Başlıktaki ifadeyi, Sabah gazetesinde (Yeni Akit gazetesinden
aktarılarak) yayınlanan bir haberden aldık.
Önce şunu söyleyelim,
bu tür haberler gözlemcilere genellikle, istihbarat (gizli servis) kaynaklı
olduklarını düşündürür.
Şurası da bir gerçek
ki, istihbarat teşkilatlarının hazırladığı haberler genelde kamuoyunu manipüle
etmeye yöneliktir ve yanıltıcı bilgi içerir. Psikolojik savaş yürütülmüyorsa en
iyi ihtimalle algı operasyonu mahiyetindedirler. Bazen tümden yalan (kara
propaganda), bazen de kısmen yalan olurlar (gri propaganda).
Kısmen yalan
olduklarında doğrular, yalanlara, gerçeklik görüntüsü vermek için eklenmiştir.
Öte yandan, istihbarat
teşkilatlarının hazırladıkları haberlerde yer alan “komplo teorileri”nin,
genelde, kendi çalışma yöntemlerinden (tecrübelerinden) hareketle üretilmiş
oldukları görülür.
Böylece, başkalarını
suçlarken, farkında olmadan kendi hareket tarzları hakkında bilgi vermiş, alet
çantalarındaki levazımatı sergilemiş olurlar.
Şunu demek istiyoruz, “TSK’ya
telekızlarla sızılmış” olduğu iddiasını dile getiren bir haberin çok geniş bir
perspektiften masaya yatırılıp değerlendirilmesi gerekir.
*
Evet, Sabah
gazetesinin internet sitesindeki haberin başlığı “Fetö, TSK'ya telekızlarla sızmış” şeklindeydi.
O sırada takvimler 14 Kasım 2015 tarihi gösteriyordu.
Önce haberi aktaracak,
ardından da haberdeki iddialarla ilgili sorularımızı ve şüphelerimizi dile
getireceğiz:
“Paralel Devlet Yapılanması’nın telekızlarla
çalışma yöntemlerine ulaşıldı. 17 kişinin tutuklandığı İzmir merkezli
casusluk soruşturmasında, şüphelilerin el konulan bilgisayarlarından paralel
çetenin telekızları nasıl kullandığına ilişkin ayrıntılı plan ve yönergelere
ulaşıldı.
“Telekızlarla zaafı olan askerlerin uygunsuz görüntülerine ulaşan ve
şantajla askeri gizli belgeleri çalan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na 200
askeri yerleştiren paralel devlet yapılanmasının çalışma yöntemleri ortaya
çıktı. Soruşturma kapsamında ele geçirilen belgelerde; paralel çetenin, telekızlara zaafı olan askerleri, kendilerinin
belirlediği evlere götürülmesini istediği,
uygunsuz görüntülerin ise telekızların
getirdiği çantalara yerleştirilen kameralar ile anahtar veya kalem
şeklinde kameralarla çekilmesi isteniyor.
“İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Okan
Bato, ‘İzmir Askeri Casusluk Davası’ olarak bilinen dava soruşturmasında,
taraflı ve kasıtlı usulsüzlükler yapıldığı, sahte deliller üretildiği iddiaları üzerine 18 ilde operasyon
başlattı. Soruşturma kapsamında şüphelilerin bilgisayarlarına el konuldu.
Şüphelilerin bilgisayarlarından paralel çetenin telekızları nasıl kullandığı ilişkin plan ve yönergelere ulaşıldı.
“A
Planı”, “B Planı“, “İnternet” ve “KKTC Yapılanma”
başlığı verilen dosya ve powerpoint sunum dosyalarında; telekızların oteller ve kendi kaldığı evlerde değil, kendilerinin belirlediği evlerde ilişkiye
girilmesinin sağlanması isteniyor.
“Söz konusu dosyalarda; telekızların mutlaka uygun hale getirilen çantalarla görüşmelere gitmeleri, cep
telefonlarının kalite görüntü ve ses alabilecek şekilde seçilmesi, bekar
evlerin odalarının görüntü kaydetmeye
uygun hale getirilmesi, anahtar veya
kalem şeklinde kameranın sürekli hazır olması isteniyor.
“Telekızları kullanarak tehdit ve şantajla TSK’yı dizayn etmeye çalışan,
İzmir Askeri Casusluk soruşturmasını yürüten bürokrat ve polis amirlerine
yönelik operasyonda, aralarında İzmir eski Emniyet Müdürü Ali Bilkay, mülkiye müfettişleri Ferda İleri ve Ahmet Kaya’nın
da bulunduğu 17 kişi tutuklanmıştı.
“Söz konusu soruşturmada; Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet
Yapılanması (FETÖ/PDY) kurucusu ve yöneticisi olduğu gerekçesiyle Fetullah
Gülen ve 7 şüpheli hakkında “yakalama emri” çıkarıldı.”
*
Burada bir ara
verelim..
İddiaya göre, FETÖ’cüler
oturup, TSK’ya yönelik bir kumpas
tasarlıyorlar.
