Cübbeli Ahmet, pazarlamacılıkta Fadıl Akgündüz‘e nal toplatır.
Görünüşe göre o, insanları Fadıl ile birlikte dolandırmamış, sadece, onun
dolandırıcılık çarkı sorunsuz işlesin diye fetva vermekle
yetinmiş.
Vardırmış bir “hikmet”i..
Yanmaz kefen ve Hz.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’i rüyada gösteren terliği kendisi satmıyormuş.. Sadece reklam ve
tanıtımını yapmış.
Bunda da bir “hikmet” vardırmış..
Cübbeli insanları böylece “yanlış”a mı “yönlendiriyor”muş?
Hayır, yanlışa yönlendirmiyormuş, yaptığı şey
doğruymuş.. Pür “hikmet”miş..
İnsanlar “hikmet”ten anlamıyorlarsa, bu, Cübbeli Ahmet Hocaefendi Hazretleri zerzevatının mı
suçuymuş?
Medyatik maydonoz hazretleri ne yapsa hikmetmiş.. Ama
bu cahil millet anlamıyormuş..
Cübbeli Ahmet’e göre böyle..
*
Bu Cübbeli tüccar, “Kemalistliğinin hikmeti”
konulu bir açıklamasında şöyle bir ifade kullanıyordu:
“Burada da sevenlerimiz
beyanlarımızı mutlaka hikmetlere mebnî
olarak düşünmelidirler. Zira biz kırk senelik kürsü hayatımızda abesle iştigal etmedik, kimseyi yanlışa yönlendirmedik.”
(https://www.cubbeliahmethoca.com.tr/tr/basinduyuru/ataturk-ile-ilgili-aciklamalarimdan-rahatsiz-olanlari-rahatlatma)
Cübbeli Ahmet Hocaefendi Hazretleri maydonozu
haşa “abes”le iştigal edebilir mi?..
Abesle iştigal, onu anlayamayan aciz ve kusurlu
fanilerin işi..
Yüpyüce Cübbeli Ahmet fırıldağı bundan müberra ve
münezzehmiş..
Töbe töbe, Cübbeli Ahmet hazretleri için “abes”le
iştigal düşünülebilir mi?! Neûzü billah, nestağfirullah!..
Cübbeli serapa hikmetmiş..
Cübbeli’nin zihniyeti bu ne yazık ki!..
Gerçekteyse adam serapa gurur (aldanış), tevazu
görünümlü kibir ve tefahur..
Haddini bilmezliğin ve kifayetsiz muhterisliğin tecessüm etmiş, insan suretinde cisimleşmiş hali.
*
Bu fırıldağın yukarıya aldığımız şu iki cümlesi bile,
onun ne mal olduğunu anlamak için
yeterlidir..
Tasavvuf ve tarikatın insanın
nefsini yenmesine vesile olduğu kabul edilir, bunun gibilerde ise, nefislerin
firavunlaşmasına hizmet ediyor.
Bir müslümana bu üslupla konuşmak yakışmaz, tarikat ve
tasavvuf davası güdenlere ise hiç yakışmaz.
Her yaptığının hikmetleri varmışmış..
Peygamberler bile bu üslupla konuşmamış ve hikmet açısından tam bu şekilde
hareket de edememişlerdir.
Mesela Yunus a. s.’ın durumu..
Yine, Peygamber Efendimiz s.a.s. de birçok olayda
vahiyle uyarılmıştır:
“Allah senden
afvetti ya, şu neden onlara izin verdin de beklemedin ki doğru söyliyenler
sence tebeyyün ede ve yalancıları bilesin?” (Elmalılı Meali, Tevbe, 9/43)
“Yeryüzünde
ağır basıncaya kadar, hiçbir peygambere esirleri bulunması yaraşmaz. Siz geçici
dünya malını istiyorsunuz, halbuki Allah (sizin için) ahireti istiyor. Allah
güçlüdür, hikmet sahibidir.” (Enfal, 8/67)
Her işinde hikmet olma vasfı ancak ve ancak Azîz ve
Hakîm olan Allahu Teala’ya mahsustur.
“Nefsini bilen, Rabbini bilir”
denilmiştir.
Cübbeli gibi fırıldaklar ne nefislerini biliyorlar, ne
Allahu Teala’yı..
*
Hz. Aişe r. a. validemiz, Resulullah s.a.s. için,
“O’nun ahlâkı Kur’an‘dı” diyor.
Edep ve ahlâkı Kur’an‘dan almak
gerekir.
Kur’an‘daki edep
ve ahlâk, aynı zamanda şeriattır.
O yüzden Hz. Ömer, “Şeriat’ın edeplendirmediğini,
Allah edeplendirmemiştir” demiştir. (Bkz. İbn Haldun, Mukaddime, C. 1. çev. Halil Kendir, İstanbul: Yeni
Şafak, 2004, s. 168. İbn Arabî’ci
tasavvuf prof.u Mahmut Erol Kılıç gibi Şeriat
ile ahlâk arasında karşıtlık ilişkisi kuran sapıtmışlar nerde, Hz. Ömer nerde!..)
Allahu Teala şöyle buyuruyor:
“Ufak tefek kusurları dışında, büyük
günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin, affı bol
olandır. O, sizi daha topraktan yarattığı zaman ve siz annelerinizin
karınlarında bulunduğunuz sırada (bile), sizi en iyi bilendir. Bunun için kendinizi
temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı daha iyi bilir.” (Necm,
53/32)
“Kendi nefislerini temize
çıkaranları görmüyor musun? Hayır! Ancak Allah, dilediğini
temize çıkarır. Onlara kıl kadar zulmedilmez.” (Nisa, 4/49.)
Yaşadığımız devirde nefsini temize çıkaranların sayısı
çoğaldı.. Onların belki en kabak kafalısı, Cübbeli vehamet..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder