmama, bayram yapma durumu ortaya çıkar.

*

Güneş takvimi çerçevesinde belirlenen gün, "kamerî takvim eksenli ibadet" için zaman tayininde dikkate alınmaz. 

Zaten o gün, kendi içinde (küresel ölçekte) bir belirsizlik ve karmaşa barındırmaktadır. Japınya'nın 11 Mart günü ile bizimki aynı saatte başlayıp bitmez. 11 Mart günü akşam biz hâlâ 11 Mart'ı yaşarken Japonya'da gün 12 Mart'tır. 

ABD ile Japonya'nın 11 Mart'ının örtüşme durumu ise çok daha azdır. ABD'nin 11 Mart'ının büyük kısmı Japonya için 12 Mart'tır. 

Hani takvim birliği, hani gün birliği?

Yani bizim "gün"ümüz ile Japonya'nınki, ABD'ninki vs. tıpatıp örtüşmez. Onların 11 Mart'ı ile bizim 11 Mart'ımız aynı zaman dilimine tekabül etmez. 

Böyle bir durumda biz, mesela, "Japonya'da şu sıra 12 Mart gününe geçildi, o halde biz de İstanbul'daki günü artık 12 Mart kabul edelim" diyor muyuz?!

Herkesin 12 Mart'ı kendisine..

Burada önümüze bir soru geliyor: Diyelim ki 1 Ramazan'ı 11 Mart'a sabitleme işgüzârlığı ve budalalığına kalkıştınız, kimin 11 Mart'ını esas alacaksınız, Japon'unkini mi, Türk'ünkini mi, Amerikalı'nınkini mi?

Demek ki bizim 1 Ramazan'ımız ile Japonya'nınki, Pasifik'inki (rü'yet durumuna göre) farklılık gösterebilir.. Bunları (Güneş takvimini esas alarak) birleştirmeye çalışmak cahilliktir ve "din'le oynamak"tır.

Bu tür kendisinden, dünyadan ve zamandan habersiz ukala cahilleri tekfir etmek tabiî ki yanlış olur, fakat düşüncesizlikte yekta birer "cahilliğiyle mutlu budala" olduklarını yüzlerine söylemekte ve kendilerini tanımalarına yardımcı olmakta yarar vardır.

Nasıl bazı bozuk makinalar şöyle bir vurulduğunda çalışabiliyorsa, bakarsın bunlara bu şekilde sertçe dokunmak da kafalarının çalışmaya başlamasına neden olabilir.

*

Burada temel sorun, Kamerî takvimin Güneş takvimine uydurulmaya çalışılması.. 

Dehşet verici bir cehalet, korkunç bir Batı taklitçiliği marazı.. "İbadet" alanında (şuursuzca) yapılan bir "Batı taklitçisi takvim devrimi".

Oysa bu iki takvim birbirine uydurulamaz. 

Değil birbirleriyle uyumlu olmaları, Dünya'nın yuvarlak oluşundan dolayı bu takvimlerin "gün"leri kendi içinde de beldeye göre farklılık gösterir.

"Ru'yet-i Hilâl Risalesi" başlıklı kitapçığımızda bu meseleyi bütün boyutlarıyla anlatmaya çalıştık.

On senedir bu meseleyi anlatıyoruz, dilimizde tüy bitti, kaç kişiye dinletebildik bilmiyorum. 


Ramazan ayı ne zaman başlıyor?

Ramazan ayı ne zaman başlıyor?

2024 yılı Ramazan ayının başlangıcı için hilal gözleminin 10 Mart'ta başlaması bekleniyor.

2024 yılı (Hicri 1445) Ramazan hilalinin gözlenmesine genel itibarıyla 10 Mart akşamı başlanacak.

Birçok farklı ülke ve merkezde gerçekleşecek gözlemlerde hilalin görülmesi halinde 10 Mart gecesi ilk teravihler kılınırken, 11 Mart Ramazan ayının ilk günü olacak ve oruç tutulacak.

Hilalin görülmediğinin ilan edilmesi halinde 12 Mart günü Ramazan ayının ilk günü olacak.

Astronomik olarak Ramazan hilalinin ortaya çıkması 10 Mart günü evrensel saate göre 09.00 (TSİ 12.00) sularına denk geliyor. Ramazan hilali bu saatten yaklaşık 14 saat sonra teleskopla, 17 saat sonra ise belirli bölgelerde çıplak gözle görülebilecek. Astronomik hesaplara göre genel olarak hilalin Amerika kıtası ve Pasifik Okyanusu dolaylarında gözle görülebilir olması bekleniyor.

Türkiye gibi takvim esasına göre Ramazan ayına başlayan ülkelerde ise Ramazan ayının ilk gününün 11 Mart Pazartesi olduğu önceden açıklanmış durumda.

ramazan-2024-2.jpg

ramazan202401.jpg

Kaynak: Mepa News

(https://www.mepanews.com/ramazan-ayi-ne-zaman-basliyor-1-65276h.htm)


E-KİTAP: RU’YET-İ HİLAL RİSALESİ

 

https://www.academia.edu/93355146/Ruyet_i_Hilal_Risalesi


RU’YET-İ HİLAL

RİSALESİ

 

Dr. Seyfi SAY

 

 

İÇİNDEKİLER

 

DİYANET İLMİHALİ’NİN YAZARLARINA BAYRAM GÜNÜNÜN TESPİTİ KONUSUNDA BİRKAÇ SORU 3

RÜ’YET-İ HİLAL MESELESİNİ ANLATAMADIK GİTTİ  19

UÇAK ZAMANDA YOLCULUK YAPIP NASIL GEÇMİŞE GİTTİ? (RAMAZANIN BAŞLANGICI, TAKVİM VE HİLALİ GÖRMEK) 22

AKLA ZİYAN BAYRAM BİRLİĞİ (TAKVİM BİRLİĞİ) HURAFESİ 31

AYNI GÜN BAYRAM İŞGÜZARLIĞI YA DA TAKINTISI 40

BAYRAM GÜNÜ KONUSUNDA TOPU TACA ATMA! 59

KARAMAN’IN “AYNI GÜNDE ORUÇ VE BAYRAM” HURAFESİ 64

ASTRONOMİK CEHALETİN AYNI GÜN ORUÇ VE BAYRAM TAKINTISI 70

MODERN CEHALET: BAYRAM (TAKVİM) BİRLİĞİ HURAFESİ 76

*

UÇAK ZAMANDA YOLCULUK YAPIP NASIL GEÇMİŞE GİTTİ? 

(RAMAZANIN BAŞLANGICI, TAKVİM VE HİLALİ GÖRMEK)

 

Yeni Şafak gazetesinde yazan Prof. Faruk Beşer, kamerî aylar konusundaki hatasını sürdürmeye yıllarca devam etti.

Eski(miş) bir yazısından alıntılar yapacağız, fakat önce, nerede hata yaptığını söyleyelim: Elma ile armutu topluyor, iki ayrı takvimi birbiriyle karıştırıyor.

Ramazan ayı, Güneş takvimine göre belirlenen bir ay değildir. O yüzden, onu, Güneş takvimine göre belirlenen günlere uydurmaya çalışmak, ilk düğmeyi yanlış ilikleyerek işe başlamaktır.

Kamerî takvime ait bir günün (ki gün, “doğal” bir olayla, Güneş’in batışıyla başlayıp biter), Güneş takvimine göre belirlenen bir günle (ki kafadan atılıp belirlenmiş bir “gece yarısı saat 24:00” ile bitip başlar) örtüşmesini beklemek de, istemek de, düşüncesizliğin daniskasıdır.

Değil bu iki ayrı takvime ait günlerin birbiriyle örtüşmesi, Dünya’nın farklı kıtalarının günlerinin bile, aynı takvim çerçevesinde, birbiriyle örtüşmesi mümkün değildir.

*

Mesela, yıllar önce şöyle bir haber okumuştum (Milliyet):

2018'de kalkan bir uçak 2017'de indi

01.01.2018 - 16:13 | Son Güncellenme: 

Yeni Zelanda'dan havalanan bir yolcu uçağı, Hawaii'ye indiğinde halen 2017 yaşanıyordu. Sosyal medyada büyük ilgi gören olay, zaman içinde yolculuk esprilerini getirdi.

Yeni Zelanda'nın Auckland şehrinden 2018'in ilk dakikalarında kalkan bir uçak, ABD'nin Hawaii eyaletinin başkenti Honolulu'ya 2017'de indi.

Gazeteci Sam Sweeney olayı farketti ve bu ilginç durumu Twitter'dan paylaştı. "Hawaiian Havayoları'na ait 446 numaralı uçuş 2018'de başladı ve uçak 2017'de inecek" ifadesini, #zamanayolculuk etiketiyle paylaştı.

Hawaiian Havayoları'na ait 446 numaralı uçuş, Auckland Havaalanı'ndan 1 Ocak 2018'de yerel saatle 00:05'te kalktı ve Honolulu'ya 31 Aralık 2017'de 10:16'da vardı.

Auckland, Honolulu'nun 23 saat ilerisinde.

Twitter paylaşımının altına ilginç yorumlar da yapıldı.

Bir Twitter kullanıcısı "Yani, zaman içinde yolculuk yapabiliyoruz ama hâlâ uçan arabalarımız yok" dedi.

Bir başka kullanıcı ise, "Yani teoride yolcular yeni yılı kutlayıp, 24 saat içinde ikinci kez kutlama şansı yakalayacaklar" dedi.

Kaynak: BBC Türkçe

(https://www.milliyet.com.tr/dunya/2018de-kalkan-bir-ucak-2017de-indi-2583262)

*

Dünya işte böyle bir yer.

Herkesin günü kendisi içindir.

Güneş takvimi çerçevesinde de durum böyle.

Mesela, senenin 1 Ocak gününü alalım..

Türkiye’nin 1 Ocak günü ile Japonya’nın ve ABD’nin 1 Ocak günü birbiriyle örtüşmüyor.

Japonya 1 Ocak’ı yaşarken ABD 31 Aralık’ta oyalanmakta olabiliyor.

Yani belirli bir anda sadece gün değil, ay ve yıl da farklı olabiliyor.

Ve gece 24:00’ten bir dakika sonra biz Türkiye olarak 1 Ocak’a ve yeni yıla geçtiğimizde ABD hâlâ 31 Aralık’ı yaşamaya devam ediyor

Hani takvim birliği?

*

Evet, bir birlik var.. Fakat bu, itibarî.. Gerçek bir birlik değil.

Zaman dilimleri farklı.. Fakat sadece isimde birlik var.. Farklı zaman dilimlerine aynı ismi (mesela 1 Ocak ismini) veriyor, meseleyi kâğıt üstünde çözmüş oluyorsunuz.

O yüzden, yukarıya aldığımız haberde anlatıldığı gibi, 2018 yılının ilk dakikalarında Yeni Zelanda’dan havalanan bir uçak, yolcularını (güya) zamanda geriye götürüp, bir yıl öncesinde, yani 2017’de Havai’de yere bırakabiliyor.

Gün değil, yıl bile farklılık gösterebiliyor. Geçmişe (uydurma bir geçmişe) yolculuk yapabiliyorsunuz.

Kimse de buna, Güneş takvimini kullanan ülkelerin perişanlığı demiyor.

*

Gelelim Faruk Beşer‘in yazısına:

Yine Ramazan’ın tespiti, yine Müslümanların perişanlığı” başlığını taşıyor.

İlk paragraf şöyle:

“Meselenin önemli noktalarına tekrar değineceğiz ama uygulama açısından şu kuralı da söylemeliyiz: Resulüllah buyuruyor ki, ‘Oruca herkesin başladığı günde başlanır, bayram herkesin bayram ettiği gündür, kurban da herkesin kurban kestiği gündür’ (Tirmizi). Yani durum ne olursa olsun oruca hep beraber başlanır, hep beraber bayram edilir. Buna göre pazartesi hep beraber oruca başlayacağız, 4 Haziran Salı günü de hep beraber bayram edeceğiz. İşin uygulaması böyledir, başka türlü davranmak doğru olmaz. Bu hadisi şerifin bir işareti de şudur: Tespitte hata olsa bile Müslümanların birlikte hareket etmeleri, yanlış yapmamalarından daha önemlidir. Bu sebeple benim burada söyleyeceklerim kimseyi bağlamaz.”

*

Faruk Beşer’in anlamadığı, aklına getirmediği şu: Tamam, oruca Pazartesi günü başlayacağız da, her ülkenin Pazartesi’si farklı zaman dilimine karşılık geliyor.

Mesela, Japonya’nın Pazartesi’si başladığında biz hâlâ Pazar gününde oluyoruz.

Hele ABD’nin Pazartesi’si ile Japonya’nın Pazartesi’si birbirine hiç uymuyor.

Şimdi sen, Japonya’daki müslüman ile ABD’deki bir müslümanı itibarî Güneş takvimine göre aynı Pazartesi gününde oruca başlatırsan, yanlış yaparsın.

Kamerî takvimi Güneş takvimine uydurmaya çalışma şaşkınlığını ilim zannetmeyi Faruk Beşer gibi işgüzârlar artık bırakmalıdır.

*

Mesele, Müslümanların oruca Güneş takvimine göre belirlenen bir günde başlaması olarak ortaya konulduğunda, düğme yanlış iliklenmeye başladığı için, doğru hareket edilemez.

Yani sen burada kamerî takvimi değil, Güneş takvimini esas alıyorsun.

Halbuki, burada, Güneş takvimine göre belirlenen itibarî ve kıtalara göre değişen bir günün fıkhen hiçbir hükmü yoktur.

Burada ocak, şubat vs. diye bir ay yoktur.. Sadece Ramazan ayı vardır..

Yani, dünya müslümanları 1 Ramazan‘da oruca başladıklarını söyledikleri zaman, mesele hallolmuş, birlik sağlanmış olur.

*

Dünya’nın yuvarlak olması nedeniyle bu 1 Ramazan farklı kıtalarda farklı zaman dilimlerine tekabül eder.

Ayrıca, 1 Ramazan günü, Güneş takviminin tek bir günü ile asla örtüşmez.

Nasıl örtüşsün ki, Güneş takvimine ait bir gün bile dünyanın farklı kıtalarında farklı zaman dilimlerine karşılık geliyor, birbiriyle örtüşmüyorlar. ABD gibi batıdaki bir yerde mesela 6 Mayıs günü yaşanırken Japonya gibi başka bir yerde 7 Mayıs yaşanmaya başlamış olabiliyor.

*

Faruk Beşer’in yazısındaki bir paragraf şöyle:

“Ramazan’ı başlatmak için Hilal’i görmek bizatihi bir ibadet değildir. Önemli olan Ramazan ayını/şehrini doğru tespit etmektir. Bu tespit için Resulüllah (sa) kendi zamanında üç farklı yol göstermiştir: Hilal’i bizzat görmek, bu mümkün değilse Şaban’ı otuza tamamlamak, ya da takdir etmek. Takdir hesap demektir. Bu farklı metotlar da gösteriyor ki, asıl olan rü’yet değil, Ramazan’ın doğru tespitidir. Allah da (cc) Hilal’i gördüğünüzde demiyor da, Ramazan ayına/şehr-i Ramazana ulaştığınızda oruç tutun buyurur.”

İmdi, rü’yeti (görmeyi) bir tarafa bırakır, hesabı esas alırsanız, herşeyi bozmuş olursunuz.

Mesela, Güneş’in sabahleyin doğuşu, hesaba göre, rü’yetinden/görülmesinden yaklaşık 8 dakika kadar önce gerçekleşir. Güneş’in ışıkları bize 8 küsur dakika içinde ulaştığı için, Güneş’in doğuşunun farkına biz geç varırız. İşte burada, “Önemli olan Güneş’in doğuşudur, görülmesi değildir” denilemez. Yani, biz, Güneş’in doğuşunu görmedikçe, sabah namazını kılabiliriz.

Ramazan ayının başlaması da böyledir. Hesap doğru olabilir, fakat ibadet, salt hesaba göre yapılamaz.

Hesap, rü’yeti de dikkate alıyorsa, o başka..

*

Faruk Beşer’in diğer bir paragrafı şöyle:

“Tarihte Müslümanlar ibadetlerini doğru zamanlarda ve doğru mekânlarda yapabilmek için özellikle astronomi bilimini geliştirmişler ve meseleyi doğru anladıkları zamanlarda bu bilimden sonuna kadar yararlanmışlar. Hatta Hicri V. Asır’da yaşayan Subkî, ‘eğer bir gün hesap bize çok kesin sonuç verirse o zaman rü’yete değil hesaba bakarız. Çünkü önemli olan Ramazan’ı en doğru şekilde tespittir’ demiş. Müslümanlar varlığı anlamaktan uzaklaştıkça İslam’dan da uzaklaşmışlar.”

Rü’yetin ne zaman gerçekleşebileceğini hesapla belirleyebiliyorsan, belki rü’yete gerek kalmayabilir. Fakat rü’yet şartını tümden devre dışı bırakamazsın.

*

Beşer’in bir başka cümlesi, düşünmeden yazıp çizdiğini gösteriyor:

“Yeni ayın başlangıcı tamamen kozmolojik bir ayettir ve dünyanın hiçbir yerine göre farklılık arz etmez. Bu da güneşin, ayın ve dünyanın fezada aynı düzlemde buluşmaları anıdır, bu durum ayda bir kez gerçekleşir ve yeni kameri ay da bu kavuşum/içtima ile başlar. Bu sene Ramazan ayının başlangıcı olan kavuşum yarın (4 Mayıs cumartesi) Greenwich saatiyle 22.46, yani Türkiye saatiyle 20.46’dır. Bunun anlamı şudur: Yarın akşam saat 08.46’da bütün dünya için Ramazan girmiştir ve henüz sahuru bitmemiş olan ülkeler Pazar günü oruca kalkmalıdırlar. Bu başlangıç bu sene Hindistan’ın doğusuna tekabül ediyor. Oysa rü’yet gerçekleşmeyeceği için Diyanet Takvimi, Ramazan’ı pazartesi başlatıyor, bu çok açık bir yanlıştır.”

Bay Beşer, Yeni ayın başlangıcı tamamen kozmolojik bir ayettir ve dünyanın hiçbir yerine göre farklılık arz etmez diye birşey yoktur.

Mesela Güneş’in doğup gündüzün başlaması da kozmolojik bir ayettir ve dünyanın her yerine göre farklılık gösterir.

Yeni ayın başlangıcı da aynı şekilde beldeye göre farklılık gösterebilir.

Farklılık göstermeyen şudur: Mesela Güneş’in İstanbul’daki doğuş saati, İstanbul’da veya Tokyo’da yaşamanıza göre değişmez. Fakat Güneş’in doğuş saati/zamanı İstanbul’da ve Tokyo’da farklıdır.

Aynı şekilde, Ay’ın Dünya’ya göre belirli andaki konumu da, yaşadığımız bölgeye göre değişmez, fakat bu, kamerî ayın Dünya’nın her yerinde aynı anda başlayacak olması anlamına gelmez.

Faruk Beşer’in sözünü ettiği kavuşum, Ay’ın Güneş ile Dünya arasına girmesi ve bu yüzden (Güneş’ten ışık yansıtamadığı için) görülememesidir.

Faruk Beşer’in 2019 yılına ait bu yazısından öğrendiğimize göre, o yıl kavuşum vakti, Türkiye’de, 4 Mayıs Cumartesi günü saat 20.46’ya denk geliyor (Bu sırada Japonya 5 Mayıs gününü yaşıyor).

Şimdi, Faruk efendinin cümlesine bakalım:

“Bunun anlamı şudur: Yarın akşam saat 08.46’da bütün dünya için Ramazan girmiştir ve henüz sahuru bitmemiş olan ülkeler Pazar günü oruca kalkmalıdırlar.”

Görüldüğü gibi Bay Beşer “rü’yet” şartını kaldırıyor, yerine “sahurun bitmemesi” şartını getiriyor.

Bu durumda, “Bütün dünya için Ramazan girmiştir” lafı saçmalık oluyor. Kendi yaklaşımı çerçevesinde şöyle demesi gerekirdi“Kavuşum, Ramazan’ın girmesi için tek başına yeterli değildir. Her ülke, kendi günü çerçevesinde o günün ilk sahur vaktiyle birlikte Ramazan’a girmiş sayılır.”

*

Faruk Beşer’in yaklaşımına göre, 5 Mayıs günü Hindistan’ın batısında kalan ülkelerin müslümanları oruç tutmalıdır. Onlar için Ramazan ayı girmiştir.

Fakat Japonya, Çin, Avustralya vs. gibi daha doğudaki ülkelerde yaşayan müslümanlar, 5 Mayıs günü oruç tutmayacaktır. Çünkü onlar için Ramazan ayı girmemiştir (veya Faruk Beşer kafa karışıklığına göre “tüm dünya” ile birlikte onlar için de girmiştir, fakat sahur vakti geçtiği için oruçtan muaflar).

Böylece Faruk Beşer, bu senenin 1 Ramazan‘ının Güneş takvimine göre, Hindistan’ın doğusundaki ülkeler için 6 Mayıs‘a, batısındaki ülkeler içinse 5 Mayıs‘a tekabül ettiğini kabul etmiş oluyor.

Faruk Beşer şunu da diyor:

“Bu başlangıç bu sene Hindistan’ın doğusuna tekabül ediyor. Oysa rü’yet gerçekleşmeyeceği için Diyanet Takvimi, Ramazan’ı pazartesi başlatıyor, bu çok açık bir yanlıştır.”

Diyanet’in kararı yanlış değil, doğrudur.

Çünkü, hesabı da, rü’yet şartını da dikkate alıyor.


E-KİTAP: İBN ARABÎCİLİĞİN DUAYEN SEFALETİ

  https://archive.org/details/ibn-arabiciligin-duayen-sefaleti İBN ARABÎCİLİĞİN DUAYEN SEFALETİ     Dr. Seyfi SAY     İÇİNDEKİLE...