Mevlana Celaleddin rh. a.
(Mesnevî, 4. cilt)
3650 – Yine onu, o uykusundan uyandırırlar; kendi haline alaylı
güler:
“Rüyada
çektiğim ne üzüntüydü? Doğru halleri nasıl unuttum?
O üzüntü ve hastalığın uyku işi, hile ve hayal olduğunu nasıl
bilemedim?”
Dünya hayatı,
uyuyanın rüyası gibidir; uyuyan kişi, bunun sürekli
olduğunu zanneder.
Sonuçta
ansızın ecel sabahı doğar, zan ve hile karanlığından kurtulur.
3655 – (Cennetlik, Cennet'teki) Kalış mekanını ve yerini
görünce, o üzüntülerinden dolayı kendisini gülme tutar.
Dünya rüyasında gördüğün iyi ve kötü her şey, mahşer
günü birer birer belli olacak.
Bu dünya uykusunda yaptığın, (ahiretteki) uyanıklık anında sana
görünür;
Neticede bu yaptığının, (sadece dünyadaki) bu rüyada kötü yapmak
olduğunu ve (ahirette) senin için yorumu bulunmadığını sanmayasın.
Ey esire zulmeden! Hatta
(dünyadaki) bu gülüş, (ahirette) tabir gününde ağlama ve
(soluyarak) nefes alış veriş olur.
3660 – (Rüyadaki) Ağlama, dert, keder ve
inleyişini (tabirce) uyanıklığında sevinç bil (Kahkahayla
gülmeyi de üzüntü).
Ey Yusufların derisini yırtan! Bu ağır uykudan kurt
olarak kalkarsın.
Senin huyların birer birer kurt olur, öfkeyle uzuvlarını parçalar.
Kan, (öldürülenin) ölümünden sonra uyumaz; kısas olarak öldürülsen bile, “Ölürüm (cezamı dünyada çekmiş olurum) ve (ahirette) kurtulurum” deme!
Dünyadaki bu peşin kısas cezası, hilekârlıktır; (ahiretteki)
kısasın darbesine göre bu, oyundur.
3665 – Bundan dolayı Allah, dünyaya oyun adını vermiştir;
çünkü o cezaya göre, bu ceza oyundur.
Bu ceza, (dünyada insanlar arasındaki) savaşı ve fitneyi
söndürmek içindir. O, (ahiretteki ceza) hadım etmektir, buysa (dünyadaki kısas
ise sadece) sünnet etmek gibidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder