E-KİTAP: ATATÜRK’ÜN İHANETİ -LORD CURZON’UN SELANİKLİ TAŞERONU-

 

https://archive.org/details/ataturkun-ihaneti-lord-curzonun-selanikli-taseronu


ATATÜRK’ÜN İHANETİ

-LORD CURZON’UN

SELANİKLİ TAŞERONU-

 

 

Dr. Seyfi SAY

 

 ÖNSÖZ VE SON SÖZ

 

İslambol Yayınları, Selanikli Mustafa Atatürk’le ilgili beş kitabımı bastığında bu, bazılarında ciddi bir hazımsızlığa yol açmıştı.

Hazımsızlar arasından, beni akla gelebilecek her kuruma şikayet eden de çıktı. Bunun üzerine şöyle bir açıklama yapmıştım:

Ben bir bilim adamıyım. Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler doktoram var. İst. Üniv. Siyasal Bilgiler Fak. mezunuyum. Söylediklerim bilimsel tespitlerdir.

“Bilim adamı "vicdanı hür, fikri hür, irfanı hür" olmak zorundadır. Ve de "hayatta en hakiki mürşit ilimdir". İlimde ayıp ve yasak olmaz. Sen birisine psikopat dersen hakarettir, psikiyatr derse teşhistir. Ben teşhisçiyim.

“Atatürk hakkında söylediğim hiçbir şey yalan ve yanlış değildir. Yalın ve saf gerçeklerdir. Eğer Atatürk'e hakaret etmek gibi bir niyetim olsaydı onun cinsel tercihleri bahsine girer, rivayetleri aktarırdım. Girmedim.

“Atatürk'ün soyu sopu bahsine de girmedim. Anasını babasını tartışmadım. Anası, kızkardeşi ve hanımını dilime dolamadım. Beni ilgilendiren, onun siyasî ve askerî eylemleriydi. Hakkındaki bilimsel tespitim, İngiliz işbirlikçisi bir hain olduğudur.

“Asıl Mustafa Kemal, yaptıklarıyla bütün bir Türk milletine ve ecdada hakaret etmiş durumda. Atatürk soyadını alması da bu millete ve atalarımıza karşı bir küstahlık ve hakarettir. Millete "Hepinizin anasını ninesini gördüm, babanız dedeniz benim" demiş oldu.

“Ayrıca Kur'an'a ve dolayısıyla yerlerin ve göklerin yaratıcısı Allahu Teala'ya ve de elçisi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimize hakaret etmiş olduğu da tarihen sabittir. Böylece bu millete de hakaret etmiş bulunuyor.

“Bunların yanısıra Atatürk'ün yüceltilip abartılması da bu millete bir hakarettir. Milleti ve bu vatan için can verenleri aşağılamaktır. Benim dedemin babası Birinci Dünya Savaşı, kardeşi de İstiklal Harbi şehididir.”

Bu açıklamamı sosyal medyadan okumuş olan bir eski (Refah Partili) milletvekili beni Ankara’dan arayıp açıklamamı beğendiğini söylemiş, fakat “Hakkındaki bilimsel tespitim, İngiliz işbirlikçisi bir hain olduğudur” şeklindeki ifadeyi silmemi teklif etmişti.

Ona göre, hükmü okura bırakmalıydım.

*

Ben hükmümü açıkça söylemem gerektiğini düşünüyorum.

Bunun birkaç nedeni var.

Birincisi, Atatürk bahane edilerek haksız yere rastgelenin hain ilan edildiği bir çılgın ortamda, onunla ilgili olarak varmış olduğum vicdanî kanaatimi saklamaya hakkım bulunmadığına inanıyorum.

İkincisi, hükmü okura bırakmamın, kendi sorumluluğumu okura yıkma kolaycılığı olacağını düşünüyorum. Okur kadar benim de hüküm verme hakkım ve sorumluluğum bulunduğunu görmezden gelmem uygun olmayacaktır.

Üçüncüsü, geçmişte yaşadığım bir olayın hatırası, bu hükmümü, bir günahın keffareti sayarak, yüksek sesle söylemeye zorluyor beni.

*

1990’lı yılların başıydı..

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne, diplomamı almak için gitmiştim.

Öğrenci İşleri’nde bana, diplomayı teslim almak için fakülte sekreterinin odasına gitmem gerektiği söylendi. Bir memurla beraber gittik. Sekreter bana bir kâğıt uzatıp yazılı metni “sesli olarak” okumamı söyledi. Ne olduğunu bilmeden okumaya başladım.

İçinde Atatürk ilkelerine bağlılık yemini de geçiyordu.

Şu hale bakın, adamlar, nerdeyse hak ettiğim diplomayı bile, putlaştırdıkları şahsın ilkelerine bağlılık yemini ettirmeden, rejimin “kelime-i şehadet”ini söylettirmeden vermek istemiyorlardı.  

Sonradan birşeyi daha öğrenecektim: Sadece milletvekili, bakan, cumhurbaşkanı vs. olmak için değil, basit bir memuriyet için de böyle bir yemin etmek gerekiyordu (Benden istemediler).

O gün diplomamı alırken orada o metni okuduğumda, kendimi aşağılanmış, köleleştirilmiş, vesayet altındaki bir çocuk derekesine düşürülmüş, ve aynı zamanda, bir katakulli ile şirke ve nifaka bulaştırılmışım gibi hissettim. Vicdanım bunu kabul etmedi, ve düşürüldüğüm durumdan utanç duydum.

İşte, bu olayın keffareti olacağını umarak, burada, Selanikli’nin İngiliz işbirlikçisi bir vatan haini olduğunu “yüksek sesle” söylüyorum.

Ancak bunu söylerken, iftira atıyor değilim, sadece gerçeği yükses sesle dile getiriyorum.

*

Bununla birlikte, kitabımızın adının merhum D. Mehmet Doğan’ın Batılılaşma İhaneti adlı “öncü” kitabından mülhem olduğunu da burada belirtmeliyim.

Bu ülkede Batılılaşmanın kökleri her ne kadar II. Mahmut dönemine (hatta Lâle Devri’ne) kadar uzanıyorsa da, onu kemal noktasına taşıyan kişi, kendisine Atatürk soyadını layık gören Mustafa Kemal’di.

Atatürk ilke ve inkılapları diye adlandırılan program, Batılılaşmanın ta kendisidir. Öyle ki, bunları İngiliz ilke ve inkılapları olarak isimlendirmek kanaatimce daha uygun olur.

Batılılaşmanın, merhum Doğan’ın ifade ettiği şekilde bir ihanet olduğu kabul edilirse, Atatürk’ün Batılılaşma atılımınının “ihanet”in ta kendisi olduğu sonucuna varmak ve “Atatürk’ün ihaneti”nden söz etmek gerekir.

Doğan’ın söz konusu kitabı ilk kez 1975 yılında yayınlandı. O günün Türkiye’sinde merhum yazarımız daha fazlasını söyleyemezdi. Fakat yaptığı şey, Atatürk’ü ihanetle suçlamak anlamına geliyordu.

Ve onu üstü kapalı biçimde ihanetle suçlarken sonuna kadar haklıydı.

*

Fakat, Atatürk soyadını alan şahsın ihanetinin asıl can alıcı noktası, uyguladığı acımasız Batılılaşma programı değildi.

İhanetini (devlet ve millet açısından) asla afvedilemez hale getiren husus, kendisini paşa yapan, önüne her türlü imkânı seren devletine karşı işgalci düşmanlarla anlaşmış ve onların piyonu olmayı kabul etmiş olmasıydı.

Bu gerçeği, Atatürk’ün sağ kolu, başbakanı, Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı, CHP’nin ikinci genel başkanı, İstiklal Harbi’nin Batı Cephesi Komutanı Orgeneral İsmet İnönü, 1973 yılında, cumhuriyetin ilanının 50’nci yıldönümü vesilesiyle verdiği demecinde, son derece veciz ve özlü bir şekilde, “kör gözüne parmağım” açıklığında dile getirdi:

"İstiklâl mücadelesinin başarısı da esasında İngilizlerin buna karar vermesi ve diğer müttefikleri de bunu kabule mecbur etmesiyle etmesiyle mümkün olmuştur."

(Milliyet Gazetesi‘nin 29 Ekim 1973 tarihli sayısından aktaran Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası, İstanbul: Yordam Kitap, 2018, s. 60.)

Adam daha ne desindi?!

*

Okumakta olduğunuz kitap, tarihin tanığı İnönü’nün fesahat ve belagatın son sınırındaki bu veciz sözünün, ‘tarihî’ itirafının mütevazı bir şerhi olmanın dışında bir iddia taşımamaktadır.


 

İÇİNDEKİLER

 

 

ÖNSÖZ VE SON SÖZ 10

ŞARKILI İBRET: HAS BAHÇENİN ACI VE TATLI AĞAÇLARI 15

BİRİSİ YALANCI AMA HANGİSİ?.. KÂZIM KARABEKİR Mİ, SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK MÜ? 33

ATATÜRK VATAN KURTARMAYI BİLÜR DEDİLER, ATATÜRK VAR ATATÜRK’TEN İÇERÜ 39

İNGİLİZLER'İN SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK'Ü KULLANARAK OSMANLI DEVLETİ İÇİN KAZDIKLARI KUYU 63

SÖZDE YEDİ DÜVELDEN KURTULUŞ SAVAŞI, ÖZDE OSMANLI'DAN KURTULUŞ KATAKULLİSİ 76

DEDESİNİN MEZARINA TÜKÜREN BATILILAŞMIŞ UYGAR VE ÇAĞDAŞ TORUNLAR 91

MİLLET SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK'ÜN AĞZINA BAKIYOR, SELANİKLİ DE FRANSIZ'IN, İNGİLİZ'İN 101

OSMANLI'YA KARŞI İNGİLİZ-SELANİKLİ KOMPLOSU 107

SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK, DECCAL MİYDİ? 121

SELANİKLİ'NİN MEHTER YÜRÜYÜŞÜ: İKİ ADIM İLERİ, BİR ADIM GERİ, FAKAT SONUÇTA DAİMA İLERİ 133

SELANİKLİ'NİN EGEMENLİK (HAKİMİYET) ANLAYIŞI: İLMİN CANI CEHENNEME, SEN KUVVET, KUDRET VE ZOR'DAN BAHSET! 139

İLBER ORTAYLI'YA (ÜCRETSİZ) ÖZEL TARİH VE 'BİLİMSELLİK' DERSİ (ÜCRETSİZ ÖZEL DERSİ HAK EDİYOR) 146

TAKİYYE, GİZLİ GÜNDEMCİLİK VE DİN İSTİSMARI SANATININ AŞILAMAZ ZİRVE İSMİ: SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK 175

PADİŞAH VAHİDEDDİN'İN SUÇU 182

"HAKİKİ İNGİLİZ DOSTU" OLARAK SELANİKLİ ATATÜRK 187

ONCE UPON A TIME IN ANATOLIA: “İSTANBUL’DA HÜKÜMET OLAMADIN, GİT ANADOLU’DA OL!” 199

DEVLETİN ZOR SINAVI: DEVLETİN BEKASI MI, SELANİKLİ'NİN İTİBARI MI? 219

ATATÜRK'ÜN ÇİFTLİĞİ BİR TÜRKİYE (BİR DE DEVLET/MİLLET KESESİNDEN HEYKELLERİNİ DİKTİRMESE, HEPSİNİN ÜSTÜNE TÜY DİKMESE "EYİYMİŞ") 226

SELANİKLİ BİNBİR SURAT: MEVSİMLİK RADİKAL İSLAMCI, PART TIME “TALİBAN TİPİ DİNCİ”, DEVRİM FIRTINASI ÖNCESİNİN TAVİZSİZ SÜPER İRTİCACISI 233

ATATÜRK’ÜN SAHTE SİYASAL İSLAMCILIĞI (DİN İSTİSMARI) 244

LORD CURZON: “TÜRK’E İSTANBUL’U VERECEK, KARŞILIĞINDA İMPARATORLUĞUNU, HİLAFETİNİ, İTİBARINI SOYACAĞIZ” 254

KEMAL OHRİ'NİN AÇIKLADIĞI SIR: SELANİKLİ-İNGİLİZ GİZLİ ANLAŞMASI 261

CURZON’UN SELANİKLİ’YE ALAN AÇMAK İÇİN ABD’YE VE YUNANİSTAN’A OYNADIĞI OYUN 274

"LOZAN TÜRKİYE'Sİ"NİN CURZON TİPİ "DEĞİŞTİRİLEMEZLİKLE BAĞIMLI" BAĞIMSIZLIĞI 291

İNGİLİZ'İN "DOĞRUDAN DOKUNMAYAN, GÖRÜNÜRDE HİÇBİR ADIM ATMAYAN" SİNSİ POLİTİKASI 297

LORD CURZON’U BİLMEYEN “ATA”SINI NE BİLİR! 306

ÇAĞDAŞLAŞMIŞ TÜRK, GERİCİ İNGİLİZ'E ÖRNEK OLURKEN.. 315

MEDENİYET TARİKATI ŞEYHİ SELANİKLİ’NİN LORD CURZON’DAN ALDIĞI FEYZ 321

“CURZON – SELANİKLİ KUMPANYASI”NIN “SARAYDAN VAHDETTİN KAÇIRTMA” OPERASI 331

SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK İSTANBUL’DA İNGİLİZLER’LE GİZLİCE NASIL ANLAŞMIŞTI? 341

MUSTAFA ATATÜRK İHTİRASTAN ZÜHDE NASIL GEÇİŞ YAPTI? 359

"VALİLİK KALMADI, CUMHURBAŞKANLIĞI VERELİM" 370

İNGİLİZLER’İN “ANKARA’DAKİ (BİZİM) ÇOCUKLAR”ININ BAŞTA GELENİ 379

DÖRT İPTE TEK CANBAZ 397

TERÖRİST ATATÜRK'ÜN CİNAYET PLANLARI 412

BİR "DECCAL" (ÇOK YALANCI) OLARAK SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK 431

İNGİLİZ’İN İZNİ (VİZESİ), LORD CURZON’UN KAVLİYLE SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK ANADOLU’YA “VATAN KURTARACAK KAHRAMAN” OLARAK GİDERKEN 445

SELANİKLİ’NİN “İÇİNDE ÇOK DİKKATLE SAKLADIĞI” DEPDERİN SIRLARI 455

DALKAVUK ATATÜRK VAHİDEDDİN'İN YÜZÜNE GÜLDÜ, KUYUSUNU KAZDI 471

ATATÜRK’ÜN DEVLET (OSMANLI DEVLETİ) DÜŞMANLIĞI 485

KAFASINDAKİ KARARI ŞEYTANCA SAKLAYAN KİM, SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK MÜ, PADİŞAH VAHİDEDDİN Mİ? 495

SELANİKLİ’NİN, EŞEK YERİNE KOYDUĞU OSMANLI DEVLET ERKÂNININ AKLINA KARPUZ KABUĞU DÜŞÜRME HİLESİ 507

BİR SELANİKLİ KLASİĞİ: BİR YALANI BAŞKA BİR YALANLA ÖRTMEYE ÇALIŞMAK 519

SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK SALAK MIYDI, YOKSA SALAK AYAĞINA YATARAK MİLLETİ SALAK YERİNE Mİ KOYDU? 530

SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK'ÜN İŞGALCI DÜŞMANLA “PARALEL DEVLET” PAZARLIKLARI 541

DEVLETİNİ SATAN BİR VATAN HAİNİ OLARAK ATATÜRK 550

İTALYAN İŞBİRLİKÇİSİ ARNAVUTLARDAN SIRDAŞLARI ATATÜRK'E GÜLDÜREN TEKLİF 556

SELANİKLİ'NİN İTALYAN KURTLARLA DANSI VE VALSİ 567

SELANİKLİ MUSTAFA KEMAL MERMERİNDEN ATATÜRK YONTAN HEYKELTRAŞ: LORD CURZON 579

SÖZÜN TAMAMI SÖYLENMİYOR, YERİNE PALAVRALAR İKAME EDİLİYOR 592

SELANİKLİ’NİN İNGİLİZLER’LE BAĞIRTILI ÇAĞIRTILI (FAKAT YUMRUKSUZ SİLAHSIZ) DANIŞIKLI DÖVÜŞ TİYATROSU 599

BİR İNGİLİZ DEV PRODÜKSİYONU: TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI 608

İSTANBUL’UN DOĞUSUNDA İNGİLİZ İLLÜZYONU 611

SELANİKLİ’NİN İSTİKLAL SAVAŞI TEMELDE OSMANLI DEVLETİ'NE KARŞIYDI.. YUNAN’LA DALAŞMA YOL KAZASI 619

İNGİLİZ’İN “BİR ZAMANLAR ANADOLU’DA” FİLMİ 626

İNGİLİZ’İN “KARAR”I, TAKİYYE TARİKATI PÎRİ SELANİKLİ’NİN “ÂTEŞÎN ZEK”SI, VE PADİŞAH VAHİDEDDİN’İN ÇARESİZ SAFLIĞI 635

SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK’ÜN PADİŞAH VAHİDEDDİN İÇİN İNGİLİZLER’İN YARDIMIYLA DİKTİĞİ “HAİN” KOSTÜMÜ 642

FALİH RIFKI ATAY: “ATATÜRK’Ü ANADOLU’YA SULTAN VAHİDEDDİN GÖNDERDİ” 648

SETÖ (SELANİKLİ TERÖR ÖRGÜTÜ) LİDERİ ATATÜRK’ÜN OSMANLI DEVLETİ’NE KARŞI İNGİLİZLER’LE KURDUĞU KUMPAS 657

ÖZ HAKİKİ BİR DECCAL (ÇOK YALANCI) OLARAK SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK 673

"KUL SELANİKLİ" SAZININ TELLERİNE DOKUNDU, BAKALIM NE SÖYLEDİ 685

İNGİLİZ'İN "DEHA"SI, FRANSIZ'IN "MANKAFA"SINI NASIL YENDİ? 692

İNGİLİZ “DEVLET AKLI”, ATASINI BİLMEKTEN ACİZ OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜ TÜRK MİLLETİNE BİR “ATA” ARMAĞAN ETTİ 698

MEVZUBAHİS RİYAKÂRLAR “MEVZUBAHİS OLAN VATANSA SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK DE TEFERRUATTIR” DİYEMİYOR 707

ORD. PROF. DR. HIFZI VELDET, SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK’ÜN “SİYASAL DOLANDIRICI” OLDUĞUNU SÖYLÜYOR 716

ATATÜRK'ÜN KURTARICILIĞI YOK, İNGİLİZ'İN OYUNU VAR (İSTEYEN "İNGİLİZ'İN TÜRKİYE'Yİ OSMANLI'DAN KURTARMA BAŞARISI" DA DİYEBİLİR) 724

HALİFE'Yİ KURTARMA İDDİASI ALTINDA HALİFELİĞİ İMHA OPERASYONU, İNGİLİZLER'LE MÜCADELE İDDİASI ALTINDA İNGİLİZ AJANLIĞI 729

DİN İSTİSMARI VE TAKİYYE SANATLARININ GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK İSMİ: SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK 740

İNGİLİZLER'İN, AJANLARI SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK'ÜN BAŞARISI İÇİN YAPTIKLARI UNUTULMAZ HİZMETLER 745

İNGİLİZ İSTİHBARATI (GİZLİ SERVİSİ), SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK İÇİN OSMANLI HÜKÜMETİ'NE ELENSE ÇEKMEYE NASIL BAŞLAMIŞTI 753

İNGİLİZLER, TAŞERONLARI SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK VASITASIYLA BU MİLLETİN ELİT TABAKASINI (İSTİSNALAR DIŞINDA) KOYUN GİBİ GÜTTÜLER 763

SELANİKLİ "ÇOK YALANCI"NIN MEHMET ALİ BEY'E ATTIĞI ACIMASIZ KAZIK 767

ATATÜRK’E YÖNELİK ÇOK VAHİM BİR İHANET İDDİASI 777

YALAN SÖYLEYEN TARİH UTANMAZ.. ARSIZDIR 786

ASIL ACI OLAN, İNGİLİZLER'İN BU MİLLETE SELANİKLİ ELİYLE KAZIK ATMIŞ OLMASI DEĞİL, ATILAN KAZIĞA KUTSALLIK ATFEDİLMESİ, "KORUMA KANUNU"NA LAYIK GÖRÜLMESİ 795

ATATÜRK'ÜN HAİNLİĞİ VE MİLLETİN SAFLIĞI ARASINDA 810

İNGİLİZ İŞBİRLİKÇİSİ ZAMPARA DİKTATÖR ATATÜRK'ÜN HERKESTEN GİZLEDİĞİ KİRLİ VE KARANLIK SIRLARI 822

SELANİKLİ DEFOLU DÂHİNİN SEÇİCİ HAFIZASI 829

SELANİKLİ ATATÜRK’ÜN İHANET SARMALI 841

BU KADARINI AKREP BİLE YAPMAZ 847

BİR HAİN UĞRUNA YÂ RAB, NİCE İNSANLARIN GÜNEŞİ BÖYLE KARARIYOR 863

"ALDATMA"NIN KİTABINI YAZMIŞ BİR DECCAL ("ÇOK YALANCI") 872

"COVER STORY"LER (ÖRTME/PERDELEME HİKÂYELERİ) KARIŞINCA 885

HİKÂYE UZUN, ÖZETİ KISA 902

MAHREM BULUŞMALAR 913

SELANİKLİ MUSTAFA ATATÜRK’E İLK MÜJDEYİ ALİ BEY Mİ VERDİ, İNGİLİZLER Mİ? 925

SELANİKLİ BÜYÜKTÜ, BÜYÜK HAİNDİ 935

SELANİKLİ'NİN MASALINI YIKAN ADAM: İSMET İNÖNÜ 945

SELANİKLİ ATATÜRK'ÜN "MADE IN ENGLAND" DAMGALI TALİHİ 955

PALAVRALARIN EFENDİSİ ULU YALAN ATATÜRK 978

 

ELLERİN VATANI SANA YURT OLDU, GURBET ELDE KALDIN DİYE AĞLANSIN

 

VI. Mehmed (SULTAN VAHİDEDDİN)

VI. Mehmed
İki Kutsal Caminin Hizmetkârı
Han
1918 yılında VI. Mehmed
36. Osmanlı Padişahı
Hüküm süresi4 Temmuz 1918 - 1 Kasım 1922
(4 yıl, 3 ay ve 28 gün)
Önce gelenV. Mehmed
Sonra gelenSaltanat kaldırıldı
Sadrazamlar
Liste
115. İslâm Halifesi
Hüküm süresi4 Temmuz 1918 - 18 Kasım 1922
(4 yıl, 4 ay ve 15 gün)
Önce gelenV. Mehmed
Sonra gelenAbdülmecid Efendi
36. Osmanlı Hanedan Reisi
Hüküm süresi19 Kasım 1922 - 16 Mayıs 1926
Sonra gelenAbdülmecid Efendi
Doğum14 Ocak 1861
Dolmabahçe Sarayı, Konstantiniyye, Osmanlı İmparatorluğu
Ölüm16 Mayıs 1926 (65 yaşında)
Sanremo, İtalya Krallığı
Defin3 Temmuz 1926
Süleymaniye Külliyesi, Şam, Suriye
Eş(ler)i
Çocuk(lar)ı
Tam adı
Mehmed Vahîdeddîn Han bin Abdülmecid
HanedanOsmanlı Hanedanı 
BabasıAbdülmecid
AnnesiGülüstü Hanım (biyolojik)
Şayeste Hanım (evlat edinen)
DiniSünni İslam
İmza
Ekim 1909 tarihli Resimli Kitab dergisinde Şehzade Vahideddin

VI. Mehmed ya da Mehmed Vahideddin (Osmanlıca: محمد سادس, romanize: Meḥmed-i sâdisOsmanlıca: وحيد الدين, romanize: Vaḥîdü'd-Dîn; 14 Ocak 1861, İstanbul – 16 Mayıs 1926, Sanremo), Osmanoğlu ailesinde Şahbaba olarak da bilinir,[1] Osmanlı İmparatorluğu'nun 36. ve son padişahı ve Osmanlı Hanedanı'nın sondan bir önceki halifesiydi. ...

Ankara hükûmetinin Kurtuluş Savaşı'ndaki zaferiyle Sevr Antlaşması geçersiz kılındı ve yerine Lozan Antlaşması imzalandı. 1 Kasım 1922'de Büyük Millet Meclisi, saltanatı kaldırarak VI. Mehmed'i halifelikten azletti ve o da ülkeyi terk etti.[3] Yerine kuzeni Abdülmecid Efendi halife seçildi, ancak kısa süre sonra halifelik kaldırıldı ve Osmanoğlu ailesi sürgüne gönderildi. 29 Ekim 1923'te cumhuriyet ilan edildi ve ilk cumhurbaşkanı olarak Mustafa Kemal Paşa seçildi. VI. Mehmed, 1926'da İtalya'nın Sanremo kentinde sürgündeyken öldü.

Şehzadeliği

Vahideddin (1916)
VI. Mehmed ve hemen arkasında Mustafa Kemal

Vahideddin, 4 Ocak 1861 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul'da doğdu. Sultan Abdülmecid'in sekizinci oğlu ve kendisinden önce tahta geçen V. MuradII. Abdülhamid ve V. Mehmed'in küçük kardeşidir. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetti. Sultan Abdülmecid'in ikballerinden Şayeste Hanım tarafından büyütüldü. Tahta geçiş sıralamasında çok aşağılarda olduğu için gözden uzak bir yaşam sürdü. Gençlik yıllarında gizlice medrese derslerini takip etmiş, bu özelliği ile tahta çıktıktan sonra kendisine arz edilen şer'i konulara müdahale edebilecek derecede yetkinleşmiştir. Hatmusiki ve edebiyat sanatlarıyla ileri seviyede uğraşmıştır.[4]

... 1917 Aralık ayında Mirliva (Tuğgeneral) Mustafa Kemal Paşa eşliğinde Almanya seyahatine çıktı. Bad Kreuznach, Strazburg, Colmar, Essen ve Berlin'de bulundu. 4 Ocak 1918 tarihinde Almanya seyahatinden geri döndü.[7]

Vahideddin, 1915.

Saltanatı

3 Temmuz 1918'de abisi V. Mehmed'in ölümü üzerine VI. Mehmed adıyla 57 yaşında tahta çıktı. ...

VI. Mehmed cuma selamlığında
VI. Mehmed Yıldız Camii'nden çıkarken

Vahideddin, zamanında Giuseppe Donizetti'nin II. Mahmud için bestelediği marşı, “Madem, Avrupa'da hükümdarlar değişse de millî marşlar değişmiyor, Osmanlıların neden bir millî marşı olmasın?” diyerek, bir fermanla Osmanlı marşını kabul ettirdi.[11] 1918 yazında Ordu ve Donanma'ya bir Hatt-ı Hümâyun göndererek Başkomutanlığı üzerine aldığını bildirdi. VI. Mehmed unvanıyla tahta çıkarıldığı halde halk tarafından Sultan Vahideddin olarak adlandırıldı. Devlet yönetiminde aktif bir rol alacağının işaretlerini vermişti ancak iki büyük sorunla karşı karşıya idi: bir yandan, bir felakete dönüşen I. Dünya Savaşı'nı en az hasarla sona erdirmek; öbür yandan, 1913'ten beri imparatorluğa egemen olan İttihat ve Terakkî rejimine karşı bir siyasi alternatif oluşturmak. Tahta geçer geçmez, İttihat ve Terakkî önderliğine muhalefetiyle tanınan Mustafa Kemal Paşa'yı Suriye Cephesi Komutanlığı'na atadı.[12]

...

Kurtuluş Savaşı 9 Eylül 1922'de İzmir'in Kurtuluşu ve 13 Ekim 1922'de Mudanya Mütarekesi ile sona erdi.[15] Bu sırada İstanbul henüz İtilaf Devletleri'nin askeri işgali altındaydı. 6 Ekim'de TBMM ordusunu temsilen Refet Bele komutasındaki bir askeri birlik İstanbul'a girdi. Bu günlerde basın organları Vahideddin'in aleyhinde geniş çaplı ve kamuoyunda etki yapan yayınlarda bulundular. Padişah Vahideddin'in Mustafa Kemal Paşa ve dostları hakkında ölüm fermanı imzalamasının ve Millî Mücadele karşıtı davranışlarının, son padişahın vatan haini olduğunu açıkça göstermekte olduğunu düşünen halk arasında bazı gruplarca hakaret ve tehdit içeren gösteriler yapıldı.

Vahideddin'in 11 Nisan 1920 tarihli kararname ile başlayan girişimleri, "isyan" kavramının da ötesinde iç savaş girişimi olarak kabul edilmiştir.[16]

Türkiye'den ayrılışı, sürgün yılları ve ölümü

VI. Mehmed İstanbul'dan ayrılmadan önce, Şeyhülislam Nuri Efendi'nin öncülüğünde son sadrazam Ahmed Tevfik Paşa ile dua ederken, 17 Kasım 1922.
VI. Mehmed, İngiliz savaş gemisi HMS Malaya ile Malta'ya varıyor. Soldaki, 10 yaşındaki Şehzade Mehmed Ertuğrul Efendi.

Kurtuluş Savaşı zafer ile sonuçlandıktan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi hükûmeti 1 Kasım 1922'de hilâfet ile saltanatın ayrıldığını ve saltanatın kaldırıldığını iki maddelik bir yasa ile ilan etti. Vahideddin'in adı hutbelerden kaldırıldı. 4 Kasım'da son Sadrazam Ahmed Tevfik Paşa istifa etti. 5 Kasım'da Refet Paşa, Bâbıâlî'deki bakanlıklara gönderdiği bir genelgeyle işlerine son verildiğini tebliğ etti. 17 Kasım sabahı Vahideddin, küçük oğlu Mehmed Ertuğrul ve hareminin mensuplarıyla birlikte Dolmabahçe Sarayı'ndan bir kayığa binerek Boğaziçi'nde demirlemiş olan HMS Malaya adlı İngiliz zırhlısı ile Malta'ya gitti.[17]

İngilizler Vahideddin'in İngiltere'ye gelmesini kabul etmediği için bir süre Malta'da kaldı. Bu süre zarfında, TBMM tarafından seçilen Abdülmecid Efendi'yi halife olarak kabul etmemiş, "Saltanatsız hilâfet, hilâfetsiz de saltanat olmaz." demiştir.[11] ve çeşitli siyasi arayışlar içerisinde bulunmuştur. Hicaz Kralı Melik Hüseyin'in daveti üzerine Mekke'ye ve oradan da İtalya'daki San Remo şehrine giderek bu şehirde ikamet etti. 20 Nisan 1923'e dek Hicaz'da kaldı. İngiltere'nin baskısı üzerine buradan ayrıldı. Bir süre İtalya'nın Cenova kentinde yaşamasının ardından 11 Haziran 1923'te San Remo kasabasında kiralanan bir villaya taşındı. Bu dönemde başlangıç bölümünü kendi el yazısıyla yazdığı, kalan bölümlerini yakınlarına dikte ettirdiği anılarını kayda geçirdi....

Vahideddin, 16 Mayıs 1926'da San Remo'da 65 yaşında öldü.[11] Ölmeden önce Mekke'ye veya Türkiye topraklarına defnedilmeyi vasiyet ettiği bilinmektedir.[20] Cenazesi Türkiye hükûmeti tarafından kabul edilmedi ve 2 ay sonra Şam'a getirilerek Süleymaniye Külliyesi kabristanına defnedildi.[20] Ölümünden iki gün sonra yapılan otopside, Vahideddin'in bir kalp damarının tıkanması sonucu öldüğü ortaya çıktı. 8 Aralık 2024'te, Esad rejiminin çöküşünün ardından 24 Aralık'ta Türkiye'nin Şam büyükelçiliği geçici maslahatgüzarı Burhan Köroğlu, Şam'daki mezarın restore edileceğini açıklamıştır.[21]


(https://tr.wikipedia.org/wiki/VI._Mehmed)

E-KİTAP: ATATÜRK’ÜN İHANETİ -LORD CURZON’UN SELANİKLİ TAŞERONU-

  https://archive.org/details/ataturkun-ihaneti-lord-curzonun-selanikli-taseronu ATATÜRK’ÜN İHANETİ -LORD CURZON’UN SELANİKLİ TAŞERO...