Özellikle
istihbarat teşkilatları (gizli servisler) söz konusu olduğunda kullanılan bir
kavram var: Bal tuzağı (Honey Trap).
Vikipedi bu kavramı, “kişilerarası, siyasi (devlet casusluğu dahil ) veya
parasal amaçlar için romantik veya cinsel ilişkilerin kullanılmasını
içeren bir uygulamadır” şeklinde tanımlıyor.
Bir başka tanım
şöyle:
“Bal tuzağı, bir grup veya birey
tarafından ihtiyaç duyulan bilgi veya kaynaklara sahip bir kişiyle temas
kurmayı içerir; tuzak kuran kişi daha sonra hedefi, bilgi edinebileceği
veya hedef üzerinde etki yaratabileceği sahte bir ilişkiye (gerçek
fiziksel etkileşimi içerebilir veya içermeyebilir) çekmeye çalışır.”
Eski FBI Müdür Yardımcısı William C. Sullivan, 1 Kasım 1975'te bir komite önünde
verdiği ifadede şunları söylemişti:
"Cinselliğin kullanımı, dünyanın
her yerindeki istihbarat servisleri arasında yaygın bir uygulamadır. Bu
zorlu, kirli bir iştir. Bu tekniği
Sovyetlere karşı kullandık. Onlar da bize karşı kullandılar."
Vikipedi, bu yöntemin tarihinden de bahsediyor: Mesela Soğuk Savaş
sırasında, SSCB KGB'si tarafından
yabancı yetkilileri baştan çıkararak casusluk yapmak için "Mozhno
kızları" veya "Mozhnolar" olarak adlandırılan kadın ajanlar
kullanılmış. Sovyetler Birliği'nde bu tür taktikleri
kullanmakla görevlendirilen kadın ajanlara "serçeler", erkek ajanlara
ise "kargalar" deniliyormuş.
1920'ler ve
1930'larda Sovyet polis teşkilatı NKVD yetkilisi
Yakov Agranov, seks casusluğu
operasyonlarından sorumluydu. Bolşoy balerinlerinin yanı sıra
sinema ve tiyatro oyuncularını da kullanmış.
*
Moskova'nın
güneydoğusunda, Volga Nehri kıyısında, Tataristan'ın Kazan şehrinde
"Devlet Okulu 4" adında bir seks casusluğu okulu açıldığını ileri
süren Eski CIA görevlisi Jason Matthews bu
okulu 2013 tarihli Kızıl Serçe romanında
tasvir etmiş bulunmaktadır. Okulun kapatıldığına inanan Matthews’e göre, Rusya
artık kiraladığı amatör kişileri bal tuzağı olarak
kullanıyor. Böylelerinin Moskova'daki beş yıldızlı otellerin barlarında arz-ı
endam ettiklerini öne sürüyor.
Öte yandan, eski CIA görevlisi Jonna
Mendez, 2015'te verdiği bir konferansta, Çekoslovak KGB casusları Karl ve Hana
Koecher çiftinin CIA'e sızmak ve çok gizli bilgiler toplamak
için seksi araç olarak kullandıklarını açıklamış durumda. Çiftin sık
sık gittiği Washington, DC'deki popüler bir swinger
(eş değiştirme) kulübünün üyeleri arasında en az 10 CIA çalışanı ve bir ABD senatörü bulunuyormuş.
Mendez, 2018'de
de The New York Times gazetesine,
Moskova'daki Amerikan büyükelçiliğinde görevli bir Amerikan deniz piyadesinin, bir “serçe” tarafından baştan çıkarılması sonucunda Rus ajanlarının büyükelçiliğe
girmesine izin verdiğini söylemiş durumda.
*
Eski Doğu Almanya da boş durmamış. 1960'ların sonlarından itibaren istihbarat teşkilatları (Stasi) bir dizi seks casusluğu görevini yerine getirmek üzere fahişeleri işe almış. Görevleri, Batılı diplomatlar ve iş adamlarıyla buluşarak onları zor durumda bırakmak.
Böylece mesleklerine bir vatanseverlik ve vatana hizmet neşvesi katmışlar. Mesleklerini daha coşkulu ve istekli yapma imkânına kavuşmuşlar.
Bunlar ayrıca, Batı'ya kaçmaya çalışan ve
Batılı iş adamlarıyla temas kuran vatandaşlarını da tespit etmeye çalışmışlar.
Stasi, bu kadınların müşterilerini götürmeleri için Doğu Almanya'daki belirli
otelleri ayarlamış. Bu otellerin bazılarının personeli arasında Stasi çalışanları da bulunuyormuş.
(Evet, bazı devletler, bu tür çirkin komplo ve tuzakları kendi vatandaşlarına karşı da kullanabiliyorlar. Bunlara devlet değil de "büyük ölçekli fuhuş ve haraç çetesi" demek daha uygun düşer.)
Doğu
Almanya'nın dış istihbarat servisi seks işinde kadınların yanısıra erkekleri de
çalıştırmış. Bu iş için "Romeolar" adı verilen bir Doğu Alman erkek
casus ağı oluşturulmuş. Bu ajanlar, özellikle,
Batı Almanya'nın başkenti Bonn’daki bakanlıklarda ve hükümet
dairelerinde sekreter olarak çalışan kadınları hedef almışlar.
Nitekim, Batı
Almanya'da yaklaşık 40 kadın, gizli Doğu Alman ajanlarıyla romantik ilişkiler
kurma suçlamasıyla casusluktan yargılanmış durumda.
*
Sadece sıradan
insanlar değil, tecrübeli istihbaratçılar da bal tuzağının kurbanı
olabiliyorlar. Mesela Amy Thorpe Pack adlı MI6 ajanı, İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalyan askeri istihbaratının istasyon şefini
baştan çıkarıp İtalyan donanmasının şifresini ele geçirmeyi başardı.
Bu kadın, 1937'de İngiliz kocasıyla Varşova'da yaşarken İngiliz gizli servisi MI6'ya gönüllü olarak hizmet vermeye başlıyor. Burada önce Polonya Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden birini baştan çıkarıyor, ardından bir başkasını, ve Polonya’nın gizli planlarını öğreniyor.
Daha sonra ABD’ye gidiyor, 1942 yılının başlarından
itibaren bir gazeteci gibi davranarak Washington’daki Fransız büyükelçiliğinin basın ataşesi Charles Brousse'u kendisine aşık ediyor ve onu
ABD istihbaratı ile çalışmaya yönlendiriyor. Yaklaşık altı saat süren
bir gece soygunu operasyonunda her ikisi, gizli belgeleri fotoğraflamak için
büyükelçiliğe ABD istihbaratına çalışan bir kasa
hırsızının girmesine izin veriyorlar. Bir ara bu ajan kadın, kendilerinden
şüphelenen bir gece bekçisini oyalamak için soyunuyor.
Kadın
ajanların bu bal tuzağı dalavereleri her zaman satın alma sonucunu vermese de, hedef
isimlerin tasfiyesine ya da yıpratılmalarına vesile olabiliyor. Mesela İngiliz parlamenter Anthony Courtney, 1961'de bir KGB baştan çıkarıcısı olduğunu
bilmediği turist rehberi Zinaida Grigorievna Volkova ile birlikte
olmuş ve KGB fotoğrafçıları onların samimi faaliyetlerini görüntülemişti.
KGB,
Courtney'e İngiltere parlamentosundaki Rusya aleyhtarı faaliyetlerine son
vermesi için şantaj yapmaya çalışmış fakat o reddetmişti. Bunun üzerine fotoğrafları
diğer Parlamento üyelerine ve iş ortaklarına dağıtılmış, dahası, Londra'da
yayınlanan mizah ve hiciv dergisi Private Eye, o fotoğrafları yayınlamıştı.
KGB
operasyonu meyvelerini verdi ve Courtney, sonraki seçimde koltuğunu
kaybetti.
*
İstihbarat
teşkilatlarının başka türden hileleri de vardır.
Mesela tuzağa
düşürmek istedikleri adamla önce herhangi bir vesileyle dostluk kurarlar. Sonra
bir aile evine davet ederler. Ev sahipleri görünüşte çocuksuz karı koca durumundadır, ya
da ailenin yetişkin bir alımlı kızı vardır.
Gerçekte aile
değildirler, operasyon için biraraya gelmiş bir ekiptirler.
İkinci veya
üçüncü davette adamın evde (sözde) ev sahibesi hanımla ya da sözde kızlarıyla
yalnız kalması sağlanır. Mesela bir telefon gelir, adam ve karısı bir yakınları
için hemen hastaneye veya başka bir yere gitmek zorunda kalırlar, misafire “Siz
yemeğinizi yiyin, rahatsız olmayın” filan der giderler.
Aksiyon sırası kızdadır. Adamı baştan çıkarmak için bütün marifetlerini sergiler.
Fransa’nın Sovyetler
Birliği'ndeki büyükelçisi Maurice Dejean buna
benzer bir tuzağa düşmüştü. KGB Dejean'a önce Fransızca
konuşan boşanmış bir kadın olan Lydia Khovanskay’ı, daha sonra da güzel oyuncu (aktris) Larisa Kronberg-Sobolevskaya’yı göndermişti.
Dejean, samimiyeti
koyulaştırdığı bu Larisa ile birlikteyken, sahte kocası sözde Sibirya'daki bir
jeolojik keşif gezisinden eve döner, ve Dejean'ı fena şekilde döver, ancak
Larisa'nın yalvarmaları üzerine gitmesine izin verir.
Dejean, olayı
örtbas etmek için bir Sovyet arkadaşına gider, fakat aslında o da KGB ajanıdır.
Sonuçta KGB, Fransız büyükelçisini kontrolü altına alır.
Ancak, Fransız
hükümeti bu ilişkiyi bir zaman sonra İngiliz istihbaratından öğrenir.
İngilizlere bu bilgiyi veren de, Batı’ya iltica eden Sovyet istihbaratçısı Yuri Krotkov'dur.
Bu Krotkov,
1963'te, Fransız Hava Kuvvetleri ataşesi
Albay Louis Guibard'ın intiharına neden olmuştu. KGB'nin Rus bir kadınla olan
ilişkisine dair çektiği fotoğrafları ona gösterip, ifşa etme veya işbirliği
yapma seçeneği sunmuş, Albay da üçüncü bir yol olarak intihar etmişti.
*
Ancak, bu tür tehditler her zaman intiharla ya da işbirliğiyle
sonuçlanmıyor. İfşa olmayı göze alanlar da çıkıyor.
İngiltere’nin
Moskova Büyükelçisi Geoffrey Harrison,
1968'de KGB'nin böylesi bir şantajına maruz kalmıştı. KGB, Büyükelçiliğe Galya
adında çekici bir hizmetçi yerleştirmeyi başarmıştı. Geoffrey Galya’nın ağına
düşmüş ve Galya ona, fotoğraflarının çekildiğini, KGB'ye bilgi vermediği takdirde
ifşa edileceğini söylemişti.
Geoffrey
ifşa edilmeyi göze aldı ve İngiliz hükümeti onu emekli etme dışında birşey yapmadı.
İngilizler bu işlere öteden beri alışkındılar.
2010 yılının sonlarına doğru ve 2011 yılı boyunca, İngiliz
medyasına, bir dizi erkek gizli polis
memurunun bu türden dalavereleri konu oldu. 'Sahte kimliklerinin' bir parçası
olarak, hedef grupların bayan üyeleriyle yakın ilişkilere girmişler, hatta
kendilerinin gizli polis olduklarının farkında olmayan eylemcilere (aktivistlere) evlilik
teklifleri yapmışlar, çocuk sahibi bile olmuşlardı.