CÜBBELİ MARKA HÜKÜMDAR DALKAVUKLUĞU VE ÖZEL SİPARİŞ ADRESE TESLİM "FARZ" İMALATI

 






Önce bir haber:

“Cübbeli Ahmet Hoca: “Cumhurbaşkanımıza itaat farzdır”

"Cübbeli Ahmet Hoca, “şu anda yetkili başkomutan Cumhurbaşkanımızdır, ona itaat edilmesi farzdır” dedi.

"23.07.2016 17:44

"Kamuoyunda “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü “şu anda yetkili başkomutan Cumhurbaşkanımızdır, ona itaat edilmesi farzdır” dedi.

"İstanbul Kısıklı’da darbe girişimine karşı 15 Temmuz darbe girişimi gecesi Erdoğan’ın açıklamalarını beklediklerini ardından harekete geçtiklerini söyleyen Cübbeli, ayetlerin yetkililere itaati farz kıldığını söyledi. Cübbeli “şu anda yetkili başkomutan Cumhurbaşkanımızdır, ona itaat edilmesi farzdır” dedi.”

(http://odatv.com/cumhurbaskanimiza-itaat-farzdir-2307161200.html)

*

Şimdi, bu bir haber midir?

Cübbeli böyle konuşmuşsa konuşmuş, ne önemi var?

Ama haber oluyor, çünkü Odatv’nin “İstemez, yan cebime koy” havalarında vermek istediği mesaj, tam da Cübbeli’nin söyledikleri.

Odatv “Erdoğan’a itaat farzdır” dese millet gülecek, "Siz farzdan, vacipten, sünnetten ne anlarsınız, bu işler size mi kaldı" diyecekler, onun için çorbaya Cübbeli marka nane ilave ediliyor.

Dedikleri otuzyedi (37), fakat anlaşılmasını istedikleri “O tuz yedi”.

Tezgâh şöyle işliyor olabilir mi: Önce derin mahfillerde Cübbeli’ye ev ödevi ya da sipariş verilir, “Hoca, şöyle bir fetva ver, bir porsiyon laiklik (siyasal dinsizlik) üstü az vacip ya da farz olsun” denilir. Cübbeli mutfakta siparişi hazırlar, servis işi ise Odatv’ye ve benzerlerine düşer.

Ahir zamanın laik (siyasal dinsiz) ve de Kemalist devletinin cübbelisi olmak böyle bir şey.

Cübbe, tam kıvamında bir laik farz-vacip icat edilmesi için şart... İçinde cübbe baharatı olmazsa pişirilen fetva tatsız tutsuz, hatta acı oluyor, insanın boğazından geçmiyor.

Cübbenin yanına sihirli değnek faslından bir tutam asa (baston), yeşillik babından takke, ve de çömlekgillerden bir demet şalvar eklenirse ortaya öyle bir fetva çıkıyor ki, tadından yenmiyor.

*

Cübbeli’nin demesi gereken şuyken, demez: “Cumhurbaşkanımız’ın devlet başkanı sıfatıyla Allahu Teala’ya itaat etmesi, ülkede Şeriat’i uygulaması farzdır. Buna gücü yetmiyorsa bile ona zemin hazırlayacak adımlar atmalıdır.”

Şunu da demez: “Cumhurbaşkanımız’ın, hep söylediği gibi Allah’tan başka kimseden korkmadığına göre, derhal Anayasa’yı ve yasaları, elinden geldiği kadarıyla Kur’an ve Sünnet’e uygun hale getirmesi farzdır.”

İşin aslına gelelim..

Bugünün Türkiye’sinde herhangi bir cumhurbaşkanı’na itaat “farz” değildir, yetkili olduğu konularda itaat etmek “yasal” bir düzenlemedir, yani yönetici hale gelmiş olanların yönetilen olarak kalmış olanlara bir buyruğudur.

[Hayat imtihanı böyle, kimine padişah kaftanı düşer, kimine de çoban kepeneği..

“Fakat insana bir zarar dokunduğu zaman bize yalvarır; sonra kendisine tarafımızdan bir ni'met verdiğimiz zaman: “(Bu) bana ancak (bendeki) bir bilgi sâyesinde verildi” der. Hayır! O bir imtihandır; fakat onların çoğu bilmezler.” (Zümer, 39/49)]

Bugünün yasaları, büyük ölçüde din dışı (İslam dışı) yasalardır. Yasaların dine (İslam’a) uygun olması hususu yasama faaliyeti sırasında dikkate alınan bir husus değildir. Tam aksine, anayasal bir ilke olan laiklik (siyasal dinsizlik) gereği, dinin (İslam'ın) dikkate alınmaması gerekli görülmektedir.

*

Benzer şekilde, laiklik (siyasal dinsizlik) gereği, cumhurbaşkanına itaatin (ve de diğer yasalara uymanın) farzla, vaciple, sünnetle bir alâkası yoktur.

Alâka kurmak, devleti din kurallarına uydurmak anlamına geleceği için Anayasa’ya aykırıdır ve anayasal düzeni yıkma ya da değiştirme çabası olarak değerlendirilmeye elverişlidir.

Ne yazık ki Türkiye farzlarla, vaciplerle, sünnetlerle yönetilmiyor. Ali Rıza ile Zübeyde’nin ölmüş oğlunun (çoğu bilim ve felsefe açısından ilkesizlik ve mantıksızlık anlamına gelen) ilkemsileriyle yönetiliyor.

(Mesela devrimcilik diye bir ilke olmaz. Her sabah kalkıyorsunuz, devrimcilik olsun diye birşeyleri devirmeye koyuluyorsunuz, böyle birşey olabilir mi?! 

Adalet bir ilke olduğu için onun bakanlığı olur, fakat bir devrimcilik bakanlığı olmaz. İsterseniz deneyin, ufaktan bir “devrimcilik genel müdürlüğü” kurun, bakalım neleri devireceksiniz.)

*

Cübbeli vatandaş, aktardığımız sözleriyle Erdoğan yağcılığında (hükümdar dalkavukluğu alanında) kırılması imkânsız bir rekora imza atmış durumda.

Bu vadide onu geçebilecek başka bir yağdanlık hoca artık çıkmaz, çünkü bundan sonrası Erdoğan’ı (masum peygamber gibi) “eleştirilemez” ilan etmek olabilir ancak. 

Üstelik Cübbeli o makamı Selanikli Mustafa Atatürk’e tahsis etmiş durumda.. Erdoğan'dan bile bir parça esirgiyor. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

CÜBBELİ MARKA HÜKÜMDAR DALKAVUKLUĞU VE ÖZEL SİPARİŞ ADRESE TESLİM "FARZ" İMALATI

  Önce bir haber: “Cübbeli Ahmet Hoca: “Cumhurbaşkanımıza itaat farzdır” "Cübbeli Ahmet Hoca, “şu anda yetkili başkomutan Cumhurb...