Diyorlar ki:
“İzmir’de birtakım telekızlar bulalım, ayarlayalım, bunları örgütleyelim,
bir eğitimden geçirelim, sonra da bunları kahraman subaylarımızın peşine
takalım.
“Ancak, bu subayların ardına düşüp otellere ya da onların evlerine
gitmesinler. Biz önce evler ayarlayalım, o evleri görüntü kaydedilmeye uygun
hale getirelim, sonra da o evlerin anahtarlarını bu telekızlara verelim, bu
kızlar da kaz subayları alıp o evlere götürsünler.
“Artı, bu kızları alet edevatla teçhiz edelim. Ellerine uygun çantalar
tutuşturalım. Görüntü ve ses kalitesi bakımından mükemmel birer cep telefonu vermeyi
de ihmal etmeyelim. Dahası, yanlarında anahtar veya kalem şeklinde kameralar
olsun.”
Bayağı masraflı ve
büyük bir organizasyon.. Eh, kızları önce bir aylığa bağlamanız, ceplerine biraz
avans koymanız da lazım.
Bir sürü ev
kiralamanız, tefriş etmeniz, yatak yorgan yerleştirmeniz, telekızların
hizmetine sunmanız şart.
Ayrıca epeyce bir
uygun çanta, cep telefonu, kalem ya da anahtar şeklinde kamera edineceksiniz.
Nerden baksanız muazzam bir bütçe gerektiriyor.
Büyük
yatırım.
Böyle bir pezevenklik teşkilatı kuruyorlar, fakat
maksat o kızlar üzerinden para kazanmak değil.
Kaydedilen görüntüler
üzerinden subaylara şantaj yapıp onları kaz gibi yolmak, inek gibi sağmak, ya da istedikleri gibi yönlendirip kullanmak hiç
değil.
Maksat, o kasetleri
kullanarak birtakım subaylar hakkında suç dosyası oluşturmak, onları yargılamak,
adlarını kötüye çıkarmak.
Hikâyeye göre durum bu..
Yerseniz!
*
Haberde adı geçen
isimlere gelelim..
Baş kahraman, savcı Okan Bato..
FETÖ’cü pezevenkler kendilerini ekonomik bakımdan batıracak
bir kumpas kuruyorlar, fakat Okan Bato öyle kendisini batıracak işlere bulaşacak
bir adam değil.
O, uyanık.. Devlet
memuriyetini, savcılık görevini ticarete alet eden bir yurdum vatanseveri..
Dokuz yıl sonra.. Tarih 17 Aralık 2024..
Meşhur gazeteci Tolga Şardan, “Mal varlığını açıklayamayan ünlü Savcı Bato’ya verilen hapis cezası ve
İstanbul Emniyeti’ndeki tayinler” başlıklı yazısına spot olarak şu ifadeyi eklemiş durumda:
“Savcı Okan Bato, eski mal bildirimleri
ile HSK müfettişine sunduğu mal bildirimi kapsamında yasal geliri ile
örtüşmeyen 8.1 milyon lirayı izah
edemedi”.
Savcı Bato, FETÖ’cü pezevenkler gibi aptal değil..
FETÖ’cüler, “Lan biz enayi miyiz,
neymiş, kahraman subayların itibarını zedeleycekmişiz.. Bunun için risk almaya,
dünyanın masrafını yapmaya, telekızlara hizmet etmeye, kahraman subayların
uçkur keyfi için beleşten ‘hizmet’ sunmaya, bunun masrafını üstlenmeye, yükünü çekmeye ne lüzum var” demiyor, beleş pezevenklik
yapıyorlar, fakat Bato, onlar batarken milyonları banka hesabına yığmayı
beceriyor.
Gazeteci Şardan, Bato’nun bir fotoğrafını da yayınlamış..
Vatansever adam duruşundan belli olur.. Kahramanca artistik vatansever pozu vermeyi
biliyor. Klas bir duruşu var.
*
Evet, Şardan, Bato için şunları yazmış:
“İzmir
Adliyesi’nde önce Cumhuriyet savcısı, sonrasında ise terör suçlarını
soruşturmakla yetkili İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili sıfatıyla görev yaptı.
“Görev yaptığı dönemde FETÖ’ye yönelik epeyce dosyaya imza attı.
Hatta FETÖ adıyla henüz terör örgütü olarak tanımlanmadığı günlerde Fetullah
Gülen grubunun, 15 Temmuz’u gerçekleştirmesinin iki ana gerekçesinden birisinin Bato’nun İzmir’de yürüttüğü Türk
Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki Gülenci komutanlarının isimlerinin belirlenmesi
hakkındaki soruşturma olduğu bilinir.
“Böylesi önemli dosyaları hazırlayan Bato’nun ismi, İzmir’de
varlığı iddia edilen FETÖ borsası konularında
yer aldı uzunca bir dönem.
“Haklarında “FETÖ üyesi oldukları ifade edilen kişi ya da
kişilerin, para veya maddi değeri yüksek
hediyeler karşılığında adli soruşturmalardan kurtuldukları /
kurtarıldıkları” uygulamasına verilen isim olarak tanımlandı FETÖ borsası.
