HZ. MUAVİYE: "KİŞİ RE'Y (DOĞRU GÖRÜŞ) SAHİBİ OLAMAZ, AKLI ŞEHVETİNE (HEVESATINA), HİLMİ CEHLİNE GALİP GELMEDİKÇE". BİZ DE EKLEYELİM: RE'Y SAHİBİ OLMAYAN TEDBİR SAHİBİ OLAMAZ

 


Lafta sünnî.. Tavır ve "duruş"ta ise… Neyse, bir şey demeyeyim..

İran, ABD ile İsrail’in karşısında hiçbir başarı gösteremese memnun olacak gibi görünüyor. İçten içe bunu temenni etmediğini söyleyebilecek durumda değiliz.

Asılmadan önceki son dileği, “Şiî Temel anasını görmesin!”..

ABD ve İsrail, küfür, şirk, ateizm, LGBT’cilik, “İstanbul Sözleşmesi”cilik, laiklik (siyasal dinsizlik), demokrasi şirki, “millet hakimiyeti” şirki, ırkçılık hastalığı vs. o kadar umurunda değil.. Onlar eften püften, talî sorun.

Asıl ciddi dert şiî İran’ın, ABD ve İsrail karşısında dik durması..

Derdi büyük.. "Derin" acılar içinde kaybolup gitmiş.

*

Tedbirimiz nedir”miş..

Verebildiği bir cevap yok.. “İran, ABD ve İsrail tarafından, kendisine karşı tedbir almamıza gerek kalmayacak şekilde yok edilse ne iyi olur” dercesine konuşuyor.

Ben sana, “tedbir”in ne olduğunu söyleyeyim:

İran varsa, sünnî Afganistan da var” diyeceksin..

Ama diyemezsin, Türkiye'nin laik (siyasal dinsiz) "derinlik"leri İran kadar Afganistan'dan da rahatsız.

Afganistan, küresel küfre karşı İran’dan önce ayağa kalktı. Üstelik ABD Afganistan’a (İran'da olanın aksine) bütün bir NATO’yu da yanına alarak gitmişti. 

Hatta laik (siyasal dinsiz) Türkiye de oraya NATO şemsiyesi altında asker gönderdi.

Ama, şimdi İran’ın şiîliğini bahane ederek dolaylı ABD ve İsrail uşaklığı yapan sözde dindar yerli-milli (ve de iktidar yandaşı) münafık tıynetliler, Afganistan sünnî olduğu halde onun zaferinden de memnun olmamışlar, Taliban’ın zaferini itibarsızlaştırmak için bin dereden su getirmeye başlamışlardı.

Unutmadık..

Bunların İran karşısında gerçek derdi Sünnîlik değil.. Dertleri, Kemalist/Atatürkist Türkiye’nin laikliğini (siyasal dinsizliğini) bir şekilde aklayıp paklamak..

*

Maalesef bu devletin “derinlik”lerine Kemalist, Sabetayist ve laik (siyasal dinsiz) münafıklık hakim.. 

"Derin" birileri küfürlerini açıkça ortaya koymuyor, münafıklık yapıyorlar, ve o münafıklıklarıyla eyyamcı, dünyaperest dindarımsıları da parmaklarında oynatıyorlar.

Ve de bu dindarımsılar, dünya nimetlerinden vazgeçemedikleri için onların suyuna gidiyorlar.

Bu dindarların bazıları da düpedüz aptal.. Kimi niçin desteklediğinden, kimin oyununa geldiğinden habersiz.. 

Kalabalığa uyup gidiyor.

*

Tedbir meselesine dönelim..

Birinci tedbir, dediğimiz gibi, meselenin Şiîlik’le ilgili olmadığını, sünnî Afganistan örneğiyle anlatmandır.

İkinci tedbir ise (Ki asıl tedbir budur), senin İran’dan daha fazla hamiyyet ve salabet ehli olman, ABD ve İsrail karşısında İran’dan daha kararlı ve haysiyetli, şahsiyetli bir siyaset izlemendir.

Dik durmandır. Boyun eğmemendir. 

Doğal olarak bu, Afganistan Talibanı gibi bedel ödemeye hazır olmayı, dünya zevk ü sefasından vazgeçebilmeyi gerektiriyor.

Sorun şurada ki, sende o salabet-i diniyye yok.. Bütün derdin dünya zevk ü sefası, "itibar"lı yaşam, gösterişli-tantanalı hayat.. 

Bir yandan da içi boş dindarlık edebiyatıyla İslam dünyasını aldatmaya, "itibar"ını cilalamaya çalışıyorsun, fakat "kader" buna müsaade etmiyor, önüne sıkı "imtihan sorusu" geliyor..

İşte o yüzden, “Tedbir nedir?” diye kıvranıyor, şaşkın ve ne yapacağını bilemez halde bunu sorup duruyorsun. 

Sorunun cevabı belli de, bırak gereğini yapmayı, yüksek sesle söyleyecek bir dürüstlüğe ve cesarete bile sahip değilsin.

*

Senin için tedbir yok dostum.. 

Sana düşen, haddini bilip edebini takınman ve susmandır.

“Kıyamazsan baş ve cana, uzak dur girme meydana,

“Bu meydan içre nice başlar kesilir, hiç soran olmaz.”




Bu aşk bir bahr-i ummândır buna hadd ü kenâr olmaz
Delîlim sırr-ı Kur’ân'dır, bunu bilende âr olmaz

Süre geldik ezelîden, pîrim Muhammed Alî’den
Şerâb-ı lâ-yezâlîden içenlerde humâr olmaz

Eğer âşık isen yâre, sakın aldanma ağyâre
Düş İbrâhîm gibi nâre, bu gülşende yanâr olmaz

Kıyamazsan bâş ü câna uzak dur girme meydâna
Bu meydânda nice başlar kesilir, hiç sorar olmaz

Hakk ile hak olanlara, kendi özün bilenlere
Dost yolunda ölenlere, kan bahâsı dinâr olmaz

Seyfullah sözünde mestdir, şeyhinden aldığı destdir
Dîvâne-râ kalem nîstdir, ne söylese kınâr olmaz.

 

Seyyid Nizamoğlu Seyfullah (ö. Temmuz 1601)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

HZ. MUAVİYE: "KİŞİ RE'Y (DOĞRU GÖRÜŞ) SAHİBİ OLAMAZ, AKLI ŞEHVETİNE (HEVESATINA), HİLMİ CEHLİNE GALİP GELMEDİKÇE". BİZ DE EKLEYELİM: RE'Y SAHİBİ OLMAYAN TEDBİR SAHİBİ OLAMAZ

  Lafta sünnî.. Tavır ve "duruş"ta ise… Neyse, bir şey demeyeyim.. İran, ABD ile İsrail’in karşısında hiçbir başarı gösteremese ...