https://archive.org/details/ruyet-i-hilal-risalesi_202403
RU’YET-İ
HİLAL
RİSALESİ
Dr.
Seyfi SAY
İÇİNDEKİLER
GÜN'DEN,
HAFTADAN, AYDAN, ZAMANDAN, ÇAĞDAN HABERSİZLERE "ZAMAN" VE TAKVİM
DERSİ 3
DİYANET İLMİHALİ’NİN
YAZARLARINA BAYRAM GÜNÜNÜN TESPİTİ KONUSUNDA BİRKAÇ SORU 10
RÜ’YET-İ HİLAL
MESELESİNİ ANLATAMADIK GİTTİ 26
UÇAK ZAMANDA YOLCULUK YAPIP NASIL GEÇMİŞE GİTTİ? (RAMAZANIN BAŞLANGICI,
TAKVİM VE HİLALİ GÖRMEK) 29
AKLA ZİYAN
BAYRAM BİRLİĞİ (TAKVİM BİRLİĞİ) HURAFESİ 38
AYNI GÜN BAYRAM İŞGÜZARLIĞI YA DA TAKINTISI 47
BAYRAM
GÜNÜ KONUSUNDA TOPU TACA ATMA! 66
KARAMAN’IN “AYNI GÜNDE ORUÇ
VE BAYRAM” HURAFESİ 71
ASTRONOMİK CEHALETİN AYNI GÜN ORUÇ VE
BAYRAM TAKINTISI 77
MODERN CEHALET: BAYRAM (TAKVİM)
BİRLİĞİ HURAFESİ 83
*
GÜN'DEN, HAFTADAN, AYDAN, ZAMANDAN, ÇAĞDAN HABERSİZLERE "ZAMAN"
VE TAKVİM DERSİ
Önce şunu
söyleyelim:
Müslümanlar'ın Güneş
takvimi çerçevesinde "birlikte oruca başlamaları"ndan,
"birlikte bayram etmeleri"nden söz edenlerin ne Dünya'nın
yuvarlaklığının ne anlama geldiğinden haberleri vardır, ne "gün"
kavramının hakikatine dair bir idrak sahibidirler, ne "zaman"
kavramı hakkında bir fikirleri bulunmaktadır, ne de takvimin ne
olduğunu anlayabilmişlerdir.
Güneş
takvimi ile kamerî takvim arasındaki farktan bile haberleri bulunmamaktadır.
Söz konusu
olan oruca 1 Ramazan'da başlamaktır, Güneş takvimine göre şu
veya bu günde değil.
Güneş
takvimi günü zaten Dünya’nın her yeri için aynı değildir.
Mesela
Japonya'nın 11 Mart'ı ile Türkiye'ninki, Türkiye'nin 11 Mart'ı ile ABD'ninki
örtüşmez.
Aynı an içinde Japonya'da takvimler 12
Mart'ı gösterirken ABD'de 11 Mart'ı gösterebilir.
Bu, dünya
milletlerinin "11 Mart'ı birlikte yaşayamamaları"
değildir.
Dünya
yuvarlak olduğu için 11 Mart'ı ancak bu şekilde idrak edebilirler.
*
Aynı durum 1
Ramazan için de geçerlidir.
Mesele
Müslümanlar'ın 1 Ramazan'da oruca başlamalarıdır.
Bu 1 Ramazan
farklı beldelerde farklı zaman dilimlerine karşılık gelir. İmsak ve
iftar saatlerinin farklı oluşunun sebebi budur.
Mesela 1
Ramazan günü akşam Vanlılar iftar ettiğinde orada artık takvim 2 Ramazan'ı
gösterir. Çünkü kamerî takvimde gün akşam ezanıyla yani Güneş'in batışıyla
başlar.
O sırada
Güneş takvimine göre gün aynı olmaya devam eder.
Vanlılar
iftar vakti 2 Ramazan'ı yaşadıkları sırada İstanbul'da hâlâ takvim 1 Ramazan'ı
göstermektedir. Çünkü orada Güneş batmamıştır.
İşte aynı
anda (ve Güneş takvimine göre aynı günde) memleketin doğusu 2 Ramazan'ı
yaşarken batısı 1 Ramazan'ı yaşamaya devam eder.
Bu iki
beldenin kamerî günlerini Güneş takvimi çerçevesinde aynı güne denk getirmeye
çalışmak ya da "Niye böyle oldu ki?" diye dertlenmek tabiî ki tam
budalalıktır.
*
Üstelik
Güneş takviminde gün, gece yarısı saat 12 gibi kafadan atma,
uydurma bir anda başlar, kamerî takvimdeki gibi "doğal" bir olaya
dayanmaz.
Dolayısıyla
bir beldenin 1 Ramazan'ı Güneş takvimi çerçevesinde farklı günlere tekabül
edebilir.
Doğal bir
olayla belirlenen günü kafadan atma bir kritere göre belirlenen güne uydurmaya
çalışması için insanın geri zekâlılık katsayısının kaç olması gerekir?
Daha buna
bile kafası basmayan ilahiyatçı taifesine, kendisini allâme-i cihan zanneden akademik
budalalara, entel dantel düşünür havalarında aleme nizamat veren boş beleş
ukala kalem sahiplerine bakıp üzülmemek mümkün değil.
Kelimenin
tam anlamıyla som ve saf cahil olmanın yanı sıra
düşüncesizliği meziyet ve fazilet, hatta entellik zannetmek gibi tuhaf bir
arızaları var.
Kafalarının
içinde beyin mi var yoksa saman mı, belli değil.
Bir
beyinleri varsa (Ki olması lazım), bunlara hiçbir şey öğretmeyi
başaramayan Türk eğitim sisteminin insanları kafalarını kullanamaz hale
getirdiğini kabul etmek gerekiyor.
Çok yazık..
*
Ramazan ayının
başlangıcının tespitinde astronomik durum değil, Ay’ın fiilen (çıplak
gözle) görülmesi önem taşır.
Mesela sabah
Güneş ufuk çizgisinin üstüne gelmiş olduğu halde biz ancak sekiz dakika sonra
görmeye başlarız. Bu sekiz dakika içinde Güneş doğmamış kabul edilir ve sabah
namazı kılınabilir, çünkü Güneş'i o sırada görmüyoruz, çünkü onun yeni konumunu
gösteren ışık bize ulaşmadı.
Aynı şekilde
akşam da Güneş ufuk çizgisinin altına indiği halde biz daha sekiz dakika görmeye
devam ederiz. "Gerçekte Güneş battı, o halde akşam namazını
(ikindi değil) kılabiliriz" denilemez.
(Normal bir
akıl yürütüşle olayın böyle olması gerekiyor da, denildiğine göre, sabah Güneş,
ufuk çizgisinin altında olduğu halde, atmosferin/havanın su gibi ışığı kırması
yüzünden, doğmuş gibi görüyormuşuz. Akşam da görülmemesi gereken zamanda bile,
aynı kırılma yüzünden görmeye devam ediyormuşuz. İşte burada da yine gerçek "konum"u değil, "görülebilme"yi esas almak durumundayız. Ancak bu, "görme"nin ne zaman mümkün olacağının "hesap"la tesbit edilebilmesine engel değil.)
*
Kamerî
ayların durumu da böyledir.
Nasıl her
beldenin sabah namazı vakti farklıysa, bir belde sabah namazını kılarken diğeri
öğle namazını kılma durumunda olabiliyorsa, Ramazan ayının başlaması da farklı
beldelerde farklı olabilir.
İstanbul'dakinin,
"Şu kadar saat sonra Pasifik'te hilal görülebilecekmiş" diyerek oruca
başlaması, kendisi için akşam namazının vaktini Pasifik'te batan Güneş'e göre
belirlemesi gibi abes birşeydir.
Japonya'daki
adam, hava kapalı olsa ve hilali göremese bile, "Hesaba göre hilal
şu kadar saat önce Pasifik'te görülmeye başlandı, hava açık olsaydı biz de
görecektik, dolayısıyla hilali gördüğümüzü varsayabiliriz" diyebilir,
fakat İstanbul'daki, görmediği, göremeyeceği hilal için
Pasifik'teki görülmeyi baz alamaz.
Bu meselenin
"mezhepler" çerçevesindeki durumunu ve ihtilaf-ı metali'
konusunu bu kitapçığın ilerideki sayfalarında anlatmaya çalıştık.
İhtilaf-ı metali' dikkate alınmaz diyenlerin bu fetvayı verdikleri sırada ulaşım
ve iletişim bugünkü gibi değildi, çok kısa mesafeler söz
konusuydu. Günümüzde ihtilaf-ı metali' dikkate alınmadığında, bazı yerler
için, imsak vakti geçtikten sonra Ramazan'ın girmesi söz
konusu olmaktadır. Bu, mesela öğle namazını vaktinden önce, farz hale gelmeden
önce kılmak gibi birşeydir. Bayramda durum daha kötüdür, çünkü Ramazan'ın farz
olan son gün orucunu tutmama, bayram yapma durumu ortaya çıkar.
*
Güneş
takvimi çerçevesinde
belirlenen gün, "kamerî takvim eksenli
ibadet" için zaman tayininde dikkate alınmaz.
Zaten o “gün”,
kendi içinde (küresel ölçekte) bir belirsizlik ve karmaşa barındırmaktadır. Mesela
Japonya'nın 11 Mart günü ile bizimki aynı saatte başlayıp bitmez. 11 Mart günü
akşam biz hâlâ 11 Mart'ı yaşarken Japonya'da gün 12 Mart'tır.
ABD ile
Japonya'nın 11 Mart'ının örtüşme durumu ise çok daha azdır. ABD'nin 11
Mart'ının büyük kısmı Japonya için 12 Mart'tır.
Hani takvim
birliği, hani gün birliği?
Yani bizim
"gün"ümüz ile Japonya'nınki, ABD'ninki vs. tıpatıp örtüşmez.
Onların mesela 11 Mart'ı ile bizim 11 Mart'ımız aynı zaman dilimine
tekabül etmez.
Böyle bir
durumda biz, mesela, "Japonya'da şu sıra 12 Mart gününe geçildi, o halde
biz de İstanbul'daki günü artık 12 Mart kabul edelim" diyor muyuz?!
Herkesin 12
Mart'ı kendisine..
Burada
önümüze bir soru geliyor: Diyelim ki 1 Ramazan'ı Güneş takvimindeki bir güne
sabitleme işgüzârlığı ve budalalığına kalkıştınız, o günü hangi ülkeye göre
belirleyeceksiniz, kiminkini alacaksınız, Japon'unkini mi, Türk'ünkini mi,
Amerikalı'nınkini mi?
Demek ki
bizim 1 Ramazan'ımız ile Japonya'nınki, Pasifik'inki (rü'yet durumuna göre)
farklılık gösterebilir.. Bunları (Güneş takvimini esas alarak) birleştirmeye
çalışmak cahilliktir ve "din'le oynamak"tır.
Bu tür
kendisinden, dünyadan ve zamandan habersiz ukala cahilleri tekfir etmek
tabiî ki yanlış olur, fakat düşüncesizlikte yekta birer "cahilliğiyle mutlu
budala" olduklarını yüzlerine söylemekte ve kendilerini tanımalarına
yardımcı olmakta yarar vardır.
Nasıl bazı
bozuk makinalar şöyle bir vurulduğunda çalışabiliyorsa, bakarsın bunlara bu
şekilde sertçe dokunmak da kafalarının çalışmaya başlamasına neden olabilir.
*
Burada temel
sorun, Kamerî takvimin Güneş takvimine uydurulmaya çalışılması..
Dehşet
verici bir cehalet, korkunç bir Batı taklitçiliği marazı.. "İbadet"
alanında (şuursuzca) yapılan bir "Batı taklitçisi takvim devrimi".
Oysa bu iki
takvim birbirine uydurulamaz.
Değil
birbirleriyle uyumlu olmaları, Dünya'nın yuvarlak oluşundan dolayı bu
takvimlerin "gün"leri kendi içinde de beldeye göre farklılık
gösterir.
*
Ancak, şu
türden itirazlarda bulunanlar var:
“Bu
Astronomik görüş haritaları ve hesapları da sıkıntılı. Ben bazı şeyler
okumuştum internette. Görülmesi imkansız denildiği zamanlarda çok görüldüğü
vaki olmuş. Danjon limit diye bir şey var mesela. Adam 1930'lardaki verilerden
7 derece diye bir şey uydurmuş, hâlâ ona binaen 7 derecenin altı görülemez diye
hesap yapılıyor.”
Hesaplarda
hata olabilir, mümkündür.
Biz (tıpkı
namaz vakitleriyle ilgili olarak yapılan ve takvimlere yazılan hesaplar gibi)
doğru olduklarını varsayarak konuşuyoruz. Anadolu’daki tabirle “hesapçıların
yalancısıyız”.
Ancak, her
gördük diyene itibar edilir mi, o da ayrı bir mesele..
*
Not: Bu
kitapçıkta savunduğumuz tezin haklı ve doğru olduğu kanaatini taşıyoruz,
bununla birlikte, verdiğimiz bazı teknik bilgiler hata içeriyor olabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder