MİT'Çİ KOZİNOĞLU NE YAPMAK İSTİYORDU, HEDEFİNDE KİM(LER) VARDI?

 






Prof. Emin Gürses, Kozinoğlu'yla ilgili sorulara cevap verdiği bir söyleşisinde MİT’le ilgili önemli bilgiler veriyor.

Mesela hapishanelerde bir müdür yardımcısının ve gardiyanlardan (infaz memurlarından) bazılarının MİT’le bağlantılı olduğunu söylüyor. (https://www.youtube.com/watch?v=8W3x5fe-684&t=935s)

O müdür yardımcıları müdür de oluyor tabiî.. Hep yardımcı kalmıyorlar.

Böyle yerlerde “çaycılar, kahveciler, temizlikçiler” de “Teşkilat elemanı” oluyormuş.

Aslında devletin bütün kurumlarındaki “çaycılar, kahveciler ve temizlikçiler”in, ve dahî şoförlerin ve de bekçilerin, kapıcıların bir kısmının MİT’le bağlantılı olabileceğini kabul etmek gerekiyor.

Dahası, “Teşkilat”ın sadece devlet kurumlarına değil, takip ettiği cemaat, grup, vakıf, dernek vs.lere de “çaycı, kahveci, temizlikçi, kapıcı, bekçi, ve dahî şoför” olarak “eleman” yerleştirdiğini düşünmek yararlı olabilir.

Çaycı, getirdiği çayın içine türürür mü, yoksa devletin bekası için faydalı bir ilaçtan bir damla ekler mi, kestirmek zor.

*

Doğu Perinçek’in Aydınlık Yayınları’nın bastığı bir kitabın adı şu:

“Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği SIRLAR –El Yazıları Tıpkıbasım-”

Yayına hazırlayan, Ergün Gedek.

İlk baskı yılı 2012.. Aralık 2013’e gelindiğinde 25’inci baskısını yapmış.

Kitabı kısa süre önce okumuştum.

Bakın “Sunuş” yazısında ne deniliyor:

“Kaşif Kozinoğlu, Türkiye halkına doğru bilgi vermekle yetinmiyordu. El yazılanyla ABD işbirlikçisi AKP iktidarına savaş açıyordu. …

“El yazılannda baş hedef ABD emperyalizmi ve BOP Eşbaşkanlığı'dır. Bu açık ve kararlı tavır, AKP iktidarından şefaat dilenecek bir teslimiyetçinin tavn değildir; Türkiye'nin ABD denetiminden ve AKP sultasından kurtulacağını kesin olarak saptamış bir tahlilcinin, cetvelİ pergeli olan bir mühendisin, en önemlisi gözü pek bir yurtseverin tavndır.” (s. 10)

“Sunuş”ta yer alan şu satırlar da çok önemli:

Mafya-Gladyo basım, "merkez"den aldıklan talimatla "Kaşif Kozinoğlu itirafçı olacaktı" diye yazıyordu. Bilgisayarda diziimiş açıklamalar, bu psikolojik savaş yalanını çürütemezdi. El yazılan, güdümlü yalanlan mezara gömdü.” (s. 9)

*

Belki de itirafçı olacaktı.. Kim, nasıl bilebilir ki?

El yazılarının, “itirafçılık ihtimalini mezara gömmesi” söz konusu olamaz. Geçmişte neler düşündüğünü gösterebilir, fakat belli bir anda itirafçı olmaya karar vermeyeceğinin garantisi değildir.

Ölümünün, itirafçı olması ihtimalinden korkan ve çekinenler için yüreklere su serpen güzel bir haber olacağı açıktır. İtirafçı olmasını bekleyenler içinse, kötü haberdir.

Ölmesinin, onu içeriye atanlar için bir yararı yok. Hatta, Perinçekçilerin yayınladıkları yazıları dikkate alındığında, kapana tamamen kısılmış olduğu da söylenebilir. Yazdıkları, onun vatana ihanet ve devlete başkaldırma suçlamalarıyla ebediyen içeride tutulması için delil olarak yeterli.

Fakat, bu durumdaki bir adamın, pişmanlık izhar etmek ve bazılarını ele vermek suretiyle cezasını hafifletmesi ihtimal dahilinde. Bazı eski istihbaratçı dostlarının ve arkadaşlarının onu buna ikna etmek için devreye girmiş olmaları ihtimali de yedekte duruyor.

Perinçekçilerin, “Kozinoğlu asla itirafçı olmayacaktı.. Ahanda yazdıkları” diyerek telaşla meydana fırlamış olmaları ilginç.

*

“Sunuş”ta şu da söyleniyor:

“Hiç kimse Kaşif Kozinoğlu'ndan kurtulduğunu sanmasın. Kozinoğlu'nun bıraktığı bilgi ve belgeler, bu kitapta toplanan el yazılarıyla sınırlı değildir. Kaşif Kozinoğlu'ndan korkanlar, önümüzdeki yakın süreçte, korkmakta haklı olduklarını bir daha, bir daha ve yıkılışlarına kadar anlayacaklardır. En önemlisi, aldıkları "önlemin" onlan kurtaramadığını da göreceklerdir.” (s. 11)

Bunlar, kuru sıkı palavralar..

Kozinoğlu’nun yazılarından işlerine gelen kısmı almışlar.. Kalan kısmıyla da güya gözdağı veriyorlar. Gerçekte sansürlüyorlar.

Nitekim devamı gelmedi. Gerisi kayıp.

Birilerinin Kozinoğlu’nun ölümünü şüpheli bulmasının, araştırmasının önüne geçmek, hatta “İyi ki ölmüş de kurtulmuşuz” demelerini sağlamak için özel bir seçki yapmış gibi görünüyorlar.

*

Kozinoğlu’nun neler yazdığına gelince..

Yayınlanan ilk sayfalarda, zamanında AK Parti’ye açılan kapatma davasının sonuçsuz kalmasından duyduğu rahatsızlığı anlatıyor.

Sonra lafı Erdoğan’a getiriyor. Mesela şunu diyor:

“Gülbettin Hikmetyar, halihazırda terör örgütleri listesinde yer alan ve ABD tarafından başına 15 milyon ABD doları konmuş bir terör örgütü lideridir.

“Dünyada terör, uyuşturucu, insan kaçakçılığının ANA KAYNAĞINI oluşturan bir kısım PEŞTUN'lardan olan anılan, hem Afgan devletinde yer almış ve hem de TALİBAN ile ortaklaşa terör eylemleri gerçekleştiren Hizb-i İslami'nin lideridir. …

“İşte şu anda Türkiye'yi yöneten Başbakan R.T.E., işte bu teröristin ayağına/dizlerinin dibine oturmuş ve bu teröristten ilham almıştır. Öte yandan, sonradan BAKAN olan intihalci Başbakanlık Müsteşarı Ömer DİNÇER de diğer bir Gülbettin HiKMETYAR hayranı ve irtibatlısıdır. Bu hükümetin Talihan lideri Molla Muhammed Ömer ile de birebir irtibatı mevcuttur.” (s. 31-3)

Vatandaş, ABD’nin ve CIA’in rahatsız olduğu adamlardan rahatsız.. Sözde Amerikan emperyalizmi ile mücadele ediyor.. Doğu Perinçek de sözde aynı durumda.

*

Kozinoğlu ardından sözü Fethullah Gülen’e getiriyor, ABD ve CIA’in emri altında olduğunu açıklıyor.

Bunu anlamak için MİT’çi olmasına gerek yoktu. 20 yıl önce Kadir Mısıroğlu’nun sohbetlerine devam etseydi yeterli olurdu.

Şunları yazmış:

“F. GÜLEN, Türkiye'ye dönmeye korkuyor. Aynca ABD dönmesine izin vermiyor. ABD ne zaman verirse izni, o zaman döner! (Bu konu çok güzel bir tartışma konusu olur.)

“8- Nurettin VEREN bulunup konuşturulmalı. Bu konu çok önemlidir! O adam çok şeyi belgeli anlatacaktır. …

“12- Okullarda görevli öğretmenler, bulunduklan ülkenin şartlarına ayak uydurur. Her okulda Atatürk köşesi vardır. Bu, aslında takiyedir. Okullarda talebelere Risaleler ezberlettirilir. Atatürk düşmanı olarak yetiştirilir (dünyadaki bütün okullarda).

“13- Hakan FİDAN'ın MİT'e gelişi ile söz konusu okullarda çalışan öğretmenler isim bazında (birçok) MİT'e davet edilmiş ve MİT'te göreve başlamışlardır;” (49-51)

Demek ki, Nurettin Veren varken sana ihtiyaç yok.

Kozinoğlu, bir dönem Hakan Fidan’ın yönettiği TİKA’yı da Gülen’in çiftliği olmakla suçluyor:

“18- TİKA teşkilatı tamamen F. GÜLEN'in kontrolündedir. Dışişleri Bakanlığı bazı konularda, büyükelçileri değil, anılan okulların müdürlerini ve o ülkedeki TİKA sorumlularını muhatap almaktadırlar. Bu duruma KORKMALARI nedeniyle Dışişleri mensupları seslerini çıkaramamaktadır.” (s. 55)

Şunları da söylüyor:

“20- F. GÜLEN'in esas adamı A. GÜL'dür. Tayyip, menfaat ilişkisi içerisindedir. …

“22- M. EYMÜR, F. GÜLEN'den maaş almaktadır. …

“24- F. GÜLEN koyu bir İSRAiL yandaşıdır. Bunun için Mavi Marmara olayında "Muktedir olanın sözünü dinleyeceksin" diyerek TAYYİP'e adeta fırça atmıştır.” …

“27- A. GÜL mü, RTE [mi] aşamasına gelindiğinde F. GÜLEN kesinlikle A. GÜL'ü tutacaktır. A. GÜL, her ABD'ye gidişinde gizlice F. GÜLEN ile buluşmuştur.

“28- RTE istemeye istemeye bu yüzden A. GÜL'ü Cumhurbaşkanı yapmıştır. (H. FİDAN, A. GÜL'ün adamıdır. Yani F. GÜLEN'in aynı zamanda.)

“29- Esas kırılma, RTE'nin devlet başkanlığı arzusunda, o dönem (seçim) geldiğinde olabilir. A. GÜL 5 yıllık olsa bir 5 daha olabilir. Bu da RTE'nin bütün planlarını suya düşürür.

“Bu konu İŞLENMELİDİR. ARALARINDA SAVAŞ ÇIKSIN!” (s. 57-61)

*

Kozinoğlu’nun başka iddiaları da var. Sadece Hakan Fidan’ı değil, ondan öncesi MİT müsteşarı Emre Taner’i de hedef alıyor:

“Aynca Mehmet EYMÜR'ün F. GÜLEN'den her ay maaş aldığı; Şenkal ATASAGUN sonrası dönmediği ABD'den, Ergenekon'u kurgulamak üzere Türkiye'ye geri döndüğü; aldığı maaşın meblağının çok yüksek olduğu (ayda 50 bin $); hakkındaki tüm davalardan F. GÜLEN mensubu yargıçlarca SIYIRDIĞI; aynca İstanbul'da F. GÜLEN'ci polislerce sıkı sıkıya korunduğu; Savcı Z. ÖZ ve Turan ÇOLAKKADI ile her hafta mutlaka görüştüklerine dair MİT'in elinde SPESİFİK belgeli bilgiler mevcuttur. Mehmet EYMÜR, Emre TANER tarafından da KORUNMUŞTUR.” (s. 73)

“- Emre TANER emekli olmadan kısa süre önce Rusya'ya davet edildiğinde Rusya'da RTE ve AKP'ye ilişkin çok önemli/hassas bilgiler aktarmış, RTE'yi çok galiz küfürler yaparak şikayet etmiştir.

“Emre TANER'in son dönem (Mayıs '10) RF (Rusya Federasyonu), Almanya, Macaristan, Çekoslovakya, Özbekistan (2007), Çin servislerine ilettiği RTE ve AKP konuşmaları canlı olarak anılan servisierin kayıtlannda mevcuttur. İsterlerse YAYıNLARLAR.

“- Emre TANER, özellikle RUS ve ALMANLARA sadece bilgi değil, RTE ve AKP'ye ilişkin çok önemli belge de aktarmıştır (müteaddit defalar)!

“- Emre TANER, 24 yıl üzerine Türkiye'ye gelen ve kendini ziyaret eden CIA Başkanı Peter Goss ile gerçekleştirilen görüşme sonrası anılan ile yardımcısı Afet GÜNEŞ ile birlikte özel olarak görüşmüş (2006 yılı) ve anılan CIA Başkanı vasıtasıyla RTE'yi tehdit etmişlerdir. Bunun üzerine normalde 2008 yılında emekli olması gereken Emre TANER, 657 sayılı devlet kanununun ek 29. maddesi kullanılarak MİT tarihinde ilk kez 3 dönem 6 aylık periyotlarla kararname çıkarılarak (rezalet bir durumdur)

“MİT'in başında kalmıştır. Bu durumu kendisine yedirebilen Emre TANER, AKP ve R.T. Erdoğan'ı siyasi düşüncelerle değil, sadece o koltukta oturabilmek amacıyla tüm dünyaya gammazlamıştır. Afet GÜNEŞ'in de yaptığı aynı şeydir. [Kürt] Açılımın esas MİMARLARI DA bu iki şahıstır.

“- Şu anda dışarıdan kendi adamlarını MİT'in en kritik makamıanna (ki bunların tamamı F. GÜLEN Nurcu Grubuna mensuptur) getiren AKP, MİT çalışanlarının önlerini ve tüm hayallerini tıkamış, anılan personel korksun ve sesini çıkarmasın diye de benim gibi bir adamı yurtdışı görevinde iken içeri tıktırmış ve gözdağı vermiştir. MİT'in tabanında çok büyük bir infial mevcuttur.” (187-91)

*

Kozinoğlu sonra “Türkiye’yi kurtarma” faslına geçiyor. Mesela şunları diyor:

“3) Siyasi güç çok önemlidir. Siyasi muhalif olan CHP ve MHP'yi olduğundan daha fazla bu olayın içerisine çekebilmeliyiz. Bunun için şu anda tutuklu olanların dışardaki gücü etkin ve planlı bir şekilde kullanılmamaktadır. Gençlerimiz ve kadınlanmız KORKMAZ! Daha fazla gençlik örgütü, daha fazla kadın. …

“5) Protesto eylemleri, mitingler çoğalmalıdır. İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Antalya'da tatil mevsimi bitti. Şu an müsaittir.

“6) Sanatçılar bu konuda topluma mesajlar (her fırsatı kullanıp) verebilmelidir.

“7) Meclis açılışında konuya halkın dikkatini çekecek bir EYLEM düzenlenmelidir. …

“9) Şike olayını çok iyi kullanmalıyız. Ve gençler maçlarda PANKART açabilmelidir. Çadır eylemi güzel, ancak başka yerlerde de, en azından kısa sürelerde kurulabilmelidir. Terörü lanetleyen mitingin arasına pankartları sokmaları gerekmektedir.

“10) MECLiS'TE eylemleri milletvekilleri yapabilir. …

“12) İçerdeki bazı yazarlar davalar esnasında toplantı yapıp, avukatları vasıtasıyla arkadaşlarına haber iletip yazdırmalıdır. M. BALBAY, Soner YALÇIN ve ekibi, T. ÖZKAN, Ulusal/Aydınlık zaten yazıyor. N. ŞENER ve A. ŞIK'a da ulaşılmalı, BU KONUYA YOĞUNLAŞILMALIDIR. "Ortak Avukatlar" önemli kuryeler olabilir. Konu başlıklarını verin, onlar işlerler.” (75-81)

*

Kozinoğlu bunun ardından Türkiye-ABD ilişkilerine dair bildiğimiz ezberleri tekrarlıyor. Cephede yeni birşey yok.

Ardından tekrar Erdoğan-Gülen-Gül bahsine dönüyor ve psikolojik harp dersi veriyor:

“RTE çok kıskanç bir adamdır! Şimdi

* A. GÜL'ün cumhurbaşkanlığı sürecini,

* A. GÜL'ün daha fazla okumuş, bilgili olduğunu,

* RTE'nin aslında A. GÜL'ü hazmetmediğini, cumhurbaşkanlığından sonra silmek istediğini, bu nedenle başbakanlığı güçlü olmayan devlet başkanlığı sistemini istediğini,

* RTE'nin seçtiği bürokratların aslında kendisi gibi okumamış, cahil olduğunu, buna en iyi örneğin bakanların önünde dizüstü çöken lise mezunu TRT Genel Müdürü İbrahim ŞAHİN olduğunu,

* İsrail ile aramızın bozulmasının tek sebebi/sorumlusu RTE olduğunu, GÜL'ün ve F. GÜLEN'in bunu tasvip etmediğini, …

“Daha önce bahsettiklerimle birlikte gündeme getirip tüm internet portallarına verdirebilmeliyiz.

“PSİKOLOJİK HARP böyle bir şeydir!” (105-7)

Psikolojik harbin bu noktada önemli bir başlığını, Erdoğan-Gül karşılaştırması yapılarak tarafların birbirlerine karşı kışkırtılması oluşturuyor:

“2- A. GÜL - RTE karşılaştırması, A. GÜL'ün üstün olduğunun belirtilmesi. A. GÜL'ün anayasa değişikliği konusundaki eski ifadeleri (Belge).” (s. 109)

(Evet, bu “psikolojik harpçiler”, sosyal medyada bu tür taktikleri çok iyi uyguluyorlar. 

Mesela klavye kahramanlarının bazılarına “Hocam bu konuları senin gibi mükemmel anlatan yok, senin gibi iyi yazan yok, kitapları yazıları seninki gibi iyi olan da yok” filan diyerek gaza getirirken, diğer yazarlara da “giydirmiş” oluyorlar. 

Tam o sırada diğer yazarları “gaza getirmek” üzere başka psikolojik harpçiler de devreye girer, “Hayır, asıl filan yazar daha iyi.. Senin övdüğün adam ne ki!.. Bir hiç!” derler. Sonra da sosyal medya arenasında kan gövdeyi götürür. Artık tarafları ayırabilirsen ayır!..)

*

Kozinoğlu, Erdoğan’a “giydirmeye” şu ifadelerle devam ediyor:

“3- …RTE. Yanlış açıklamaları ile diplomatik ve politik CAHİL!

“Laf dinlemiyor! …

“7- İsrail'le düşman olduk, sebebi kim?” (s. 109-111)

“Kör müsünüz? Bir bakın, her gün evlatlarımızı hiç olmadık boyutlarda kaybederken, düşmüşler ARABIN derdine.” (s. 141)

Evet, İsrail hesabına Erdoğan’a yükleniyor.. 28 Şubat’ın İsrailcileri gibi.. 

Temelde sloganlarla düşünen, neye inandığı, neyi savunduğu belli olmayan bir adam.

*

Erdoğan hakkında şunları da söylüyor:

“… DAVOS'ta "one minute" dedikten sonra Türkiye'ye döner dönmez Dışişleri'ne verdiği ilk emir, gizli gizli "İSRAİL ile nasıl barışırız, araştırın" olmuştur. (Kaynak: Dışişleri Müsteşarı Feridun SİNİRLİOĞLU.)” (s. 201)

“ALMANYA;

“- AKP'ye karşı koz olarak elinde bulundurması amacıyla; Recep T. ERDOĞAN'ın İsviçre bankalarında bulunan 800 milyon ABD doları civarında olan 8 ayrı hesabının numaralarını ve kimlerin adına yatırıldığını öğrenebilmek ve belge temin edebilmek amacıyla, EYŞAN Adalarındaki İsviçre Bankası Müdürünü (Alman Dış istihbarat Servisi BND'nin söz konusu müdür gibi birçok elemanı mevcuttur İsviçre bankalarında) kullanarak R.T. ERDOĞAN ve benzeri bazı hedef şahısların (T.C. vatandaşı, AKP yöneticisi) hesaplarının tüm belgelerini, 30 milyon Euro karşılığında gizlice temin etmişlerdir. Bu çok önemlidir!

“- Aynı belgeler (RTE'ye ait), CIA'nın elinde de mevcuttur. Ancak bu belgeleri CIA Türkiye'deki kaynaklarından temin etmiştir. (Söz konusu kaynaklar, Bülent Arınç ve ona yakın AKP'lidirler.) Belgeler temin edilmesi sonrası zamanın Ankara'daki ABD Büyükelçisi, söz konusu 8 hesabı mesaj olarak bağlısına yazmış ve bu husus da Wikileaks'ta yayımlanmıştır. Haberin içeriği Wikileaks'ta yayımlanmıştır. Belgeler Ek'tedir. Ek'leri Wikileaks'ın temin edip/etmediğini bilmiyorum. Hiçbir ABD Büyükelçisi elinde belge olmadan MESAJ yazamaz!

“- Aynı belgeler MİT Müsteşar Yardımcısı Ahmet KÖKSOY'da da mevcuttur. Ayrıca Bülent ARINÇ'a çok yakın olan diğer MiT Müsteşarı Aydın GÜLER'de de AKP'ye ilişkin çok ciddi bilgiler vardır.”

“Hakan FİDAN, bu nedenlerle MİT Müsteşan olması sonrası HiÇBİR ŞEKiLDE İSTEMEMESİNE rağmen, Ankara Bölge Başkanlığı yapan Aydın GÜLER'i ve İstanbul Bölge Başkanlığı YAPAN Ahmet KÖKSOY'u ayrı ayrı MİT Müsteşar Yardımcısı yapmıştır. (Ben Afganistan'da olduğum için, yani belgelerinden uzak olduğum için beni GAFİL avladılar. Öyle zannediyorlar!) (s. 157-161)

*

MİT'çi ya, psikolojik harp dersleri almış ya, Erdoğan’ın psikolojisinin ve sağlığının bozulması için şu türden yayınlar yapılmasını tavsiye ediyor:

“2- "ALMANYA, Deniz FENERi 2. DAVASINI AÇlP elinde mevcut bilgiler doğrultusunda başta R.T. ERDOĞAN ile Z. AKMAN'ı ve diğerlerini ifade vermeye (Alman mahkemelerinde) çağırmaya, gitmedikleri takdirde haklarında KIRMIZI BÜLTEN çıkarmaya hazırlanmaktadır."

“4- "PUTİN yeniden devlet başkanı olduğunda başlatılması üzere Gizli Servislerine RTE'ye yönelik operasyon talimatı verdi." (Şubat 'll,"' kaynak: Özbek Gizli Servisi)

"PUTİN, ABD'nin bölgede uşağı gibi kullandığı RTE'nin Türkiye'nin başında olmasını istemiyor."

"PUTİN, RTE konusunda Çin, Azerbaycan, Özbekistan, İran ile gizli anlaşmaya vardı.

" SADECE R.T. ERDOGAN'a yönelik (ki içerikleri % 100 doğrudur. Kaynak: Almanya, Özbekistan Gizli Servisleridir)

“Sadece RTE'yi hedef alıyorlar! Bu KAVRAMLARlN ŞU ANDA YAYlMLANMASI (endişe yüklü bir enerji ile) RTE'nin sağlığını bozacağı gibi, AKP'de de çok üst düzeyde bir korku yaratacaktır. Çünkü BUNLARIN HEPSi OLACAKTlR. Hem de çok KISA BİR SÜRE İÇERİSİNDE, EMİNİM!” (s. 203-5)

Burada, “psikolojik harp” taktiklerinin müsrif bir şekilde kullanıldığı görülüyor:

Hempalarına, işlerine gelen dedikoduları doğru yanlış demeden üretip yaymaları, bunlara "endişe enerjisi" yüklemeleri, ve insanları ikna etmek için inandırıcı ve emin bir şekilde konuşmaları hususunda fiilen örnek oluyor.

*

Psikolojik harp ustaları da hata yapabiliyorlar, nitekim Kozinoğlu da bir noktada taktik hata yapmış, cepheyi fazla genişletmiş. Şunları yazmış durumda:

“T.C. Adalet Bakanlığımız, Deniz Feneri evraklarını ALMANYA'dan Dışişleri Bakanlığı üzerinden istemiştir. (Daha kolay içerisinde ne var bakmak için.) ALMANLAR tabii ki elindekinin tamamını göndermemiş. Ancak gönderdiklerinin tehlikeli (AKP için) olan CD'lerden 4 tanesi'ni Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun SİNİRLİOĞLU (şu anki tüm rezil dış politikanın sorumlusudur. Çocuğu ABD'de okumaktadır. CIA tarafından numaralanmıştır. Hakan FİDAN'ı MİT'in başına getirten adamdır/neden olanlardan birisidir. Esasen F. GÜLEN'in ve A. GÜL'ün adamıdır. İlk büyükelçilik görevini İsrail'de yaptığı için aynı zamanda İsrail'in de adamıdır. En büyük ideali müsteşarlık sonrası ABD'ye Büyükelçi olmaktır. Eşi de Büyükelçidir) vasıtasıyla AKP temin etmiştir. Gelen Deniz FENERi CD'lerinin eksik olduğunu fark eden Savcı Nadi TÜRKARSLAN, CHP'den temin ettikleriyle bu davayı açmıştır. (ALMANYA seyahatinden derledikleriyle.) …

“- Deniz Feneri'nin Türkiye KANADINDAKi BU GELiŞMELERİ BiLEN ve BEKLEYEN ALMANYA, HAZIRLADIGI 2. iddianame ile (Fransa, İsrail, Avusturya ve Hollanda Gizli Servislerinin de yardımı ile) GIYABINDA bir DAVA daha açıp, davayı getirip R.T. ERDOGAN'a kilitleyip, Zahit AKMAN, diğerleri ve özellikle de Recep T. ERDOĞAN hakkında "KIRMIZI BÜLTEN çıkarmayı" PLANLAMIŞTIR/planlamaktadır. (Bunu medyaya vermek gereklidir.) İşte ALMANYA bu iddianamede, o 8 hesabın BİLGİLERİNİ DE KULLANACAKTIR (BU BİLGİNİN ŞU ANDA YAYIMLANMASI, tüm gelişmeleri de alt alta koyun, R.T. ERDOĞAN'I BİTİRİR!) zaten bitmiştir.” (s. 165)

Adam resmen devlet hiyerarşisini hiçe sayıyor, kendisini “devlet içinde devlet” konumuna oturtuyor. Böylece, “paralel devlet” haline geldiği ileri sürülen FETÖ’nün karşı uçtaki benzeri haline geliyor.

İddialarından bazıları doğru olabilir, fakat, kendisini istihdam eden, maaşını veren, önüne imkanları seren devlet kurumuyla bu şekilde hesaplaşma içine girdiğinde “kazanma” şansı yok.

Kozinoğlu’nun notları için “Sunuş” yazmış olanlar, “Bu el yazıları, baştan sona savaş yazılarıdır” diyorlar (s. 10). Haksız sayılmazlar.

Evet, amirlerine ve çalıştığı kuruma karşı “psikolojik harekat” başlatmış, resmen savaş açmış durumda:

“- MİT'e ve Hakan FİDAN'a yönelik psikolojik HAREKATI başlattığınız anda halen kaynayan MİT tabanında ÇOK BÜYÜK sızmalar olacak, bu da direkt olarak RTE ve AKP'yi çok üst düzeyde olumsuz etkileyecektir.

“- Şu anda Emre TANER ile görüşülmesi halinde, onun da anlatacağı çok şey vardır. Emre TANER, yerine bir astsubayın gelmesini hazmedememiştir. Zira koltuğunu bir astsubaya kaptırmış olarak MİT tarihine geçmiştir. Emre TANER, hem Hakan FİDAN'a hem de RTE'ye küfrederek aynlmıştır. Ve onlara ilişkin anlatacağı çok şey vardır. Hiç çekinmeden de anlatır. Aynı şey Afet GÜNEŞ için de GEÇERLİDİR.” (s. 209)

*

Kozinoğlu’nun Almanya hakkındaki şu öngörüleri ise yanlış çıkmış durumda:

“- Almanya AYRICA Deniz FENERİ Davası 2. iddianamesi ile eşzamanlı ve bağlantılı olarak F. GÜLEN okulları, vakıfları, ticari faaliyetleri (BND bu konuda ayrı bir birim kurarak yaklaşık 5 senedir F. Gülen varlığını takip edip -sadece Almanya'da değil, tüm dünyada- bilgi toplamaktadır) TÜM VARLIĞINI kapatıp donduracaktır.” (s. 169)

“1- "ALMANYA ÇOK YAKINDA R. Tayyip ERDOĞAN'ın 8 banka hesabını (İSVİÇRE bankalarındaki) YAYIMLAYACAKTIR (tüm belgeleri ile)/YAYIMLAMAYA HAZlRLANMAKTADlR." (s. 203)

Kozinoğlu’nun şu ifadeleri ise Gülen’in İsrailciliği tespiti ile çelişiyor:

“Özellikle Rusya, Çin ve Almanya, İsrail, İran Gizli Servisleri Orta Asya ülkelerindeki Türk varlığının (TC Büyükelçilikleri - THY Büroları - F. GÜLEN okullan/varlıklarının - TİK.A Temsilcilikleri - Anadolu Ajansı Temsilciliklerinin) birlikte hareket ediyor olmasını son 4 yıldır mercek altına almışlardır aşırı rahatsızdırlar. Bu bağlamda, Anılan servisierin operasyonel ortaklıkları da mevcuttur. (Karşılıklı bilgi paylaşımı.)” (s. 185)

*

Kozinoğlu’nun düşman portföyü oldukça zengin.

Hedefinde TSK İstihbarat Dairesi Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ile Orgeneral Yaşar Büyükanıt bile var.

MİT Müsteşar Yardımcısı Ahmet KÖKSOY (“O dönemde İstanbul Bölge Başkanı idi. Yardımcısı Özel YILMAZ bu bağlamda Ergenekon sanığıdır ve halen MİT Eğitim Merkezinde kızak görevdedir” diyor), İsmail NİŞANCI ve MİT Müsteşar Yardımcısı Aydın GÜLER gibi isimleri kara para aklamak ve rüşvet almakla suçluyor. (s. 195/9)

*

Kozinoğlu’nun şu yazdıkları ise, o dönemde Alman aklıyla AK Parti – FETÖ kavgası çıkarma niyeti taşıdıklarını belgeliyor:

“RTE'ye ilişkin ALMAN GİZLİ SERViSiNDE KALEME ALINAN BİR RAPORDAN YAZIYORUM. 2004 yılında MİT Müsteşarı Şenkal ATASAGUN da okumuştur. (2004 yılında hazırlanmıştır.)

"Bu şahıs sadece Türkiye'nin değil, Almanya başta olmak üzere tüm Avrupa ve dünyanın başına bela olacak bir POTANSİYELE sahiptir. Anılan, kendisine çok GÜVENMEKTEDİR. Çok GÜVEN bir gün insanı bir kurşundan daha çabuk öldürür. Sadece F. GÜLEN NURCU grubunun desteğini arkasından çekebildiğiniz an iktidarını kaybedecektir. F. GÜLEN desteğini çekmeyi ABD izin vermiyor. O halde F. GÜLEN'in varlığını Türkiye'de zayıftatmak amacıyla tüm dünyada bitirmeliyiz. Şu anda geleceğe - yönelik Avrupa'yı tehdit edebilecek en büyük tehlikelerin başında RTE ve onun iktidarının uzun sürmesi gelmektedir."

“Cümleler biraz değişik olabilir. Ancak raporda içerik aynıdır.” (s. 207)

*

Kozinoğlu’nun kitabının son sayfaları ise çok tuhaf..

Neredeyse dünyadaki bütün ülkeleri sayıyor, hepsiyle iyi ilişkilerinin bulunduğunu iddia ediyor, kimisinin AK Parti hükümetine ve Erdoğan’a düşman olduğunu, kimisini de kendisinin devreye girip aleyhlerine çevireceğini söylüyor.

Arasının kötü olduğu tek devlet, Türkiye Cumhuriyeti..

Doğrusunu söylemek gerekirse, aklı başında bir insanın yazabileceği satırlar değil.. Psikolojisi çok bozulmuş..

Yazdıklarını okuyan birinin, FETÖ’cülerden belki bin kat tehlikeli bir çılgın ve hayalperest maceraperestle karşı karşıya olunduğunu düşünmemesi mümkün değil.. 

Dış bağlantıları olan, dış güçlerle kendi devletine ve hükümetine karşı operasyon yapmayı planlayan bir çılgın.

Bakın neler yazmış:

“1- ABD; - İncirlik Üssü'nün kapatılması (en etkili tehdittir). - Son 3 CIA Başkanı ve şimdiki beni çok iyi tanıyor. - Füze Kalkanı'nın askıya alınması. - F. GÜLEN'i kesin alırım. AB'yi de kullanacağım.

“2- ALMANYA - En problemsiz ülke. - Deniz Feneri'nin AKP'ye dayandığı gizli belgeleri alırım. - Zaten şu anda F. GÜLEN okullarını kapatmak için süreç başlattılar. - Tüm servisi tanıyorum.

“3- FRANSA - Gönüllü yapacaktır (iç ve dış servis). - Her istediğim açıklamayı yaptırırım. - PKK'lıları verirler.

“4- HOLLANDA - Her şeyi gönüllü yaparlar. - Çok iyi ilişkiler mevcuttur.

“5- NORVEÇ - Bana şükran borçlular Afganistan'dan dolayı - Bizzat Kral'ın teşekkür mektubu var.

“6- Rusya - SVR/FSB iç ve dış servis beni çok iyi taıuyor. - Asya ve Afganistan ortaklığı başlatıp bu iktidar aleyhine açıklama yaptırırun. - PUTİN beni biliyor.

“7- Azerbaycan - İ. ALİYEV beni çok seviyor ve çok iyi tanıyor. - Servis Başkanı kankam. 1. yardımcı A. NAGİYEV talebem. - H. ALİYEV Devlet Nişanı sahibiyim.

“8- KAZAKiSTAN - Nursultan NAZARBAYEV'den başlamak üzere iç ve dış servis - Dışişleri Bakanlığı çok yakın dostluklanm var. Hiç problem yaşamam. - İstihbarat Nişanı sahibiyim.

“9- Özbekistan - 2. vatanım gibi. - Türkiye'de savaşacak asker bile alırım. - Devlet Nişanı sahibiyim.

“10- KIRGIZİSTAN - Sadece şunu söylüyorum: Ülkenin tamamını emrime alırım. - İstihbarat Nişanı sahibiyim.

“11- ÇİN - Yakın ilişkilerim var. - Sincan/Uygur dengelernesi ile işi bitiririm. - Mr. DONG/rejimin en önemli yöneticilerinden birisidir. Çok yakınımdır.

“12- TAYVAN - Çok yakın ilişkim var. - Her açıklamayı yaptırırım.

“13- MOĞOLİSTAN - Emrime alınm. Çok kolay.

“14- G. KORE - Benim çalışmalarıma hayranlar. - Her açıklamayı yaptırırım.

“15- Malezya - Beni tanıyor Servis. …

“16- AFGANİSTAN - Diplomatik PASAPORT sahibiyim. – Tüm etnik grupların hepsini tanıyorum. - Buradan ABD'yi çok kötü sıkıştırırım. - 3 partim var. - Çok daha fazlasını yaparım.

“17- PAKİSTAN … - Beni çok seviyorlar.

“1 8- NAliÇIVAN …- Servis Başkanı talebem. - Nalıçıvan Başkanı arkadaşım. - Her şeyi yaptırırım. – …

“19- Türkmenistan - Nişan sahibiyim. - Şimdiki yönetimin en çok sevdiği Türk benim! …

“20- ARNAVUTLUK - Benim bu ülke Cumhurbaşkanından (şimdiki S. BERİSHA) 1. sınıf devlet nişanım var. - Benim bu ülkede yetiştirdiklerim KOSOVA'yı bağımsız kıldılar.

“21- Bosna-Hersek - Diplomatik PASAPORTUM var. - Bu ülkede adeta tarih yazdım.

“22- FAS - Servis Başkanı ülkeyi yönetiyor. - Aslında benim KANKAM.

“23- Suriye - Bu yönetime istediğimi yaptınnm. - Bu ülkede görev yaptım.

“24- Lübnan - V. CANBOLAT (Dürzi), Semir JAJA (Falanjistlerin lideri), N. BERRİ (Amel) vb. hepsi yakın arkadaşım. - Her açıklamayı yaptırırım.

“25- MACARiSTAN - İç/dış servis ve Başbakan beni çok seviyor ve takdir ediyor. - Uzun yıllar ilişkim var. - Her açıklamayı yaptırırım.

“26- Çekoslovakya, Bulgaristan ve Avusturya - Servisler beni tanıyor. - Ortaklıklarım oldu.

“27- Ukrayna - Çok yakın irtibatlarım mevcuttur. - Her türlü açıklamayı yaptırırım.

“28- Hindistan - Servis çok iyi tanıyor. - Zor ülke, ancak AKP'yi hiç sevmiyor.

“29- İRAN - Çok uzun yıllar, çok yakın irtibatlarım var. -Afganistan'da adarnlarını kurtarmıştım, Mayıs '97'de. Beni unutmuyorlar.­ -Farsça bilmem hoşlarına gidiyor (1980 Ordu Dil Okulu Farsça bölümü birincisiyim.)

“30- Japonya - Uzun yıllar yakın irtibatım var. - Benimle görüşmeye uzmanlığım nedeniyle gönüllüler. - AKP'yi sevmiyorlar.

“31- İsrail - Servisi, ben ne söylersem kesin YAPAR.

“Ben ilk etap çok kısa sürede bu ülkelere gideceğim.

“- Önce tüm dünyadaki F. GÜLEN okullarını PEŞ PEŞE kapattıracağım. Bizi destekler açıklamaları yaptıracağım.

“- Ekonomik PAZARlMIZI olduğundan daha fazla artıracağım.

“- Mısır, Tunus vb. başka ülkeler de Katar, B.A.E., S. Arabistan, Brunei vb. var. Onlarla da tanışıyorum. Sonra onlara giderim. İlk önce bu 31 ülke.

“- İLK YAPACAĞIMIZ işlerden birisi de RTE'yi bir çok teşekküllü hastahaneden kontrolden geçirip, raporu kamuoyuna açıklamak.”

(s. 239-53)

*

Evet, dış destek yardımıyla iktidarı devirecek, başa geçecek, sonra da dünyayı gezip ekonomik pazarımızı büyütecekmiş. Artık devletin başında ya..

Bütün bunlara baktığımızda şunu söylemek mümkün:

Perinçekçiler aslında Kozinoğlu’nu ikinci defa öldürmüşler.

Yazılarının uçuk ve dehşet verici kısımlarını kitaplaştırarak ona bir nevi itibar suikasti yapmış durumdalar.

Çünkü, yazdıklarına bakan hiç kimsenin Kozinoğlu’nun yanında saf tutması mümkün değil.

*

Başka sorum yok, sayın hakim!


TARİHSELCİLİK VAMPİRİNİN TABUTU İÇİN BİRKAÇ ÇİVİ

 



Önceki yazılarda, merhum Allame Tehanevî'nin tarihselci papazlık stajerlerinin (papaz yamaklarının, hem de Körner gibilerinin de değil, en kötülerinin) zırvalarının sefaletini gösteren ifadelerine yer vermiştik.

Ancak merhum, tarihselci güncellemecilerin kafalarındaki arızaların cesametinin ve demagojik çarpıtmalar için fırsat kolladıklarının farkında olduğu için şu uyarıyı da yapıyor:

“Hiç kimse bu açıklamalarımız sebebiyle Şerîat'ın ve hükümlerinin hikmetler ve sırlardan tecrit edilmiş (yalıtılmış, yoksun) olduğuna ve onlara ümmetin hakîmlerinin (bilgin ve bilgelerinin) muttalî olmadığına inandığımızı sakın zannetmesin.

“Asla öyle değil!

“Şüphesiz o hükümlerde sırlar ve hikmetler vardır. Ve onların bazılarına hikmet sâhibi kimseler muttalî olmuştur. …

“Fakat Şerîat'e tutunmanın bağlı olduğu nokta bu bilgiler değildir.

“Şöyle ki, onlar, (hikmet, maksat ve maslahat aranmadan) yerine getirilmesi vâcib olan şeylerdir. Her ne kadar … [amel edilirken] o maslahat ve hikmetlere vukûf bulunmasa da.”

Modern hukukta ve devlet düzenlerinde de durum budur.

Tehanevî bu noktaya şöyle işaret ediyor:

“İnsanlar tarafından yapılan hükümet kanunlarının hâline bakınız. Halk bu kanunlarla amel etmek için temel sebeb ve illetlerin ortaya çıkmasını [bunların kendileri tarafından anlaşılmasını] gözetlemezler [gözetleyemezler, anlasalar da anlamasalar da uymak zorundadırlar]. …”

Mesela trafikteki hız sınırının hikmeti ya da maksadı, kazaların önlenmesidir.

Bununla birlikte bir adam şunu deme hakkına sahip değildir:

“Hız sınırından maksat ne, kazaların önlenmesi.. Ben ise şehirler arası yolda gidiyorum ve yol bomboş, ayrıca ben otomobil rallisi şampiyonuyum.. Bu işin kitabını yazdım. Zar zor ehliyet almış acemi çaylaklar ile benim gibi bir şampiyon sürücü bir midir?! Ben basar giderim.. Benim gibi bir şampiyon sürücünün acemi çaylaklarla bir tutulması, öküz arabası sürer gibi otomobil kullanması sürücülüğün makasıdına (maksatlarına)hikmetine ve ruhuna aykırıdır.. O yüzden ben gaza basar giderim. Ayrıca insanların vakti değerlidir, benim gibi birinin yavaş araba kullanması maslahata aykırı. Üstelik yol da bomboş.. Bana hız yaptığımda ceza yazılması haksızlıktır.”

Modern devletlerde bu tür "güncelleme"lere izin veriliyor mu?!

*

Allahu Teala, emirlerinden bazılarının bazı illet, hikmet ve maslahatlarını haber vermiştir.

Tehanevî bu meyanda şöyle diyor:

“İllet ve maslahatlardan [ayet ve hadîslerde] zikredilen bazıları vardır ki, bu mahza [salt] bir teberrudur.”

Yani Allahu Teala’nın bir bağışı, mevhibesi ve lütfudur.

Yoksa Allahu Teala zaten hikmetsiz bir emir vermez. Fakat hikmeti açıklamak da her zaman gerekmez. 

Bununla birlikte kullar her halükârda itaat etmek zorundadır.

Ve, Allahu Teala’ya gerçekten iman etmiş, O’nun kemal sıfatlarla muttasıf olduğunu bilen, herşeyi hikmetle ve yerli yerince yarattığına inanan bir kimse, O’na itaat için, işin hikmetine vakıf olmayı beklemez.

*

Bu dünya hayatında bile, yönetilenlerin, insan olarak kendilerinden bir farkları ve üstünlükleri bulunmayan (hatta bazen kendilerinden daha değersiz olan) yönetenlerin emir ve kararlarının hikmet, maksat ve maslahatlarını sorgulamalarına her zaman izin verilmez.

Mesela bir komutan, emrindeki askere birşey emrettiğinde onun hikmetini açıklamak zorunda değildir. Bir bağış ve lütuf olarak bazen açıklayabilir.

Bu bile bazen, astları şımartma olarak görülerek tuhaf karşılanır.

Beşerî hukuk sistemlerinin kanunlarında da buna benzer bir durum söz konusudur.

Devletler bir kanun çıkardıkları zaman her maddesi için ayrıca “Bu maddenin hikmeti şudur, şu nedenle yazılmıştır, maksad şudur” diye açıklamada bulunmazlar.

Yahut bir kurum yönetmelik hazırladığında her cümle için bir hikmet ve maslahat göstermez.

(Demokrasilerde nice kanun, “Liderimizin kişisel menfaati bunu gerektiriyor, şu yasa, yakını olan işadamlarının ceeplerinin hatırı için çıkarılmalı, filanca yasa gelecek seçimde oy alınabilmesi için gerekli, falanca yasa da muhaliflerimizin çanına ot tıkamak için lazım” denilerek çıkarılır.

Gerçek maksatlar bunlar olduğu halde “Millî irade böyle istedi, kamu yararı bunu gerektiriyor, devletin bekası, yerlilik millilik, çağdaşlık, Atatürk’ün ilke ve inkılapları, ilerleme, kalkınma, vatanseverlik, ulusal çıkar, kem küm” türünden, siyasî iktidarın ideolojik eğilimine göre değişen uydurma hikmet, maslahat ve maksatlarla millet uyutulur.)

*

Allame Tehanevî şunu da diyor:

“[Kur’an ve Sünnet’te belirtilmeyen] Hikmet ve maslahatları anlamanın bazısı zanna dayalıdır (kesinliğinden, anlama çabasında isabet edilmiş olunduğundan emin olunamaz), bazısının hikmetine de [asla] muttalî olunamaz. Bunda şaşılacak hiçbir şey yoktur. Görmez misin ki bir evin hizmetkârı, âilenin bazı işlerini ve maslahatlarını bilmez. Üstelik âilenin işlerini yöneten kimse onun gibi bir yaratılan kimsedir [kuldur]. [Hizmetkârın, evin sahibinin verdiği emirlerin hikmet ve maslahatlarını illa da anlaması ve bilmesi gerekmez, birçoğunu anlayabilse bile hepsini anlayamaz.] … Hâlbuki ikisinin (yaratılanla Yaratan’ın arasında) sonsuz bir fark vardır. [Allahu Teala’nın emir ve yasaklarının bütün hikmetlerini anlamaya ve bilmeye kulun kavrayışı yetmez. İnsanlar Einstein'ın izafiyet teorisini bile anlayamıyorlar.]

“Bu açıklamamızdan hiç kimse zannetmesin ki, aklın temel sebeplerini kavrayamadığı hükümlerin akla ters düştüğünü söylüyoruz.

Aslâ! 

Akla ters düşmek başka, aklın bir şeyi anlamaması, kavrayamaması ise başka bir şeydir

*

Şeriat’te akla ters düşen birşeyin bulunması mümkün değildir.

Çünkü Şeriat, aklı da yaratan Allahu Teala'nın hükümleridir.

Allahu Teala nasıl vücut organlarımızı (gözümüzü, kulağımızı, ağzımızı, burnumuzu, dişlerimizi, ciğerimizi, midemizi, kalbimizi, beynimizi, sinir sistemimizi, kanımızı, damarlarımızı, iskeletimizi, omurgamızı), hikmetle en mükemmel ve uygun biçimde yaratmışsa, toplum için koyduğu kurallar da, toplum için en uygun olanlardır.

Şeriat'in durumu budur.

Akla ters düşen, Şeriat’le de çelişir.

Mesela içki kullanımı böyledir, akıllı insanın değil, nefsanî hazlarına esir düşmüş akılsız (aklını kullanmak istemeyen) kişinin savunabileceği birşeydir.

*

Hırsızın elinin kesilmesi de (Ki bunun belli şartları vardır, mesela ekmek çaldı diye insanın eli kesilmez) akla aykırı değildir.

Bunda toplumun huzur ve selameti vardır, birçok insan değil hırsızları cezalandırmak, hırsızlık yapabilmek için başkalarını öldürebilmekte, bedenini yaralayabilmektedir. Kendilerini hırsız yerine koyarak, hırsıza empati yaparak bir iki hırsızın elinin derdine düşen insanlar, hırsızlık olayları yüzünden ölen ve yaralanan binlerce insanı görmüyorlar.

Şeriat uygulandığında bir iki el kesilebilir, fakat onun korkusuyla yüzbinlerin canı ve malı emniyet altında olur. Cinayetler, ölmeler-öldürmeler azalır.

Türkiye gibi ülkelerde insanlar Şeriat’in hükümlerini (Şeriat’te öngörülen cezaları) önemsemedikleri, laik kafayla düşündükleri halde her gün namus (ya da kıskançlık) cinayetleri işlenmektedir.

Namus cinayetlerine bakınız, kaçı dinî hassasiyetlerden dolayı işleniyor?! Hiçbiri dersek yanılmış olmayız..

Bu, son tahlilde insan tekinin psikolojisiyle ilgili bir durum. Namus diye birşeyi umursamayan, evlenmeden birlikte yaşayan insanlar bile ya kıskançlıktan ya da terk edilmiş olmanın etkisiyle kavga ediyorlar, cinayetler yaşanıyor.

Bazen de birileri, askıntı olan partnerinden kurtulmak için onu öldürüyor. Yahut tam tersi oluyor, "Bana yar olmuyorsan seni başkasına yar etmem" diyor.

Şeriat uygulandığı için değil, uygulanmadığı (ve kısas yapılmadığı) için, zamanımızda her gün pekçok insan öldürülmekte, linç edilmekte, dövülmekte, işkence görmekte, yaralanmakta, organlarını kaybetmekte ve sakat kalmaktadır.


MİT'Çİ KOZİNOĞLU NE YAPMAK İSTİYORDU, HEDEFİNDE KİM(LER) VARDI?

  Prof. Emin Gürses , Kozinoğlu'yla ilgili sorulara cevap verdiği bir söyleşisinde MİT’le ilgili önemli bilgiler veriyor. Mesela hapis...