“Sonrasında, parlayan yıldızı
bir anda sönüverdi. Önce İzmir’de 2019’da hakkında Hakimler ve Savcılar
Kurulu’nca (HSK) soruşturma başlatıldı.
“Soruşturma konusu, FETÖ borsası merkezinde haksız mal edindiği,
diğer deyişle görevi sırasında rüşvet aldığı iddialarıydı. (…)
“Bir
dönemin kudretli savcılarından Bato hakkında İzmir’de başlayan adli süreç,
2024’te geçen ekimde Yargıtay’da tamamlandı.
“Ve Yargıtay 7. Ceza Dairesi
heyeti, 10 Ekim’deki toplantısında Bato’yu haksız mal edindiği iddialarının
kanıtlanması gerekçesiyle 3,5 yıl hapis ile 40 bin lira adli para cezasına
çarptırdı. Ancak aynı heyet; söz konusu cezayı, “cezanın sanığın geleceği üzerindeki
olası olumsuz lehine takdiri indirim
nedeni” kabul etti.
“Sonuç olarak, Bato’ya haksız mal edindiği gerekçesiyle 2 yıl 11
ay hapis cezası ve 33 bin 333 lira adli
para cezasına çarptırdı.
“Heyet, verilen ceza çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
cezanın ertelenmesine, başkaca
indirim ve artırım yapılmasına yer
olmadığına karar verdi. Ayrıca, yurttaşlık haklarından yoksun
bırakılmasının yanı sıra yargılama sırasında Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nce
üzerine şerh konulan ve Bato’ya ait
İzmir Karşıyaka ile Çeşme’de birer ev ve İzmir Bayraklı’da bir ofis için
zoralım kararı verildi.”
*
Şardan, Bato’nun, Yargıtay’da Eylül 2023’teki duruşmaya katılıp
kendisini şu sözlerle savunduğunu belirtiyor:
“(…) Disiplin
soruşturması sırasında dosyada mevcut tanık beyanlarını incelediğinizde de
göreceğiniz üzere; bir Allah’ın kulu ‘Okan Bato benden rüşvet istedi’, ‘Okan
Bato benden maddi menfaat temin etti’ diyemez iken maalesef şu anda olmayan bir
şeyin olmadığını savunma durumunda bırakıldım. Hakkımdaki iddialar tamamen kurgu
olup, özellikle her aşaması ama altını özellikle çiziyorum, her aşaması başta
Sayın Bekir Bozdağ’a, Sayın Kenan İpek, Sayın Halil Koç ve Sayın Mehmet Yılmaz’a bilgi verilerek
alınan Bayram Bozkurt ifadesi sonrası birilerinin şahsi kin ve
intikam duygularının tatmini amacıyla cezalandırılmamın istenmesinin hangi
terör örgütünün ekmeğine yağ süreceğini de takdirlerinize bırakıyorum. Ben
kesinlikle herhangi bir suç işlemedim. Onurumla,
şerefimle, namusumla bana tevdi edilen görevi tüm üst amirleri ile istişare ederek yetkimin alındığı güne kadar
yerine getirdim. Bu bakımdan müsterihim. (…)”
Çalmamış, çırpmamış, parası durduk yere kendi kendine çoğalmış.
İnsan onuruyla, şerefiyle, namusuyla, ve de tüm üst amirleri ile
istişare ederek çalışınca böyle oluyor demek ki, parası bereketleniyor..
Ancak, HSK Birinci Dairesi’nin Bato hakkında hazırladığı
soruşturma raporu öyle söylemiyor.
Şardan, “… FETÖ
borsası iddialarının odağındaki Savcı'nın soruşturma raporu”
başlığını taşıyan 5 Eylül 2023 tarihli yazısında, Bato ile irtibatlı birilerinin
onun adını kullanarak haksız kazanç temin etmiş olduklarının tespit edildiğini
belirtiyor. (Bkz. https://t24.com.tr/yazarlar/tolga-sardan-buyutec/filenin-kizlari-nin-cifte-zaferi-ve-feto-borsasi-iddialarinin-odagindaki-savci-nin-sorusturma-raporu,41393?_t=1786368025321)
Şardan,
bir gün sonraki, 6 Eylül 2023 tarihli yazısına ise şu başlığı atmış: “'FETÖ
borsası' davası: 'Benden 5 milyon dolar
istediler' diyen şüpheli. Ve savcıya 'mal varlığında 10 kattan fazla artış'
suçlaması!”
Savcı hakkındaki bir diğer iddia şuymuş:
Kendisini Bato’nun yeğeni olarak tanıtan ve
onunla irtibatı bulunan Çağrı Durak, FETÖ üyeliği suçundan hakkında soruşturma yürütülen
Metehan Kavuk'tan, dosyasının kapatılması vaadiyle para istemiş. (https://t24.com.tr/yazarlar/tolga-sardan-buyutec/feto-borsasi-davasi-benden-5-milyon-dolar-istediler-diyen-supheli-ve-savciya-mal-varliginda-10-kattan-fazla-artis-suclamasi,41403?_t=1786368475588)
*
Konuya devam edeceğiz inşallah.