CÜBBELİ HUSUMETİN İSTİKAMET ÖLÇÜSÜ: DEVLET SEVİCİLİĞİ

 






Odatv.com, bir haberinde, Cübbeli Ahmet’in Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın sunduğu Teke Tek programında sarfettiği bazı laflarını aktarmıştı.

Sözleri arasında şu da vardı:

“FETÖ meselesi... Şimdi hükümetçi olan adamlar [benim uyarılar yaptığım zaman], "Saptırıyor" diye telefonla [konuştuğum televizyon programına] bağlandı. "Bu adamlar din hainidir, devlet sevicisi olamaz" diyordum.”

(https://www.odatv.com/siyaset/feto-ismailaga-cemaatine-mi-sizdi-245020)

"Din haini.. Devlet sevicisi.." Vehbi'nin kerrakesi böylece ortaya çıkmış oluyor.

Adamın kıstası/ölçütü/mihengi/mi'yarı bu: Devlet sevicisi olmak..

Vay hain vay, diyelim ki adam Esed Suriyesi'nde yaşıyordu, dindar olması onun devlet sevicisi olmasını mı gerektiriyordu?

Hz. İbrahim ile Hz. Musa, devlet sevicisi mi olmalıydılar?

Sonra da utanmadan pişkin pişkin Siyasal İslam karşıtlığı yapıyor.

Siyasal İslam (laik devletin "siyasal dinsiz" siyasetine uydurulmuş çakma İslam) bundan başka birşey midir, a kabak kafa?!

Seni sevici seni!..

Seni Atatürk devleti sevicisi seni!..

Atatürk'ünü de al git, İslam'dan elini ve dilini çek!

Git başka yerde, Siyasal Dinsizlik bahçesinde ve Kemalizm balosunda sev devletini!..

Tuhaf (ya da ibretlik) olan husus ise, bu Cübbeli sefalet ile FETÖ'cülerin (Fethullahçı Takiyye Örgütü mensuplarının) "Siyasal İslam düşmanlığı" söyleminde buluşuyor olmaları.

Aslında yok birbirlerinden farkları, fakat birinin üstündeki damga yerli-milli (küresel patentli yerli-milli), diğerinin üstündeki damga ise küresel.. 

*

Cübbeli'nin başka zırvaları da var:

“Diyanet'in DEAŞ raporu var. Ondan sonra Türkiye'de Selefiliğin durumunu Hilmi Demir Hoca, ben sizin kanalda dinledim. 2020'de Selefiliğin nüfusa oranının 3.6'ya kadar yükseldiğini söylüyor. Bazı vilayetlerde yüzde 8-10. Bu vilayetlerdeki durum... Orada hangi hocanın da dinlendiği söyleniyor. Diyelim AK Parti'nin fazla olduğu yerde Nihat Hatipoğlu. Ben Türkiye ikinciliğini kaybetmemişim. Konya, Adıyaman... 10 vilayet ismi veriliyor bu raporda. Yüzde 8-10 ne demek biliyor musunuz? Ben burada sokağa çıktığım zaman yüz kişiden 8'i, 10'u benim kanımı, canımı, karımı helal sayıyor. yani beni gavur sayıyor. Bundan büyük nasıl tehdit olacak? Orada kim fazla dinleniliyor, misal Nurettin Yıldız.”

Nurettin Yıldız'ı ihbar ediyor.. Referans aldığı kişi de, Hilmi Demir.. Laik (siyasal dinsiz) düzene biat etmiş bulunan kafası boş, kalbi loş ilahiyat dolmuşçusu..

Sözünü ettiği DEAŞ ise, MİT'in kadim müttefiki CIA'in aparatıydı, kullandı attılar. 

*

Selefîliğe gelince.. Selefîler, tıpkı (İmam Matüridî'yi okumadan) Matüridîyiz diyenler gibi, yekpare bir grup değil..

Selefî olmak, özü itibariyle yanlış birşey değildir, gereklidir, şarttır. Matüridî ve Eş'arîler de esas itibariyle selefîdir, selefin (Allah Resulü'nün ashabının) yolunda gitme iddiasında ve arayışındadır.

Bu anlamda selefî olduğunu (Matüridî ve Eş'arî olmadığını, onların sonradan tartıştıkları konulara girmeyip salt selefin söyledikleriyle yetindiklerini) söyleyen sufîler de mevcuttur. 

Mesela Halid-i Bağdadî rh.a. ve müridanı bazı sufîler..

Türkiye'deki bütün Nakşîlerin tarikat silsilesi Mevlana Halid rh. a.'e dayanır. Bediüzzaman Said-i Nursî'nin belirttiği gibi, yaşadığı asrın müceddidi kabul edilir. Osmanlı coğrafyasında İslamî duyarlılığı ayağa kaldırmıştır. Bugün Türkiye'de yapılan dinî hizmetlerin büyük çoğunluğu onun toprağa attığı tohumların yeşermesinin ürünüdür.

O, (Türkçe tercümesi yayınlanmış olan) Mektubat'ında yer alan bir mektubunda açıkladığı gibi itikaden selefîliği benimsemişti. 

Bunu, (mektuplarını derleyen) yeğeni Şeyh Esad Sahib de belirtiyor, itikaden selefî olduğunu söylüyor.

*

Öyle anlaşılıyor ki Sadettin Ustaosmanoğlu Cübbeli için "Kezzabî" (çok yalan söyleme tutkunu) derken abartma yapmıyor.

Çünkü, selefî olmak, kâfirlerin (Cübbeli’nin iddia ettiği şekilde) mutlak olarak canlarının, kanlarının, karılarının helal sayılmasını gerektirmez.

Bu, büyük bir iftira, Halid-i Bağdadî rh. a. bunu mu savunuyordu, dangalak kabak?!..

Mesela şu anda Türkiye Cumhuriyeti, bazı PKK'lıların kanlarını ve canlarını "helal" sayıyor. 

Ama her PKK'lının değil.. 

Silahı eline alıp fiilen savaşmaya, asker öldürmeye devam eden PKK'lının..

Ayrıca, (yürürlükteki hukuka göre) böylesi PKK'lının kanı ve canı herkes için de "helal" değildir, bunun için "yasal yetkili" güvenlik görevlisi olmak gerekir.

Fakat bu da yetmez, silah kullanmayı gerekli kılan bir zaruret durumunun oluşması şarttır. Görevli bile olsan, PKK'lı olma iddiasıyla durup dururken adam öldüremezsin. 

Mesela Cübbeli, katil bir PKK'lıyı sokakta görüp teşhis etse, yapabileceğinin en fazlası devlete ihbardır, kendisi öldüremez ya da hapsedemez.

*

Mutlak (kayıtsız şartsız) olarak her kâfirin kanı ve canı müslümana helal olmaz.. 

Şeriat'e göre eşyada ve hayvanatta (istisnalar dışında) genelde mübahlık (helal olma durumu) öne çıkarken, insanda ise (her konuda) haramlık esastır. 

Esas itibariyle helal olan eşyanın haram olması belirli şartların varlığıyla ortaya çıkar, eşya durduk yere haram olmaz; insanın canının, kanının, ırzının ve namusunun helal olması ise bunun tam tersidir, insanın herşeyi esas itibariyle haramdır, helallik belirli şartların oluşması ile gerçekleşir. 

Mesela selefîlik (ya da vatanseverlik veya devlet seviciliği adına) insanların canlarını, kanlarını, karılarını kendiniz için helal sayamazsınız. 

Vatan haini ya da kâfir diye insanları öldüremezsiniz.

*

Öldürebilmeniz için belirli şartların oluşması gerekir. Mesela, haksız yere cinayet işleyen kişi kısas olunur. 

Ya da İslam devletinde, evet laik (siyasal dinsiz) devlette değil İslam devletinde, bir müslüman (baştan beri kâfir olan değil, bir müslüman) küfrünü ilan eder, sonra da tevbeye davet edildiği halde küfrünü ilan etmekte ısrar ederse, aklî melekeleri yerindeyse mahkeme kararıyla ve yasal-resmî görevliler eliyle idamla cezalandırılabilir. Fakat bunu, devlet tarafından yetkilendirilmemiş biri yapamaz.

Bu, laik devletteki "vatan hainliği" suçunun muadilidir.

Vatan denilen taş toprak nerde, o vatanın, yerlerin ve göklerin yaratıcısı Allahu Teala nerde!.. 

Bu ülkede İstiklal Harbi yıllarında Selanikli Mustafa Atatürk'e biat etmeyi kabul etmeyip Osmanlı Devleti'ne sadakatini sürdürdüğü için "vatana ihanet" suçuyla az adam asılmadı.

Yerlerin ve göklerin yaratıcısı Allahu Teala nerde, Ali Rıza ile Zübeyde'nin senin benim gibi yiyip içen, tuvalete giden ölmüş oğlu Atatürk nerde!

*

Hiçbir aklı başında selefî böyle aptalca, Şeriat'e açıkça aykırı birşeyi savunmaz, savunamaz.

Ha, selefîliği içeriden bozmak ya da imajını yerle bir etmek için aralarına sızmış ajanlar böyle şeyler söyleyemez mi?.. 

Söyleyebilirler.

Her grup, parti ve cemaatte olduğu gibi, selefîlerin arasında da (kimisi yerli-milli, kimisi yabancı) ajanlar, provokatörler vardır. (Selefîlik iddia etmekten kolay ne var, camiyi cumayı terk edersin olur biter. Aralarına sızmak için birşeyler yapman gerekmiyor, birşeyleri yapmaman yeterli.)

Ancak, Cübbeli gibi iftiracı ve kışkırtıcı yaygaracıların bulunduğu yerde böylesi ajanlara fazla ihtiyaç da kalmaz, o da ayrı mesele..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

CÜBBELİ HUSUMETİN İSTİKAMET ÖLÇÜSÜ: DEVLET SEVİCİLİĞİ

  Odatv.com,   bir haberinde, Cübbeli Ahmet’in   Habertürk TV ’de Fatih Altaylı ’nın sunduğu Teke Tek programında sarfettiği bazı laflar...