SAVAŞA SON VEREN KAÇIŞ: SELANİKLİ ATATÜRK’ÜN FİLİSTİN FİRARI

 






(https://tarihtahkik.com/2021/06/13/7inci-ordu-kumandani-mustafa-kemal-pasanin-pek-bilinmeyen-bir-gayesi-askeri-ihtilal/)


Selanikli Atatürk’ün kadim dostu (İngiliz ajanı) Aubrey Herbert, büyük istihbaratçıydı.

1917 yılında Osmanlı Hükümeti’ndeki bir kanadı (müttefik Almanya’yı “satarak”) İngilizler’le münferit (tek başına) bir barış yapmaya ikna etmiş, kendi hükümetinin de neredeyse rızasını almış bulunuyordu.

Mehmet Hasan Bulut şunları yazıyor:

“Bir hafta içinde Cenevre, Interlaken ve Bern’de İngiliz taraftarı Türklerle görüştükten sonra Aubrey, dönüş için gara gitti. İstasyonda, İtilaf devletlerinin (İngiltere, Fransa ve İtalya’nın) kendi arasında bir konferans yaptığı Paris’e gidecek treni beklerken, birisi eline Fransızca bir not tutuşturuverdi. Notta anti-Enver grubunun [Almanya yanlısı Enver’e karşı olanların] sulh (barış) şartları yazıyordu. Aubrey, 25 Temmuz sabahı vardığı Paris’te Hükümetin Hâriciye Nâzırı (İngiltere Dışişleri Bakanı) Balfour ile görüştü. Balfour duyduklarına sevindi, fakat Aubrey’in, görüştüğü kimsenin, yani Prens Sabahaddin’in adını saklamasına bozuldu. Aubrey ardından Başvekil (İngiltere Başbakanı) Lloyd George ile görüştü. Akşam Concorde Meydanında çaylarını yudumlarken Aubrey, Başvekile notlarını okudu. Ardından tren istasyonunda eline tutuşturulan nota ve yaptığı görüşmelere dayanarak Hâriciye Nezâreti (Dışişleri Bakanlığı) için iki rapor hazırladı ve Londra’ya döndü. Üç gün sonra tekrar Balfour ve Robert Cecil ile görüştü. 3 Ağustos’ta Harp Kabinesi (Savaş Hükümeti) Aubrey’in raporlarını okudu ve kabul etti.”

(Mehmet Hasan Bulut, İngiliz Derviş: Yeni Türkiye’nin Doğuşu ve Aubrey Herbert, 4. b., İstanbul: IQ Kültür Sanat Yayıncılık, 2018, s. 328-9.

*

İngiltere Hükümeti, Osmanlı ile barış yapılmasını kabul etmişti, fakat ortada Filistin sorunu vardı.

Böyle bir barış yapıldığında, Filistin Osmanlı’nın (Türkiye’nin) elinde kalacaktı.

Bu, Siyonistler için kabul edilebilir birşey değildi.. İsrail devleti hayallerinin ertelenmesi anlamına gelecekti. Ayrıca, Lord Curzon’un gelecek projeksiyonuna da aykırıydı.

Bulut, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İsviçre görüşmeleri, Aubrey ve Anglofil (İngiltere yanlısı) İttihâtçı dostlarının harp boyunca yakaladıkları en büyük şanstı. Ama Mark Sykes başta olmak üzere Siyonistlerin itirazları yüzünden münferit sulh ihtimâli bir kez daha ertelendi. İngiltere buna sebep olarak, Türk Hükümetinin münferit bir anlaşma yapamayacak kadar Almanya’ya bağlanmasını, Filistin’deki operasyonların henüz maksadına ulaşmamasını, yani, bir Yahudi devletinin kurulacağı Kudüs’ün daha alınmamış olmasını ve Fransa, İtalya ve Yunanistan’ın Anadolu Türkiyesi için farklı planları olmasını ve eğer şimdi sulh yapılırsa bu planların yatacak olmasını gösteriyordu.” (s. 330)

*

Aslında Fransa, İtalya ve Yunanistan’ın “Anadolu Türkiyesi ile ilgili farklı planları” İngiltere’nin umurunda değildi.

Lord Curzon patentli kendi planının peşindeydi ve “Fransa, İtalya ve Yunanistan’ın Anadolu Türkiyesi ile ilgili farklı planları”nı kendisinin mega planı için bir kaldıraç olarak kullanacaktı.

Bu gerçeği, Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı, İstiklal Harbi’nin Batı Cephesi Komutanı, Selanikli Atatürk’ün can ciğer kuzu sarması dostu Orgeneral İsmet İnönü, 1973 yılında, cumhuriyetin ilanının 50’nci yıldönümü vesilesiyle verdiği demecinde şöyle açıklayacaktı:

"İstiklâl mücadelesinin başarısı da esasında İngilizlerin buna karar vermesi ve diğer müttefikleri de bunu kabule mecbur etmesiyle mümkün olmuştur."

(Milliyet Gazetesi‘nin 29 Ekim 1973 tarihli sayısından aktaran Fikret Başkaya, Paradigmanın İflası, İstanbul: Yordam Kitap, 2018, s. 60.)

Aynı gerçeği (Selanikli’nin Anadolu’da tutunmasını sağlayan, başlangıçta ona kol kanat geren) Kâzım Karabekir de dile getirmiş bulunuyor:

“Merhum Karabekir, bana bir gün, Mustafa Kemal'in İngilizlerle anlaşarak Milli Mücadele'ye girdiğini, ... söylemişti.”

(Samet Ağaoğlu, Siyasî Günlük, haz. Cemil Koçak, İstanbul: İletişim Y., 1992, s. 219.)

Evet, İngilizler, Selanikli zampara Atatürk’ü Black Jumbo kod adıyla işe alarak Fransa, İtalya ve Yunanistan’a tabiri caizse “kazık” atmıştı.. Göstere göstere..

*

Asıl hedef Osmanlı Devleti’nin ortadan kaldırılması ve yerine bir “Anadolu Türkiyesi”nin ikame edilmesiydi. (Bu, olacaktı.. Hatta o laik yani siyasal dinsiz Anadolu Türkiyesi, bir zaman sonra, İslam’ın yerine kendi icadı bir Anadolu İslamı ve Anadolu Müslümanlığı ikame etme teşebbüsünde bulunma cüretini de gösterecekti.)

Denklemdeki en önemli parametrelerden biri Filistin’di..

Filistin Türkler’in elinden mutlaka alınmalıydı.

Ve bu büyük hizmeti, Aubrey Herbert’in (İngiltere’de ağırlayıp onuruna yemek verdiği) samimi dostu Selanikli zampara Atatürk yapacaktı.

Filistin’de İngiliz ordusunun karşısından tek kurşun atmadan kaçacak, bütün bir cephenin çökmesine yol açacaktı.

*

Meşhur bir söz var: “Bir mıh, bir nal kurtarır, bir nal bir at kurtarır, bir at, bir atlı kurtarır, bir atlı bir savaş kurtarır, bir savaş bir vatan kurtarır.” 

Tersinden söylemek gerekirse, bir mıhın zayi edilmesi, bir vatanın elden çıkmasına yol açabilir.

İşte, Selanikli zampara, Filistin’de böyle bir faciaya imza atmıştı.

Onun ricatı (kaçışı) sadece bir cepheyi çökertmemiş, dört yıldır süren savaşlar silsilesinin de sonunu getirmişti.. Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı defterini Selanikli yüzünden yenilgi ile kapatmıştı.

Fakat bu, Osmanlı açısından sadece bir yenilgi değildi, bir ölüm fermanıydı. Osmanlı Devleti, o gün, Selanikli’nin ricat emri vermesiyle yıkılmıştı.

İstikbal İsrail’indi.


“Bayram yaptı yabanlar;

“Semâve’yi boşaltıp

“Sâve’yi dolduranlar.

“Atını hendeklerden - bir atlayışla -

“Aşırdı aşıranlar.

“Ağlasın Yesrib,

“Ağlasın Selman’lar!”


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

E-KİTAP: İBN ARABÎCİLİĞİN DUAYEN SEFALETİ

  https://archive.org/details/ibn-arabiciligin-duayen-sefaleti İBN ARABÎCİLİĞİN DUAYEN SEFALETİ     Dr. Seyfi SAY     İÇİNDEKİLE...