Reuters:
MİT, Şara'nın korunması için İngiliz istihbaratından yardım istedi |
Dezenformasyonla Mücadele Merkezi'nden yalanlama geldi
Reuters'ın Türk, Suriyeli ve Batılı yetkililere dayandırdığı haberinde,
Suriye lideri Ahmed Şara'ya yönelik artan suikast tehditleri nedeniyle Milli
İstihbarat Teşkilatı'nın İngiliz istihbarat servisi MI6'ten yardım istediğini
yazdı. Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ise bu iddiayı yalanladı
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), konuya yakın beş kaynağın Reuters'e aktardığı bilgiye göre, IŞİD'in Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'ya yönelik suikast girişimlerinin ardından İngiliz istihbaratı MI6'ten Şara'nın korunması için destek talep etti. ...
Suriyeli ve yabancı yetkililerin
aralarında olduğu kaynaklar Şara'ya yönelik bir dizi IŞİD suikast planı olduğu
yönündeki haberlerin artmasının ciddi endişe yarattığını belirtti.
Bir Türk kaynak, yeni hükümetin
kurulmasına yardımcı olma sürecinde kilit rol oynayan Milli İstihbarat
Teşkilatı'nın, geçen ay yaşanan bu tür olaylardan birinin ardından MI6'ten daha
fazla destek talep ettiğini söyledi. Üst düzey bir Suriyeli güvenlik kaynağı
ise talebin “yüksek riskli bir suikast planı” sonrasında geldiğini belirterek
MİT, MI6 ve Suriye makamlarının sürekli istihbarat paylaştığını ifade etti.
MİT'in MI6'ten tam olarak ne talep ettiği ya da İngiliz istihbaratının yeni bir görev üstlenip üstlenmediği şimdilik belli değil. ...
Dezenformasyonla
Mücadele Merkezi'nden yalanlama
Dezenformasyonla Mücadele
Merkezi, yabancı bir haber ajansında bugün yayımlanan yalan habere ilişkin
paylaşım yaptı:
"Yabancı bir haber ajansında
bugün yayımlanan “Türkiye, İngiliz MI6'dan Suriye Devlet Başkanı Şara’nın
korumasını artırmasını istedi” haberi gerçeği yansıtmamaktadır.
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), gerek uluslararası istihbarat topluluğu ile gerekse de komşumuz Suriye’nin güvenlik birimleri ile terörle mücadele alanında etkin bir iş birliği içindedir. ...
Şara'ya yönelik suikast girişimleri
Birleşmiş Milletler'in verilerine göre geçen yıl Şara ve iki üst düzey kabine üyesi, IŞİD tarafından planlanan ve engellenen beş ayrı suikast girişiminin hedefi oldu. ...
Konu hakkında bilgilendirilen bir
ABD diplomatı ise MİT'in MI6'ten destek istemesinin arkasında IŞİD'in yeniden
güç kazanma belirtileri olduğunu ifade etti.
Kaynak: Reuters
[NOT: Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, görüldüğü gibi, yaptığı açıklama ile, AK Parti iktidarı ile birlikte "millileşmiş" olduğu söylenen MİT'in yabancı istihbarat servisleriyle "terörle mücadele" alanında işbirliği içinde olduğunu resmen doğrulamış, bu konudaki dezenformasyonun çanına ot tıkamış bulunuyor. Ellerine sağlık!..
İsrail dostu satılmış darbeci askerlerin "İrtica PKK'dan (bebek katili teröristlerden) daha tehlikelidir (asıl terörist bunlar)" diyerek memlekette terör estirdikleri 28 Şubat sürecinin "millileşmemiş" MİT'inin neler yapabileceğini ise düşünmek bile istemiyorum.]
*
ARSLAN BULUT'UN (11 YIL ÖNCEKİ) 6 OCAK 2015 TARİHLİ YAZISI
AKP’nin kuruluş sırları!
AKP’nin bir Amerikan projesi olarak kurulduğunu, kuruluş tarihinden itibaren belgeleriyle sergiledik ve bu konuda kimse bize cevap veremedi. Bugünlerde, gerek Saadet Partisi gerekse Büyük Birlik Partisi’nden, aynı projenin Necmettin Erbakan ve Muhsin Yazıcıoğlu’na da teklif edildiği ancak onların kabul etmediği yönünde açıklamalar geliyor. Bu açıklamalar, olaylarla örtüşüyor ama iki lider hayatta olmadığı için doğrulatma imkanı yok.
***
Fakat 2003 yılında Esat Coşan’ın ölümü ile ilgili haberlerimiz, konuya biraz ışık tutuyor.
Esat Coşan, öldürülmeden kısa bir süre önce, 1998 yılında Sağduyu adlı bir gazete kurduruyor ve bu gazetede İslamcı, Milliyetçi ve solcu görüşlerin bir arada seslendirilmesini istiyordu. Bu gazete, yeni bir partinin zeminini oluşturacaktı. Bugün AKP olarak ortaya çıkan yapılanmayı, Türk-İslamcı bir çizgide Esat Coşan kuracaktı. Uygulamada, bu politika hayata geçirilemiyor ve bunun yerine başka gazetelerde İslamcı-eski Marksist ittifakı kuruluyordu. Esat Coşan, Sağduyu gazetesi ile başlattığı hamlesini bir siyasi parti kurarak veya mevcut siyasi partilerden birinin yönetimini ele geçirerek büyütmeyi düşünüyordu. Kendilerine en yakın gördükleri parti Büyük Birlik Partisi idi. Dolayısıyla ilk kongrede Büyük Birlik Partisi’nin yönetimine cemaatten iki kişi yerleştiriliyordu. Bunun Muhsin Yazıcıoğlu’nun bilgisi dışında gerçekleşmesi söz konusu değildi.
Fakat 28 Şubat süreci, böyle bir yapılanmaya izin vermedi.
***
Türkiye’deki tarikat ve cemaatler içinde, en önemli grubu oluşturan İskenderpaşa cemaati, Coşan’ın ölümünden sonra tam bir dağınıklık içine girdi. Zaten daha önce de cemaatin başka liderlerine yönelik saldırılar yapılmıştı. Coşan’ın ölümünün ardından gücü zayıflayan cemaat, AKP ile iyi ilişkiler içine girdi. Cemaat tamamen AKP’ye yönlendirildi. ...
Tarikat ve cemaatleri, AKP etrafında toplamak kendiliğinden olmuyordu. Lider durumundaki bütün kişilere para dağıtılıyor ve AKP’ye destekleri alınıyordu. Para, Soros Vakfı vasıtasıyla Türkiye’ye aktarılıyordu.
... CIA, “... Radikal İslam’ı tamamen ele geçirerek bir taşla iki kuş vuralım” görüşünde karar kıldı.
ABD’deki görüşmelerde, Kıbrıs’ta ortaya çıkarılacak Annan Planı’na ve ABD’nin Irak müdahalesine destek verilmesi kaydıyla, AKP’nin destekleneceği vaadi verildi, Görüşmeler, doğrudan Tayyip Erdoğan ile yürütülüyordu. Daha il başkanıyken görüşmeye başladıkları Tayyip Erdoğan’ı ABD’ye davet ederek, tek başına iktidar formüllerini sunmaya başladılar.
***
AKP iktidarının önündeki en büyük engel olan Nakşibendi cemaatinin lideri Esat Coşan zaten ortadan kaldırılmış, cemaati darmadağın edilmişti. Esat Coşan, Türk-İslamcı’ydı ve Erbakan ile fikir ayrılıkları bu yüzden oluşmuştu. Esat Coşan’ın Erbakan’dan çok daha radikal bir şekilde Türk kimliğini dışlayan Tayyip Erdoğan’ın başında bulunduğu bir hareketi desteklemesi söz konusu olamazdı. Esat Coşan’ın, Avustralya’da CIA’nın talebiyle İngiliz gizli servisi tarafından kaza süsü verilerek öldürülmesi, Tayyip Erdoğan’ın önünü açmıştı.
(https://www.yenicaggazetesi.com/akpnin-kurulus-sirlari-383669h.htm)
(NOT: Arslan Bulut'un bazı iddiaları yanlış. Başka yazılarımızda açıklamıştık, tekrarlamayacağız.
Büyük Birlik Partisi yönetimine verilen iki kişiye gelince..
Bunlardan birinin, Av. Kemal Yavuz Ataman olduğunu biliyorum. Bunun Esad Efendi'nin telkini ve görevlendirmesiyle olduğunu zannetmiyorum. Ama ondan (veya oğlu Nureddin'den) mutlaka izin almıştır. Bunun, yedi yıl mesai arkadaşlığı yaptığım Ataman'ın kendi siyasal eğilim ve tercihinin bir ürünü olduğunu düşünüyorum.
Kastedilen ikinci isim, muhtemelen, 43 yıldır tanıdığım Yozgat-Sorgun'lu Av. İsmail Durak Ünlü.. Aralık 1995 seçiminde Mesut Yılmaz'ın başında bulunduğu Anavatan Partisi'nden Yozgat milletvekili olmuştu. Bunun için Esad Efendi'den izin aldığını biliyorum, fakat emir almamıştı. Daha sonra Mesut Yılmaz 28 Şubat darbecilerine destek verince, Esad Efendi ondan, darbecilere tepki gösteren Hasan Celal Güzel'in partisine katılmasını talep etmişti. Ancak bunu haber alan Muhsin Yazıcıoğlu "Bizim partimize katılsın" diye Esad Efendi'ye ricada bulunmuş ve Ünlü böylece BBP'li olmuştu. Böyle biliyorum.)
*
ESAD COŞAN HOCA'NIN OĞLU-VARİSİ NUREDDİN'İN AÇIKLAMASI:
4 ŞUBAT 2001'İ, YANİ ESAD EFENDİ'NİN ÖLÜMÜNÜ TASARLAYAN VE UNUTTURANLAR KAHROLMUŞMUŞ
TAMAM DA, SADECE TARİH VERİP ŞİFRELİ KONUŞMAKLA SEN DE "UNUTTURANLAR" KERVANINA KATILMIŞ OLMUYOR MUSUN?
ESAD EFENDİ'Yİ ÖLÜM DEĞİL DE DOĞUM YILDÖNÜMLERİNDE ANMA İCADI ÇIKARMANIN DA BU UNUTTURMANIN BİR PARÇASI OLMADIĞINDAN EMİN OLABİLİR MİYİZ?
"NE ŞİŞ YANSIN NE KEBAP" HESABI BİR TARAFTAN ERDOĞAN'A "AZİZ BAŞKANIM" DİYEREK YAĞ ÇEKERKEN DİĞER TARAFTAN ÖRTÜLÜ OLARAK "SENİ CUMHUR İTTİFAKININ BİLEŞENİ OLDUĞUN İÇİN DESTEKLİYORUM" MESAJINI VERİYOR VE BÖYLECE ASIL SADAKATİNİN MHP'YE OLDUĞUNU ZIMNEN AÇIKLIYOR.
MHP'YE OLAN BU SADAKATİNİN "MİT'E DERİN BİAT AYSBERGİNİN" SU ÜSTÜNDEKİ GÖRÜNEN KISMI OLDUĞUNU DÜŞÜNENLER DE ÇIKACAKTIR İSTER İSTEMEZ.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder