Baziları, “Katil devlet!” diye
slogan atıyorlar.
Yanlıştır..
Devlet, katil olmaz..
Olamaz.
Çünkü devlet, üç ayrı öğeden
oluşur. “Toprak (vatan), halk (millet)
ve siyasî teşkilatın (rejim demeyelim)” toplamıdır.
Devletin toprak unsuru
kalkıp cinayet işlemeye azmedemeyeceğine, ve bir cinayete halkın/toplumun tamamı (ve bu arada, öldürülenlerin
akrabaları, çocuklar, yaşlılar, farklı dünya görüşünü savunanlar vs.)
katılamayacağına göre, devlet cinayet işleyemez.
Ama, devlet kurumlarında çalışan bazı kişiler,
yetkilerini ve devletin (yani bir toprak parçası üzerinde bağımsız siyasî
teşkilat kurmuş milletin) kendilerine sunduğu
imkânları sûistimal edebilir, kötüye kullanabilir, cinayet de dahil her
“haltı yiyebilir”ler (hırsızlık, yolsuzluk, yetki gasbı, kayırmacılık/torpil,
nepotizm, yasaları ihlal vs.).
Mesela Türkiye’de böyle “her haltı yiyebilen” sürü
sepet cani, devlet kurumlarında sözde hizmet edip çalışabilmiştir.
*
Eski Emniyetçi Hanefi Avcı şunları yazmıştı:
“… Susurluk olayları
yaşandığı dönemde, MİT ve askerler bana her türlü haksız saldırıları yaparken, hukuk [yargı,
mahkemeler] beni korumuştu. JİTEM‘in [Jandarma
İstihbarat ve Terörle Mücadele] yaptığı hukuksuzlukları anlattığım
zaman “JİTEM diye bir teşkilat yok” denilmiş, sadece
“var” dediğim için Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman beni [çalıştığım kurum
olan] İçişleri Bakanlığı‘na şikayet etmişti. Bakanlık JİTEM’i en iyi bilen kurum olmasına, her ilde polislerin JİTEM ile toplantılar yapmasına,
yüzlerce yazı, rapor ve belgede JİTEM adı geçmesine rağmen “JİTEM var” dediğim
için [Bakanlık tarafından] jandarmaya hakaretten
yargılanmama karar verildi. O günün tüm bakan, genel müdür ve
bakanlık yöneticileri, hepsi JİTEM’in varlığını biliyor, inanıyordu ama “sen
olmayan JİTEM’e var dedin” diye suçlu olarak yargılanmama karar vermişlerdi.”
(Hanefi Avı, Devlet Bilgisi, İstanbul: Tekin Yayınevi, 2017, s.
75)
MİT ve
askerlerin Susurluk kazası yüzünden (ki
bu kazada, “resmen aranan suçlu” Abdullah Çatlı,
milletvekili Sedat Bucak ve İstanbul eski Emniyet
Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ aynı otomobilde yolculuk
yaparken vefat etmişlerdi) Hanefi Avcı ile uğraşmış olmaları, ister istemez,
MİT ve TSK içindeki bazı “yerli milli, vatansever”
tiplerin, söz konusu kaza ile gündeme gelen “hukuksuz” (yani suç olan) işlerin bir parçası olma
durumuna düşmüş bulundukları şüphesine yol açmaktadır.
Hanefi Avcı gibi il emniyet müdürlüğü de dahil olmak
üzere her düzeyde hizmet vermiş, emniyet istihbaratının teknik altyapısının ve
donanımının geliştirilmesine önemli katkılar sağlamış tecrübeli bir
emniyetçiyle bile uğraşan MİT‘in (daha doğrusu
MİT’teki “suç işlemeye yatkın” tiplerin), sıradan vatandaşlara neler
yapabilecekleri tahmin edilebilir.
Tabiî ki Susurluk kazası,
bir tetikçi olduğu bilinen Abdullah Çatlı gibi sözde
aranan, fakat bürokratlarla ve siyasetçilerle “Al takke ver külah!” gününü gün eden,
edebilen “suçlular”ın işleyebileceği türden silahlı eylemleri akla
getirmektedir.
Aynı şekilde, Hanefi Avcı’nın kitaplarında sözünü
ettiği “JİTEM hukuksuzlukları” da fırından ekmek, manavdan elma
çalma türünden suçlar değildir.
“Hayır, hukuksuzluk yoktur” denilemediği, JİTEM’den bir
defa bahsedildiğinde çorap söküğü gibi herşey açığa çıkacağı için, birileri “JİTEM yoktur, sizi gidi paranoyaklar!” demekten
başka çare bulamamışlardır.
*
JİTEM denilince akla ilk gelen isimlerden biri, Yeşil Mahmut Yıldırım..
MİT eski
Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür, söz
konusu hukuksuzluklar hakkında şunları söylemişti:
“Teşkilatlar yıpranmasın” mantığının
“devleti yıprattığı” kanaatini taşıyorum. Ancak halen benim gibi
düşünmeyenler devlete hakim. Yılların biriken kirliliğinin arkasındaki mantık
bu. Birisi her türlü suçu işleyip, “Ne yaptımsa devlet
için yaptım” diyor. Öteki de, “gizlilik” “sır” kavramlarını işaret
ederek suçu örtüyor….
“… Teşkilatın [MİT’in] elemanları
arasında yüzlerce “Yeşil” var. Önce de vardı, yetkililer ne derse desinler,
bundan sonra da olacaktır. “Yeşil”, konumu ve üstlendiği
görevler itibariyle “Susurluk”un küçük bir parçası olabilirdi. Ancak onun adı
çok abartılarak “Susurluk” olayı saptırıldı, örtüldü.”
(https://www.milliyet.com.tr/the-others/devlet-susurluk-la-yuzgoz-oldu-5303764)
*
Evet, devlet cinayet işlemez.. Katil olmaz.
Fakat, “Ne yaptımsa devlet için yaptım” diyebilme
imtiyazına sahip “resmî görev sahibi” caniler,
milletin kendilerine sunduğu imkânları kullanarak cinayet işlemiştir,
işleyebilmektedir.
Hanefi Avcı’nın sözünü ettiği türden “JİTEM yoktur,
var diyen suçludur” mantığıyla hareket eden, “üç maymun”u oynayan
insanlıktan nasipsiz siyasetçi ve bürokratlar ise,
fiilen bu cinayetlere katılmasalar bile, zımnen onayladıkları ve destek
oldukları için suçludurlar.
Bu dünyada hesap vermeyebilirler, fakat ahirette
karşılığını alacakları kesindir.
*
Evet, devlet cani değildir..
Fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ne yazık ki, caniler için dikensiz gül bahçesi olabilmiştir.
Ve bu “hukuksuzluk”ları onaylamayanlarla, bazı cani
ruhlu MİT’çiler ve askerler, Hanefi Avcı ile nasıl uğraşmışlarsa, aynı şekilde uğraşmışlardır.
Yine de Hanefi Avcı, Emniyet ve yargıda geniş bir
arkadaş ve dost çevresine sahip olduğu ve “hukuksuzluk yöntemleri”ne vakıf bulunduğu için
şanslıydı.
Ya şanslı olmayanlar?..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder